Kime Lazımsın Sen, Klavacığım? Dişsiz, Kısır, Soysuz Klara’ya Kim Bakar? Pavel’in Ardından 15 Yılın Hikayesi, Eski Yaraların Gücü ve İstanbul’da Bir Kadının Yeniden Doğuşu

Kime lazımsın sen? Dişsiz, kısır, soyu sopu belli olmayan Kadriye!
Kime lazımsın sen? diye bağırdı Mahmut. Sonra da tükürdü ve çekip gitti.
Kadriye, hemen pencereye koştu, birlikte tam 15 yıl geçirdiği adamın uzaklaşışını izledi. Onunla ruh ikiziymiş gibi yaşadığını sanıyordu. Ama o gidişinden önce Kadriyeye gerçekleri söyledi: Çünkü işine geliyormuş.

Aile fotoğraflarında edinilen tecrübeler
Kadriyenin evi var, yemekleri şahane, tam bir ev kadını, her şeyi Mahmut için yapmaya hazırdı.

Kadriye, pencereyi açıp ona Bırakma beni! diye bağırmayı düşündü.

Hatta öyle bir gurursuzluğa bile hazırdır; yeter ki Mahmut onunla yaşasın, birkaç gün eve uğramasa, başka biriyle zaman geçirse bile razıdır…

Çünkü 45 yaşında yapayalnız kalmaktansa bu daha iyidir. Pencereyi artık açacaktı ki, gözü tesadüfen babasının portresine takıldı. Babası askeri üniformasıyla, çenesini kaldırmış gururla objektife bakıyordu.

Kadriye birden vazgeçti. Kendinden utandı. Güçsüzlüğünden.

Son bir defa baktı, şık ve karizmatik adam paltosunu giymiş, eşyalarını alıp güzel arabasına biniyordu.

Mutfaktan geçti, koridordan yürüdü. Orada babaannesinden kalan boydan boya bir tuvalet aynası vardı.

Aynada kilolu, yorgun, gri saçlı ve solgun bakışlı bir kadın gördü.

Kadriye güzellikten yana şanssızdı. Artık sağlığı da bozulmuştu, dişleri çatır çatır kırılıyordu. Yeni dişe verecek parası yoktu çünkü Mahmuta yeni bir araba lazımdı. İşe gittiğinde de şık ve pahalı şeyler giymek mecburiyetindeydi.

Aman Kadriye! Senin Mahmut aktör gibi giyiniyor ama sende bir sarkık kazak, çağ dışı bir etek, bir iki bluz var. Ayakkabılar ezilmiş, bot yerine patik giyiyorsun. Palton ise hiçbir büyüğümüzün giymeyeceği cinsten. Menü istiyor senden, sanki restorandaymışsın gibi. Bir gün biftek, bir gün köfte, bir gün dolmalı krep, bir gün et. Bir gidip kafasını dinlese! Adamın peşinden durmadan koşulmaz, canım! diyordu iş arkadaşı ve dostu Funda.

Kadriye dinliyordu ama bildiğinden şaşmıyordu. Sonra Mahmut, Ben gidiyorum dedi. 27 yaşında, dört çocuklu bir kız için.

Genç tabii, diye iç geçirdi Kadriye.

Ama Funda araştırdı, sosyal medyaya baktı, komşulara sordu ve açıkladı:

Kızda kalite arama! Bir de seni soyu sopu belli değil diye aşağılamış! Sen aile görgünle büyüdün. O ise tam tersi. Hiç çalışmamış, çocukların hepsi ayrı babadan. Son sekiz ay içkiyi bırakmamış. Annesi desen onun da hali perişan. O yüzden gençlik laflarını bir kenara bırak. Adamlar bazen böyle tiplerden hoşlanıyor, kolay davranış ve başka nedenlerle. Ama aile bunlarla kurulmaz. Mahmuta şaşırdım doğrusu. Sen dayan Kadriye, dimdik dur!

Kadriye dayandı. Anne babasından kalma geniş bir evi vardı, hem de şehir merkezinde.

Babası sanki bir şeyler hissetmiş gibi, tapuyu öyle ayarlamıştı ki Mahmut asla o evle ilgili hak iddia edemezdi. Kadriye bir odayı kiraya vermeye karar verdi, maddiyatını rahatlatmak için.

Mahallesinde birkaç yeni site inşaatı vardı. Bir mühendis geldi kiracı olarak. Sarı bıyıklı, gayet medeni, terbiyeli bir adam. Adı Volkan Alpti. Kadriyeye dikkatlice baktı, birden dedi ki:

İstersen peşin vereyim, dişlerini yaptır. Böyle güzel bir kadının dişleri olmadan acı çekmesi haksızlık!

