Annesinin Baskısından Kurtulmak: 35 Yaşındaki Mütevazı ve Çekingen Varvara’nın Hayatını Değiştiren Cesaret Dolu Kaçışı, Komşusu Anna Hanım’ın Desteğiyle Başlayan Özgürlük Yolculuğu ve Gerçek Aşkı Bulduğu Mutlu Son

Otuz beş yaşına gelmiş olan Nursel, hayatta hep sessiz kalmayı tercih etmiş, içine kapanık bir kadındı. Çocukluğundan beri kimseyle ciddi bir ilişkiye girmemişti. Üniversiteden mezun olunca bir muhasebe ofisinde işe başlamıştı, yıllardır da aynı yerde çalışıyordu.

Kendine pek özen göstermezdi, genelde bol ve eski kıyafetler giyerdi, kilosu fazlaydı, yüzünde hep bir hüzün olurdu, dudakları da aşağıya bakardı. Nurseli annesi Emine, on sekiz yaşındayken, kimden olduğu belli bile olmayan bir ilişkiden doğurmuştu; çünkü Nursel, babasını hiç tanımadı. Çocukluğunu babaannesinin yanında, bir köyde geçirdi. İlkokulu orada bitirdi, üniversiteyi kazanınca İstanbula gelip annesiyle yaşamaya başladı.

Nursel köyde büyürken, annesi Emine şehirde özgürce yaşardı, kafası eğlencede, gezmelerdeydi, çalışıyordu tabii. Erkekleri sık sık değiştirirdi, güzel ve bakımlı bir kadındı, hayatı umursamaz geçiyordu. Köye ayda bir veya iki ayda bir uğrar, Nursele bir oyuncak getirir, sonra yine hızla şehirdeki hayatına dönerdi. Babaannesi ise oldukça disiplinli, sevecenlikten uzak bir kadındı; Nursel hem ondan hem annesinden sıcaklık görmemişti.

Bugün hâlâ annesiyle aynı evde yaşamaya devam ediyordu. Elli yaşını geçen Emine hâlâ genç gösterir, bakımlı, ince ve şık bir kadındı, pahalı makyaj malzemeleri kullanır, güzellik salonuna gider, ara sıra da randevulara çıkardı. Nursel ise tam tersi; içine kapanık, fazla kilolu ve sessizdi.

O gün Nursel iş çıkışında, evraklarını mesai arkadaşı Yasemine teslim etti, o tatildeyken işlerine bakacaktı. Çıkarken içinden geçirdi: Yine yıllık iznim başladı, paramı aldım, çantama koydum. Yazık, annem yine benden parayı alacak. Tatili yine evde geçireceğim. Artık gerçekten sıkıldım. Neden kendimi savunamıyorum ki, sonuçta çocuk değilim, ama annem hâlâ beni yanında tutuyor. Her kuruşuma el koyar, maaşımı yönetemem; hayatımda hiç umut yok

Evin kapısını açınca annesi Emine koridorda onu bekliyordu.

Nihayet geldin! Aldın mı iznin parasını? Hadi bakalım, ver.

Aldım anne, diye yanıt verdi Nursel, Bir üzerimi değiştireyim önce

Daha sonra da değiştirsin

Nursel çantasını açtı, cüzdanını ararken annesi araya girdi:

Kızım, ne biçim çanta bu? Tam yaşlı gibi, perişan, hiç utanmıyor musun bir de?

Bunu duyunca Nurselin içi sızladı, gözlerinden yaşlar geldi.

Yeni bir çantaya param yok ki, anne, sen her şeyimi zaten benden alıyorsun… dedi ve kendi cümlelerine şaşırdı çünkü genelde annesine karşı bir şey diyemezdi.

Çantan değil, sen de bir felaket gibisin, bakımsız ve şişmansın! Biraz kilo ver, kendine bak, yoksa seninle bir yere gitmek bile utanç bana!

Utanç mı? Paralarımı almak ayıp değil mi? Zaten seninle hiçbir yere gitmiyorum ki! deyip artık iyice dayanamayarak evden hızlıca çıktı.

Gözyaşlarıyla merdivenleri inip apartmandan kendini dışarı attı, bir banka oturup elleriyle yüzünü kapadı. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan bir ses duydu:

Nursel, niye buradasın canım? Başını kaldırınca yanında oturan, karşı apartmandan komşuları yaşlı Nurten Hanımı gördü. Nurten Hanım elini tutup sordu: Ağlıyorsun galiba, ne oldu, gerçekten her şey bu kadar kötü mü?

