Bugün biraz içim buruk. Günlük yazmayı uzun zamandır ihmal etmiştim, ama bugün olanları yazmak iyi gelecek diye düşündüm.
Doğum günümden bir gün önce, kutlama için yemekleri hazırlamaya başladım. Eşimden rica ettim, sebzeleri soyup salataları doğrasın diye; ben de bu arada eti kızartıp diğer yemekleri hazırlamaya koyuldum. İçimden, Ne güzel, şöyle nefis, bol çeşitli bir sofra hazırlayacağım; kocaman ailemi doyuracağım, diye geçiriyordum. Doğum günü sabahı, eşimle birlikte erkenden pastaneye gidip büyükçe, taptaze bir pasta aldık, özellikle de torunlarım çok sevinsin, güzelce yesinler diye.
İlk olarak oğlum, gelinim ve torunum geldiler; peşlerinden en büyük kızım ve iki çocuğu, en son da ortanca kızım eşiyle ve çocuklarıyla geldiler. Hep birlikte sofranın etrafında toplandık, tabak çatallar şıkır şıkır, keyifli bir kalabalık oldu. Herkes yedikçe mutlu gözüküyordu, sofrada herkes için bol bol vardı. Torunlarım öyle doymuştu ki, elleri yüzleri yemek olmuş bir halde duvara değdiler; büyükler de, itiraf edeyim, masa örtüsüne bulaştırmadık leke bırakmadılar. Pastayı ve çayı getirdikten sonra, büyük kızım birden bana dönüp şöyle dedi:
Anne, masaya çok az şey koymuşsun Yedik, içtik, peki sonrası?
Yalan yok, bu sözü beni gerçekten üzdü. Diğerleri gülerek dalga geçse de, içime dokundu. Evet, çoğu zaman çocuklara bir şeyler paketleyip vermeye çalışıyorum, ama böylesine kalabalık bir aileye yetecek kadar yemek stoklamak, hazırlamak kolay değil. Küçük tencerelerim var, fırınım zaten eski, üstelik maaşım da belli; bütün emekli maaşımı bir güne harcayacak halim yok ya
Sofranın ardından mutfağa geçince, eşim düşük bir sesle kulağıma fısıldadı:
Üzülme hanım, her şey çok güzeldi de, gözlerine az geldi. Tarifleri verirsin, vakit bulunca kendileri yapsınlar. Zaten bir dahaki sefere herkes bir tabak getirir; sayımız o kadar çok, ama mutfakta yalnızca ikimiziz
Yine de içimde buruk bir sızı kaldı. Bugün bunları yazınca, insan ister istemez geçmişteki annemi hatırlıyor. O da böyle kalabalıklarda yorulur, sonra bir köşede sessizce otururdu. Belki de annelik böyle; ne yaparsan yap, hep biraz az gelir Ama yine de herkesin güldüğü, çocukların koşturduğu bir eve sahip olmak büyük mutluluk. Sana yazarak rahatladım sevgili günlüğüm; kim bilir, belki bir dahaki sefere herkes yanında kendi yemeğinden de getirir, ama o masadaki bereket, muhabbet hep sürsün dilerim.




