Komşumuzun yaşlı annesine bakan genç kızı herkes bir miras beklentisiyle ilgileniyor sanıyordu ama yanılıyorlardı.
Sedanın babası yoktu annesini daha Seda çok küçükken terk etmiş. Hayatta sadece annesi ve dedesi vardı. Anneannesi, annesinden önce vefat etmişti. Yani Sedayı dedesi ve annesi büyütmüştü. Ne yazık ki annesi kansere yakalandı ve on yaşındayken Seda, annesini kaybetti. O günden sonra dedesi ona hem annelik hem babalık yaptı. Başka da kimsesi kalmamıştı.
Seda büyüdü, çalışmaya başladı ve dedesine göz kulak olmaya devam etti. Son zamanlarda dedesi hastalanmış, yatağa düşmüştü. Seda, artık onun vaktinin yaklaştığını anlıyordu.
Sedacığım, senden bir ricam olacak, dedi bir akşam dedesi.
Nedir dede?
Biliyorsun, anneannenin çok yakın bir arkadaşı vardı, Ayşe teyzen. Onlar kardeş gibiydiler. Anneannen sağken devamlı birbirlerine gidip gelirlerdi, birbirlerine destek olurlardı. Anneannen gidince ben de Ayşe teyzeyi yalnız bırakmadım, fırsat buldukça halini hatırını sordum. Ne olur ben de gidersem, Ayşe teyzeyi yalnız bırakma. Bana söz ver, ona sahip çıkacaksın.
Söz dede, merak etme.
Ertesi gün dedem vefat etti. Dünya başıma yıkıldı ama verdiğim sözü unutmadım. Yalnız başıma kalınca Ayşe teyzeye gitmeye, ona ev işlerinde yardım etmeye, yemek yapmaya başladım. Garipti, Ayşe teyzenin yurt dışında akrabaları vardı ama kimse onunla ilgilenmiyordu. Yıllar böyle geçti. Üç yıl sonra Ayşe teyze vefat etti. Cenaze günü bir sürü akrabası aniden ortaya çıktı.
Evin içinde herkes bir şeyler arıyordu. Tahmin etmek zor değildi: Para ya da değerli bir şeyler. Ben ise Ayşe teyzeden sadece bir fotoğraf aldım, evden çıktım. Ertesi gün Ayşe teyzenin kardeşi kapımı çaldı.
Sedacığım, biraz konuşabilir miyiz? dedi.
Tabii, hayırdır?
Ayşe ablam sana vasiyet bırakmış. Ama sonuçta sen bizim için yabancısın, evlatlık sayılmazsın. Evet, ben ablama bakamadım, hayat çok yoğundu, başıma binbir şey geldi. Ama sana gönlümden ne koparsa vereceğim. Lütfen hakkımızı koru.
Tamam, hakkını ne diyorsan ver.
Seda her şeyi bu aileye mi bıraktı? Hayır, aldığı her şeyi bir çocuk yuvasına, yardıma muhtaç çocuklar için bağışladı.
Bu yaşadıklarımdan anladım ki insanın yaptıkları karşılıksız da kalabilir, ama vicdanımızda huzur bulmak her şeyden değerliymiş. İyilik yapmak için karşılık beklememek gerektiğini öğrendim.




