Alo… Veysi…
Veysi yok, ben Elvan…
Elvan? Siz kimsiniz?..
Hanımefendi, siz kimsiniz asıl? Ben Veysinin sevgilisiyim. Ne istemiştiniz? Eşim yok, işte biraz geç kalacak…
Başımda bir bozukluk, gözüm karardı; fayanslarda kırmızı damlalar gördüm. Karnım sancıdan kıvrılıyordu, kasıldım durdum… İçimdeki yavrunun gelmek üzere olduğunu hissediyordum.
Kocam Veysi, beş yıldır yurtdışına çalışmaya gidiyor. Bir yıl Almanyada kamyon sürdü, bir yıl Polonyada tadilat yaptı. Hep para derdinden gitti. İki oğlumuz var, onlara daima en iyi yarını bırakmak istedik. Türkiyede bir yere varamayacağımızı çok iyi biliyorduk.
Orada şansı yaver gitti. Her ay bir koliyle yiyecek yollar, girsinler diye pul, pirinç, yağ, çikolata… Bir de bana kartıma Türk lirası gönderirdi, ben de bankada faize yatırırdım. Yavaş yavaş birikim yaptık, büyük oğlumuza bir daire alabildik.
Her şey güllük gülistanlık diyordum. Ancak birkaç ay önce, vücudumda bir gariplik hissettim. Başta herhalde menopoz dedim kendime. Fakat öyle değildi. Kilo aldım, sürekli uykum vardı, her şeyi yedim, ruh halim fena dalgalanıyordu. İnternette okuduklarıma göre hamileydim. Kırk beş yaşında nasıl olurdu, inanamadım; test yaptım. Çubuğun üstünde iki kırmızı çizgi göz kırptı bana.
Oğullarıma, gelinlere bir şey söylemek istemedim. Neden ki? Onlar annelerine güler, neyin peşinde bu kadın, napsın yaşlılıkta çocuk? derlerdi. Hamileliğim gizli kaldı. Zaten kış geliyordu, iri, kalın giysiler giydim; kabanın altında kimse karnı görmedi.
Ama doğurmak istemedim bu bebeği. Kimileri Allahtan korkmaz der bana. Fakat kırk beş yaşındayım, gençliğim bitti. Oğullarım, torunlarım var; onlara vakit ayırmak isterim, bez ve mama işleriyle uğraşamam. Üçüncü çocuk için bütçemiz yok. Veysi yine yurt dışına dönecek, bensiz ben olmazım.
Doktora gittim, zamanı geçti deyip operasyonun riskli olduğundan bahsettiler. Zararı olur mu bilemem, bir süre kendimi avutmaya çalıştım. Belki Veysi aksine sevinecek, bir kızımız olacak diye… Skypeda arayıp söyleyeyim dedim; kamerayı açmadım, sadece mikrofon.
Alo, Veysi…
Veysi yok, ben Elvan.
Elvan? Siz kimsiniz?
Asıl siz kimsiniz? Ben Veysinin sevgilisiyim. Ne istemiştiniz? Eşim yok, işte çalışıyor.
O an telefonu kapatıp ağlamaya başladım. İşte hayat bu; adam her yerde ve herkesle aldatabilir. Hemen boşanma dilekçesini yazmak, Veysinin eşyalarını dışarıya fırlatmak, bir daha onu görmemek, duymamak istedim.
Ama içimde bir umut; belki kocam yavruyu duysa geri döner ailesine? Şubatta gelecekti çünkü oğulların doğum günüydü, izin almıştı. Rüyamda gördüm; üçümüz parkta yürüyoruz. Veysi bir kolundan kızı tutuyor, ben diğerinden.
14 Şubat Sevgililer Günü geldiğinde Veysi döndü. Romantik bir masa kurdum, mumlar yaktım, müzik açtım; huzur aradım.
Veysi, sana bir sürprizim var. Hamileyim. Kız olacak diyorlar.
Vay adi! diye bağırdı kocam.
Sinirden kıpkırmızı oldu; tabakları yere attı, masayı yumrukladı:
Ben burada itin uğruna çalışırken, sen başka adamlarla mı takıldın? Şimdi de bana başkasının çocuğunu mı yükleyeceksin?
Veysi! Açıklayacağım…
Çekil önümden, görmek istemiyorum seni! diye itti beni, karnım masanın sivri köşesine değdi, yere düştüm.
Veysi çantasını alıp kapıyı çarptı, gitti. Ben baygın gibi; çiğ kırmızı damlalar, dayanılmaz sancı, acıdan kıvranıyorum. Nefes nefese telefonu buldum, acili aradım. Bebeğin gelmek üzere olduğunu hissediyordum.
Doktorlar yetiştiğinde, kucağımda bizim kızımız vardı. Sessizce, huzur içinde uyuyordu; hiç ağlamıyordu.
Haydi anneciğim, bizimle hastaneye gidelim mi?
Hayır. Alın bu çocuğu, istemiyorum.
Olmaz öyle şey?
Olur. Alın diyorum! Bu çocuk ailemi mahvetti! Belki birileri sever, ben değil. Götürün, görmek istemiyorum!
Hiç vicdanım sızlamadan bebeği doktora verdim. Evde muayene ettiler, yırtık yoktu, doğum sakindi. Ambulans gittikten sonra evi toparladım, duş aldım, yattım.
Oğullarım bilmiyorlar, kızımı verdim. Her gün camiye gidiyorum, dua ediyorum; kızım sağlıklı büyüsün, ailesini bulsun. Çünkü biliyorum, başa çıkamam. Anne olmanın yükünü bir daha çekmek istemiyorum. Tek dileğim, Veysi eve geri gelsin. Ama o yine Almanyaya gitti, yalnızca oğulları ile görüşüyor.
Bana dengesiz kadın diyebilirsiniz. Fakat bu noktada, ben kocamı seçtim, çocuğu değil. Allah bilir doğrusu nedir.




