Sana şu hikayeyi anlatmadan duramayacağım; başıma gelenleri biri film yapsa bu kadar da olmaz derdin.
Bak nasıl bir ananın kuzusuyken iki çocuğun resmi ATMsine dönüştüm, onları sinemaya götürecek para lazım olunca hemen mesaj atan ama bayramda bir iyi bayramlar bile yazmayan iki çocuk Sadece para, başka bir şey yok.
Üç yıl önce başladı her şey. Melikeyle tanıştım şahane kadın, boşanmış, iki çocuğu var: biri 8, biri 10 yaşında. O nasıl bir gönül işiyse, gözüm karardı, bildiğin tabak çorbayı avuçla yiyen insan gibi. Melike bana habire diyordu ki;
Çocuklar seni çok seviyor!
Tabii ki seviyorlar; her hafta sonu lunapark, hamburger, dondurma Bir eksik, bir fazlam yoktu.
Neyse bir gün oturuyoruz, öyle hafif dramatik bir muhabbet açıldı. Melike birden dedi ki:
Çok içime oturuyor çocukların babasının soyadını taşımamaları Adam kabul etmedi onları, üstüne bile almadı.
Ben de tabii (akılsızın önde gideni olarak) vurdum caka:
İstersen ben evlat edineyim onları. Zaten benim canımdan can olmuş gibiler.
Bazen filmlerde durur ya zaman, fonda bir ses: Tam o anda hayatı değişti, diye Bende o ses çıkmadı, keşke çıksaydı.
Kadın mutluluktan ağlamalara boğuldu. Çocuklar bana sarılıyor Kendimi kahraman gibi hissettim, ama bildiğin safın önde gideni kahraman.
İstanbulun yarısı kadar masraf, avukatlar, dilekçeler, mahkemeler Çocuklara KARADEMİR soyadını verdim. Yani benimkini. O gece de minik evde pasta müzik mum yeni aile kutlaması! Herkes mutlu.
Altı ay geçti. ALTI!
Bir akşam Melike diyor ki:
Biz bir konuşalım Nasıl desem Hakan döndü.
Susmuşum, gözümden yaş akacak neredeyse:
Hangi Hakan?
Çocukların babası. Çok değişmiş, toparlanmış, çocuklarını özlemiş, aile olmak istiyor.
Bildiğin nutkum tutuldu.
Ne yapacaksın yani? dedim.
Bir şans vereyim diyorum. Çocuklar için, sen de anlarsın
Çok iyi anladım. Kapıda kocaman bir çıkış tabelası varmış gibi anladım.
Ama ben O ÇOCUKLARI EVLAT EDİNDİM! Onlar artık resmen benim çocuklarım!
Sonra hallederiz onu… Şimdi çocuklar için en önemli şey, aile ortamı,
dedi bana Melike.
Sonra hallederiz dediği şey elektrik faturası sanki!
Avukatım zaten o günü unutamam adama kahvesini boğazında bıraktırdım.
Her şeyi imzaladın mı?
Tam evlat edinme, evet.
O zaman babasısın. Haliyle nafaka, okul, sağlık, her şey sende.
Ama Melike’yle ayrıldık biz?
Değişmez. Baban sensin. Kanunan böyle.
Şimdi ben? Her ay Melikeye nafaka ödüyorum, kadın Hakanla birlikte benim evimde gül gibi yaşayıp çocuklara istikrarlı ortam sunuyor. Evin tapusu bende, ama ben çıkmak zorunda kaldım, çocukların psikolojisi bozulmasın diye.
Komik olan ne biliyor musun? Hakan bey, yıllarca çocukların yüzüne bakmamış; şimdi park, maç, pizza partileri O yılın babası. Ben de her ay avukattan gelen Nafaka ödendi: 15.000 e-postasını tıklıyorum. Yanında üzgün emoji koymuş. Hiç teselli etmiyor.
Geçen ay Enes bir mesaj atıyor bana:
Abi, biraz daha gönderebilir misin? Yeni spor ayakkabı istiyorum.
Hakan alamıyor mu? dedim.
O, Resmi baban sensin, ben seni kalpten seviyorum diyor.
Kalpten babalık Bankadan babalık bana düştü!
Evlat edinmede geri dönüş neredeyse imkansız; mahkeme çocuklardan vazgeçiyor diye linç eder. Arkadaşlarım bile artık gülüp geçiyor;
“Oğlum, hangi kafayla imzaladın sen bunu?
Aşık olmuştum, diyorum böyle mahcup.
Aşk tamam da, insan beynini kapatmaz ki, derler.
Bundan sonra biriyle tanışır, onların çocuğu olur da sıcak davranırsa, içimden bağırmak geliyor:
İMZA ATMA! Dayı ol, amca ol ama sakın imza atma!
Annem tek bir cümleye sarıldı:
Aşk seni enayi etmiş.
Beni öyle bir sarıldı ki, kalbim bir daha kırıldı.
Dün yine dosdoğru Ekstra: okula kayıt 3.000 geldi. Ekstra… Okul sanki her yıl sürprizmiş gibi.
Melike mutlu aile pozu atıyor Instagrama, çocuklar benim soyadımla, ama yanında yıllarca ortada görünmeyen Hakan. Doruk ise (evet, 10 yaşında İnstagramı var), “Melike ve Hakan’ın kızı” yazmış biyo kısmına kalp emojili
Benim adım? Hiçbir yerde yok.
Ben anonim sponsor, bildiğin can suyu.
Şimdi tek başıma, her ay 15 bin lira daha az, iki çocuğum var; aramıyorlar, sormuyorlar, ama paraya ihtiyaç olunca yazıyorlar. Yaptığım en büyük aptallıktan başka bir şeye sahip değilim.
Sadece şunu diyebiliyorum: Sohbetlerde, Çocuğun var mı? dediklerinde, var deyip, gülerek bu hikayeyi anlatıyorum. Herkes kahkahaya boğuluyor.
Ben ise içimden gözyaşı döküyorum.
Sen hiç birine aşkla bir şey imzaladın mı? Sonrası benim gibi yıkım oldu mu? Yoksa sadece ben mi parayla soyadı tek pakette dağıtacak kadar kelek çıktım?