Kadriye utandı. Güzel olduğunu düşünmezdi ama dişlerini düzeltmek tabii ki isterdi.

Ondan ihtiyacının fazlası kadar para aldı, Sonra ödersin, sıkıntı yapma dedi Volkan. Derken kardeşi ziyarete geldi. Kadriye böylesini görmemişti.

Sarı ceket, mor pantolon, sıradışı saçlar… Adı Göksuymuş. Stilistmiş.

Hem kardeşini görmek için geldi, hem de Kadriyeyi koruması altına aldı. Kadriye misafirlerine börek sunarken, Göksu ona imaj değişikliği önerdi.

Ve gerçekten değiştirdi! Saçlarını boyadı, makyajı çok yakıştı, dişlerini düzelttirdi. Artık işe yürüyerek gidiyordu. Fazla kilolarını verdi, hatta sabahları parkta koşmaya başladı.

Nazik gülüşlü, yanaklarında gamzeleriyle neşe saçan bir kadına dönüştü. Adeta cansız bir tırtıl kozasından rengarenk bir kelebeğe evrildi.

Bir gün kapı zili çaldı. Kiracı açmaya gitti ve seslendi:

Kadrie abla, sana gelmişler!

Kapıda eski kocası vardı. Bir yılda yaşlanmış, soluk, bitkin ve ne yapacağını şaşırmış haldeydi. Eski şıklığından eser yoktu. Yanında çantalar vardı.

Ne istiyorsun? dedi Kadriye.

Kadriye onu aramaya çalıştığı günleri hatırladı. Mahmut, telefonu açmadı, sonra onu engelledi.

Şimdi ise kapısındaydı.

Ne hale gelmişsin! deyip hayranlıkla baktı Mahmut.

Kadriyeye iltifatları zerre etkili olmadı. O uykusuz geçen gecelerini, hayattan kopmasını, gözyaşlarını, paniğini aklından atamamıştı.

Off Kadriye Neler çektim bir bilsen. O kadın resmen paramı yedi. Çocuklar önce masumdu sanıyordum, sonra… Terbiyesiz, sürekli bağırıyorlar. Gelişmeleri için uğraşmıyor bile. Elinden telefon düşmüyor, yemek yok. Hazır mantı haşlıyor, bir gün makarna suya attı. Şaka mısın, makarna ya! Bana! Gömlekleri hepsini bir anda yıkadı, hepsi boyadı birbirine. Bir yıldır kendime bir şey almadım, hep onlara verdim. Deliye döndüm resmen. Kadriye Sana geldim. Seninle mutluydum, seni hep aradım. Yeniden başlayalım mı? Ne olursun? diye yalvardı.

Ama Kadriyenin kulağında hâlâ şu sözleri çınlıyordu:

Kime lazımsın sen? Dişsiz, kısır, soyu sopu belli olmayan Kadriye!

Bir daha eski kocasına baktı. Tam o sırada kapı açıldı. Volkan Alp endişeyle seslendi:

Kadriye abla, yardım lazım mı? Beyefendi ne istiyor?

Mahmut bağırdı:

Sen de kimsin?

O benim eşim Volkan, buraya bir daha gelme! dedi Kadriye ve Mahmutun şaşkın yüzüne kapıyı kapattı.

Sonra kiracıdan özür diledi. Eşim demiş buldu kendini. Volkan iç çekti ve pat diye söyledi:

Galiba zamanı geldi açıklamaların! Kadriye, seni seviyorum! Böyle harika bir kadını nasıl bırakmışlar, aklım almıyor. Benimle evlenir misin, ama gerçekten!

Volkan dulmuş. Kadriye onunla iki ay sonra evlendi. Kocası ona demet demet gül aldı, birlikte bir yazlık aldılar.

Bazen köşeden eski kocası onları uzaktan izliyor. Mahmut kendi kendine küfrediyor, nasıl böyle boş bir kadını, gerçek bir insanı tercih etmişim diye kendine kızıyor.

Ve en sonunda elinde hiçbir şey kalmamış.

Kadriye ile Volkan ise el ele sokakta yürüyorlar. Çok mutlular ve çok aşıklar. Hatta Kadriye bir bebek bekliyor!

Videomu beğendiyseniz, yorumlarınızı aşağıya bırakın ve beğen tuşuna basmayı unutmayın!

Rate article
Lifequest
Kime Lazımsın Sen, Klavacığım? Dişsiz, Kısır, Soysuz Klara’ya Kim Bakar? Pavel’in Ardından 15 Yılın Hikayesi, Eski Yaraların Gücü ve İstanbul’da Bir Kadının Yeniden Doğuşu