Nursel dayanamadı, baştan sona her şeyi anlattı Nurten Hanıma.

Annem tüm paramı alır, kendine pahalı şeyler alır, ben ise eski kıyafetlerle dolaşıyorum. Suç bende, çocukluğumdan beri çok pasifim, babaanneme karşı bile bir şey diyemezdim, şimdi anneme de aynısı. Annem Hakkaten çok baskıcı ve sert bir kadın

Nurten Hanım başını salladı, ama Nursel söylediklerinden utandı.

Ay, ben de annemi böyle kötülüyorum. Siz bana şimdi dedikoducu filan dersiniz; ama gerçekten de hayatım tam bir başarısızlık.

Nurten Hanım zaten Emineyi iyi bilirdi, hiç sevmezdi, Nurseli hep üzgün bulurdu, kızın annesinin baskısı altında ezildiğinin farkındaydı.

Nursel, lütfen artık kendine acımayı kes, bak sen yetişkin oldun, kendi hayatına sahip çıkmalısın.

Ben mi yetişkinim? Hiç kimse beni sevmedi, ben de kimseyi sevmedim. Hayatta hiç değerim yok

Bak, acilen annenin yanından ayrılmalısın, deyince Nursel korktu.

Nereye gideyim ki? Maaşım küçük, ev tutamam. Ayrıca annem kızar, iznin paramı verecektim, bu sefer dayanamadım, aşağılayınca kendimi dışarı attım.

İzin parası cebinde duruyor, işte. Annene hiç takılma, o mutlaka idare eder. Sen kendini düşün! İstersen, benim Silivrideki bahçe evime gidip kalabilirsin. Rahmetli eşim yapmıştı, çok güzel bir ev. İznin senin için fırsat, para almam senden.

Nursel, Ay Nurten Hanım, bana bu kadar güvenmek doğru mu? diye sordu.

Hiç öyle şey olur mu, seni yıllardır tanıyorum! Şimdi eve gidip anahtarı ve adresi getireceğim, bir de numaramı yazayım

Nursel hızla otogara gitti, eskiden hiç şehir dışına çıkmamıştı, İstanbuldan Silivriye minibüs bileti aldı. Koltukta oturup etrafı izlerken, hani kimse ilgilenmiyor gibi hissetti, oysa içindeki telaş bir süre sonra yatıştı, ona huzur verdi. Sonra inince eve yürüdü, kapıyı açtı, içeri girdi.

Büyük bir sessizlik sardı evi, bir köşede eski bir koltuğa oturup düşündü:

Ne güzel bir sessizlik, tek başıma ve özgürüm. Nasıl da farklı bir dünya.

Annesinin baskısı burada yoktu, ne laf ne alay. Masada bir kumanda bulup televizyonu açtı. Bir tartışma programı vardı, annesi evdeyken hep kendi istediğini izletir, Nursele zevkini sormazdı.

Sen zaten tuhafsın, izlediklerin de tuhaf! der, bir de hakaret ederdi.

Nursel ise annesine hiç karşılık vermez, başını öne eğmek dışında bir şey yapmazdı.

Biraz sonra etrafı dolaştı, marketten aldığı mantıları, peyniri ve yoğurdu buzdolabına koydu, mantıları haşladı, karnını doyurunca iyice rahatladı.

Kendi başıma yaşamak ne güzelmiş!

Bir süre sonra telefon çaldı, annesi arıyordu.

Ne oldu, kaçtın sen! Bankta Nurtenle sohbet ettiğini gördüm. Hadi, bakalım, bir başına kal. Sonra geri dönersin, kimse sana yardım etmez. Sen beceriksizsin, benden başka kimse seni koruyamaz.

Nursel telefonu kapattı, annesinin hakaretini dinlemek istemedi. Eskisine göre üzülmedi bile. Akşam komşusu Nurten Hanım aradı:

Nurselciğim, yerleştin mi, alışabildin mi?

Evet, çok teşekkür ederim.

Yarın, yeğenim Cem gelecek; senin eşyalarını getirecek.

Ne eşyası?

Emine, bir çuval dolusu eşyalarını bana bıraktı. Kızımı bana bırakmadın, eşyalarını da sen al! dedi.

Peki, Cemi nasıl tanırım?

Mavi arabası var, gözlüklü, uzun boylu hemen anlarsın.

Garip gelmedi mi?

