Ağabeyim, annemin yengemin üzerine el kaldırdığını söylediğinde, içimde bir huzursuzluk hissettim. O anda bir şeylerin ters gittiğini anladım.
Tatilimiz sırasında, annem beni panikle aradı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor, sakinleşemiyordu. Telefonu kapattıktan sonra hemen ağabeyimi aradım, olanı biteni öğrenmek istedim. Fakat bana oldukça sert bir şekilde yanıt verdi, olup biteni zaten bildiğimi, gidip anneme kendim sormam gerektiğini, hatta annemin hak ettiğini söyledi. Ne yapacağımızı şaşırmıştık. Ben ve eşim tatilimizi yarıda kesip eve dönmeye karar verdik. Hem de biletler çok pahalı olmasına rağmen apar topar İstanbula döndük.
Eve vardığımızda annem hâlâ ağlıyor, hiçbir şekilde kendini toparlayamıyordu. Ona biraz melisa çayı yaptım, sakinleşmesi için. Sonra başından geçen o tatsız olayı anlattı. Meğer, annem işten döndüğünde gelini Zeynepi yüzü gözü morluklar içinde bulmuş. Zeynepin hamile olduğunu bildiğinden endişesi iyice büyümüş. Hemen yanına gidip, ne olduğunu sormak istemiş. Tam o anda ağabeyim Murat eve gelmiş, Zeynep birden ayağa fırlamış, çığlık atarak annemi bana vurdu diye suçlamış.
Annem şaşkın, ne olduğunu anlamaya çalışırken; Murat, Zeynepin sözlerine inanmış, öfkeyle annemi o anda evden kovmuş. Sonrasında Zeynepi hastaneye götürmüşler ama maalesef Zeynep bebeğini kaybetmiş. Murat ne bizimle ne de annemle konuşmak istemiş, hiçbir açıklama dinlememiş. Annem ise oğlu tarafından haksız yere suçlanmanın acısını yaşıyordu. Yine de annemin anlattıklarına kalbimle inanmıştım. Neyse ki, gerçeği hiç ummadığımız birinden öğrendik.
Zeynepin yakın arkadaşı Eliften öğrendiğimize göre, aslında Zeynepin planı, Muratı annesine karşı doldurup evden göndermekmiş. Hamileliğini kendi isteğiyle sonlandırmış ve bu acıklı planı uygulamış. Tüm bunları öğrenen Murat öfkelendi, Zeynepi derhal evden gönderdi ve gözleri dolu dolu annesinden özür diledi.
Bir annenin kalbi bağışlayıcıdır. Annem, yaşadığı tüm acılara rağmen Muratı sevgiyle kucakladı, oğlunu yeniden bağrına bastı. Hayat bazen en sevdiklerimizi anlamadan, dinlemeden yargılayacak kadar kızgın ve aceleci hareket etmemize neden olabilir. Fakat gerçeğin bir gün ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır; önemli olan, hakikate ulaştığımızda kalbimizde kin taşımadan, affedici olabilmektir.




