Peki Bu Kavanoz Ne İçin Canım? Çocuk Başını Kaldırmadan Cevapladı: “Dedeme pasta almak için… Hiç pastası olmamış.” O Kadar Saf ve Dürüst Söyledi Ki, Annesinin Boğazında Bir Düğüme Sebep Oldu Bu Sözler. Masada Az Bir Para ve Bir Avuç Bozukluk Vardı, O, Sanki Hazineymiş Gibi Onları Diziyordu. Paradan Çok, Onu Etkileyen Çocuğun Minik Yüreğiydi; Henüz Fiyatların Ne Olduğunu Bilmese de Minnettarlığın Anlamını Çoktan Öğrenmişti. Dedelerinin Doğum Günü Bir Hafta Sonraydı; Elleri Kocaman, Sessiz, Hep Veren Ama Hiç Beklemeyen Bir Adamdı. Hiçbir Şey İstemezdi. Ama Bir Gün Şakayla Karışık Şöyle Demişti: “Hiç Kendi Pastam Olmadı Benim…” Yetişkinler İçin Sıradan Bir Laftı Belki, Ama Bir Çocuk İçin Hayat Amacı Oldu. O Günden Beri: — Harçlığını Biriktirdi; — Okul Çıkışında Abur Cubur Almadı; — İki Resmini Sattı; — Akşamları O Kavanoza Bir Bozukluk Daha Attı, O Kavanoz Umutla Çınladı. Doğum Günü Geldiğinde, Masada Sıradan Bir Pastane Pastası, Yanlış Dikilmiş Bir Mum Vardı. Heyecandan Titreyen Küçük Bir Çocuk, Gözleri Yaşaran Bir Dede… O, Ne Pastanın Tadı İçin Ağladı, Ne Büyüklüğü, Ne De Fiyatı İçin. İlk Defa Hayatında, Birisi Onu Görmüş ve Sevmişti; Bu Sevgi Görünüşte Ufak, İçeride Kocamandı. Çünkü Bazen En Büyük Jestler, En Küçük Kumbaralara Sığar, Ve Gerçek Sevgi En Az Sahip Olandan Gelir… Ama En Çok Hisseden Olandır.

Bu kavanoz da ne için, canım oğlum?

Çocuk gözlerini kaldırmadan kısık bir sesle konuştu.

Dedeme pasta almak için Hiç onun bir pastası olmadı ki.

Öyle saf, öyle içten bir ciddiyetle söyledi ki, annesinin boğazında kocaman bir düğüm oluştu, ne duyduğunu tam anlayamadan önce.

Masada yalnızca küçük bir miktar bozukluk vardı; oğlan onları titizlikle dizerken sanki hazinesine dokunuyordu. Paranın kendisi değil, annesini duygulandıran; onun yaşını aşan kocaman yüreğiydi… Fiyatlardan pek anlamazdı belki ama minnettarlığın ne olduğunu öğrenmişti.

Dedesi, Ali Dede, tam bir hafta sonra doğum gününü kutlayacaktı. Elleri nasırlı, yüzü çizgilerle dolu, sessiz ve hep elindekini paylaşan bir adamdı. Hiçbir zaman bir şey istemezdi. Bir gün, laf arasında şaka yapar gibi şunları söylemişti:

Hiç kimse bana sadece bana ait bir pasta almamıştı…

Bir yetişkin için sıradan hatta unutulacak bir sözdü belki. Ama çocuk için, Melis için bu bir görev haline gelmişti.

O günden itibaren:

Harçlıklarını harcamaz, biriktirmeye başlamıştı,
Okuldan sonra abur cubur almaz olmuştu,
İki resmini küçük bir parayla satmıştı,
Ve her akşam o umut dolu kavanozuna bir bozuk lira daha atmıştı.

Ve o beklenen pazar geldi, doğum günü sabahı.

Masada basit bir pastane pastası vardı. Eğri büğrü yerleştirilmiş bir mum. Heyecandan titreyen küçük bir kız çocuğu. Ve gözleri dolan, o an çözülen bir dede.

O, pastanın tadı için ağlamadı.
Ne büyüklüğü, ne fiyatıydı sebep.

Ağladı çünkü hayatında ilk defa…
Birisi sırf onu düşünmüştü.
Sanki küçük bir sevgiyle sarmalanmış ama içi kocaman doldurulmuş bir armağan gibiydi bu.

Çünkü bazen en büyük jest,
en mütevazı kumbara kutusuna sığar.
Ve gerçek sevgi bazen en az olana gelir;
Ama en çok hissedilendir o.

Rate article
Lifequest
Peki Bu Kavanoz Ne İçin Canım? Çocuk Başını Kaldırmadan Cevapladı: “Dedeme pasta almak için… Hiç pastası olmamış.” O Kadar Saf ve Dürüst Söyledi Ki, Annesinin Boğazında Bir Düğüme Sebep Oldu Bu Sözler. Masada Az Bir Para ve Bir Avuç Bozukluk Vardı, O, Sanki Hazineymiş Gibi Onları Diziyordu. Paradan Çok, Onu Etkileyen Çocuğun Minik Yüreğiydi; Henüz Fiyatların Ne Olduğunu Bilmese de Minnettarlığın Anlamını Çoktan Öğrenmişti. Dedelerinin Doğum Günü Bir Hafta Sonraydı; Elleri Kocaman, Sessiz, Hep Veren Ama Hiç Beklemeyen Bir Adamdı. Hiçbir Şey İstemezdi. Ama Bir Gün Şakayla Karışık Şöyle Demişti: “Hiç Kendi Pastam Olmadı Benim…” Yetişkinler İçin Sıradan Bir Laftı Belki, Ama Bir Çocuk İçin Hayat Amacı Oldu. O Günden Beri: — Harçlığını Biriktirdi; — Okul Çıkışında Abur Cubur Almadı; — İki Resmini Sattı; — Akşamları O Kavanoza Bir Bozukluk Daha Attı, O Kavanoz Umutla Çınladı. Doğum Günü Geldiğinde, Masada Sıradan Bir Pastane Pastası, Yanlış Dikilmiş Bir Mum Vardı. Heyecandan Titreyen Küçük Bir Çocuk, Gözleri Yaşaran Bir Dede… O, Ne Pastanın Tadı İçin Ağladı, Ne Büyüklüğü, Ne De Fiyatı İçin. İlk Defa Hayatında, Birisi Onu Görmüş ve Sevmişti; Bu Sevgi Görünüşte Ufak, İçeride Kocamandı. Çünkü Bazen En Büyük Jestler, En Küçük Kumbaralara Sığar, Ve Gerçek Sevgi En Az Sahip Olandan Gelir… Ama En Çok Hisseden Olandır.