Nursel, artık büyüdün, kendi başına hareket etmelisin, en önemlisi de kendini sevmelisin. Kendine iyi bak; dış görünüşün de güzel olur. Biraz bakım, yeni kıyafet, aslında çok tatlı bir kızsın. Hadi, kapatıyorum.

Çiğin parladığı bahçede köpek havlaması, kuş sesleri vardı.

Nursel komşusunun sözleriyle bir aynanın karşısına geçti.

Gerçekten bakımsız kalmışım. Aslında gözlerim güzel, sadece hüzünlü, saçlarım gür, ama hep topuz yapıyorum, tam bir yaşlı gibi. Bir kilo vermeli, annem haklı galiba.

O gece harika bir uykuydu; sabah perde arasından ışık sızarken, güneş pencereden içeri girmeye başlıyordu. Camı açınca, bahçede çiğ taneleri parlıyordu, uzakta köpek havlaması, kuş cıvıltıları

Ne güzel bir sabah! diye içinden geçirdi, esnedi.

Verandada dolabın köşesinden bulduğu kahveyle bir fincan yaptı, televizyon izledi, yeni bir iş aramak ve eve çıkmak fikri aklına girdi; çünkü buradan sürekli şehir için gitmek zor. Annesini düşündüğü bile olmadı, kalbi yeni bir hayata atıyordu.

Artık kendi başıma yaşayacağım, anneme bağlı kalmayacağım, tam hayal kurarken kapı yavaşça tıklatıldı.

Korkarak kapıyı açtı. Kapının ardında uzun boylu, gözlüklü ve elinde büyük bir çanta olan bir adam duruyordu.

Merhaba, gülümseyerek dedi adam, Ben Cem, siz Nursel misiniz?

Evet, buyurun

Teyzem Nurten Hanım eşyalarını getirmemi ve gerekirse yardımcı olmamı istedi. Arabam dışarıda, ister bir yere git, ister başka bir ihtiyacın varsa çekinme. dedi Cem, sesi sıcaktı. Yalnız, teyzem bana senin biraz fazla içe kapanık ve utangaç olduğunu söyledi, biliyorum affedersin

İşte Nursel, bir gün gelecekteki eşi Cemle böyle tanıştı. Cem ilk eşiyle mutlu olmamıştı; Nurseli kısa sürede sevdi. Nursel aşık olunca hızla değişti; o utangaç duruşu ve korkak bakışı yok oldu, kilo verdi, artık güzel görünmek istiyordu. Bir kuaföre gidip kendini baştan yarattı, aynaya bakınca kendisini bile tanıyamadı.

Bu gerçekten ben miyim? deyip, gülümseyip kendini incelerken gözlerindeki hüzün yerini bir parıltıya bıraktı.

Cem onu İstanbuldaki evine götürdü.

Nursel, hep senin gibi bir kadının hayalini kurdum; iyi kalpli, samimi, şefkatli. Artık lafı dolandırmayalım, evlen benimle.

Nursel mutlulukla kabul etti, Cemle gerçekten şansı yaver gitmişti. Düğün sade ve aile arasında oldu ama Emineyi de çağırdılar. Tabii Emine, masada bile laf sokmaya kalktı. Ama Nurten Hanım hemen susturdu onu. Emine fazla oturmadan kalkıp gitti, kimse umursamadı; Nursel de üzülmedi bile.

Cemin ailesi Nursele kısa sürede ısındı, Cem ona aşkla bakıyordu. İçinden geçirdi:

Ne olursa olsun, mutluluk bir gün herkesin kapısını çalıyor. Sonunda bana da geldi.

Az zaman sonra Nursel hamile kaldı, iki kat mutlu oldu. Geç gelmiş olsa da, hayata yeni bir şans bulmuştu. Artık annesinin gölgesinde ezilmiş biri olarak yaşamıyordu, hayatını baştan yaratmıştı. Sadece dış görünüşü değil, iç dünyası da güzelleşmişti; çünkü hem kendini hem Cemi gerçekten sevmeyi öğrenmişti.

Dinlediğin için sağ ol, iyi ki varsın! Allah gönlüne göre versin!

Rate article
Lifequest
Annesinin Baskısından Kurtulmak: 35 Yaşındaki Mütevazı ve Çekingen Varvara’nın Hayatını Değiştiren Cesaret Dolu Kaçışı, Komşusu Anna Hanım’ın Desteğiyle Başlayan Özgürlük Yolculuğu ve Gerçek Aşkı Bulduğu Mutlu Son