“Başka gelin istemem, sen bilirsin artık!” dedi annesi oğluna, gözlerindeki kararlılıkla.
Kerem üniversiteyi bitirmek üzereydi ve hayatının aşkı ile, lisede tanıştığı Elifle evlenmenin tam zamanı olduğuna inanıyordu. Elif güzel olduğu kadar ağırbaşlı ve zeki bir kızdı. Tam da o dönemde yüksek lisans tezini yazıyordu. Gençler kendi aralarında konuştular, savunmalarını verdikten hemen sonra nikah masasına oturacaklardı.
Kerem annesine evlilik planlarından bahsetmeye karar verdi, ama annesinin ona söyleyecek güzel bir sözü yoktu. Kadıncağız, kararlı bir edayla, “Ya bizim mahalleden Zeyneple evlenirsin, ya da başka gelin istemem!” dedi. Ardından sordu: “Senin için önemli olan kariyer mi, aşk mı?” Oğlunun büyük bir adam olmasını düşlüyor, onun parlak bir geleceği olsun diye yanıp tutuşuyordu.
Zeynep, varlıklı bir ailenin kızıydı, yıllardır Keremden hoşlanıyordu; ama Keremin aklı Elifteydi, Elif ise yoksul bir aileden geliyordu. Ne de olsa Elifin annesinin mahallede pek iyi bir namı yoktu… İnsanlar ne derdi sonra?
“Başka gelin istemem, sen bilirsin!” diye kestirip attı annesi.
Kerem annesini aylarca ikna etmeye çalıştı ama annesi duvar gibi karşısında durdu. Sonunda da, “Elifle evlenirsen seni evlatlıktan silerim!” diyerek tehdit etti. Kerem ise o anda çocukça korktu. Elifle ilişkisini yarım yıl daha sürdürdü, ancak aralarındaki bağ gitgide kopmaya başladı.
En sonunda Kerem, annesinin istediği gibi Zeyneple evlendi. Zeynep genç adama gerçekten âşıktı ama düğün yapmaya razı olmadılar. Kerem, Elifin bir yerlerde düğün fotoğraflarını görmesini, acı çekmesini istemedi. Zeynepin ailesi zengin olduğu için, Kerem onların büyük yalısına taşındı ve iş hayatında da eşinin ailesinden epey destek gördü. Fakat hiçbir zaman kendini mutlu hissedemedi.
Kerem, çocuk sahibi olmak istemedi. Zeynep, eşinin fikrini değiştiremeyeceğini anlayınca boşanma davası açtı. O sıralar Kerem kırk, Zeynep ise otuz sekiz yaşındaydı. Zeynep sonrasında evlendi, çocuk sahibi oldu ve gerçek huzuru buldu.
Kerem ise Elifle evlenmenin hayalini bir türlü aklından çıkaramıyordu; onu bulmaya çalıştıysa da sonuç alamadı. Sanki Elif bu dünyadan silinmişti. Sonra bir tanıdığından duydu: Elif, ayrılıklarından sonra ilk karşılaştığı adamla evlenmiş, fakat adam berbat bir insandı; Elifi döve döve öldürmüş.
Bu haber Keremin ruhunda ağır bir yaraya dönüştü. Annesinin eski, yıkık dökük evinde yaşamaya başladı; sürekli eski fotoğraflara bakar, Elifin fotoğrafında takılı kalırdı. Her gece rakı şişeleriyle dertleşir, annesini asla affedemedi. İkisini de kaybetmişti; aşkını da, kendisini de.




