Eve girdiğimde, bir an durakladım. Kapının hemen yanında, kendi ve eşim Keremin ayakkabısının yanına özenle dizilmiş başka bir çift ayakkabı duruyordu. Hemen tanıdım bunlar Keremin ablası Meltemin pahalı, yüksek topuklu ayakkabılarıydı. Meltem neden buradaydı? Keremin ablasının geleceğinden haberim yoktu.
Elif, yine eşin iş seyahatinde mi? diye sordu bana işten çıktıktan sonra durağa doğru yürürken yakın arkadaşım Barış. Birlikte bir kafeye oturup biraz sohbet edelim mi? Senin o çok sevdiğin vanilyalı sıcak kakaodan içeriz, konuşuruz. Yoksa hep ayaküstü merhaba, hoşça kal diye kalıyor.
Üzgünüm Barış, bugün mümkün değil. Kerem söz verdi, erken gelecekti eve bugün. Güya mutfağı seçip karar verecektik, çünkü hala tadilattan sonra tam yerleşemedik. Hem, iş seyahatine de uzun zamandır gitmedi zaten.
Peki, evde hep vaktinde mi olur? dedi Barış, sesiyle hafif bir alay gizleyerek.
Her zaman olmasa da dedim gülümseyerek başımı sallayarak. Şu aralar paraya çok ihtiyacımız var, yapılandırabilmek için Keremin çoğunlukla fazla mesaiye kalması gerekiyor. Evi tam döşediğimizde belki eskisi gibi zamanında olur. Şimdilik buna razı olmamız gerek.
Anladım, diyerek Barış gülümsedi ve iyi akşamlar dileyerek başka yöne saptı.
Bugün şanslıydım; otobüs hemen geldi. Genelde beklemekten usanırım ama bu sefer işten erken çıkıp yakalayabildim. Cam kenarında bulduğum boş yere oturunca aklım dolup taşmaya başladı.
Aslında bir zamanlar Barışla evlenme planları yapıyorduk. Ama garip bir şekilde ayrıldık, sebebini de artık unuttum. O dönemde Keremle tanıştım ve sırf Barışa nispet olsun diye nikaha gitmiştim. Bak, yalnız değilim, şimdi üzül bakalım demiştim içimden.
Barış sonra benimle barışmak için çok uğraştı; özür diledi, beni mutlu edeceğine, hiç incitmeyeceğine söz verdi. Ama ben çoktan gözümü Kereme dikmiştim. O an anladım ki, Barışı hiç sevmemişim, sadece öyle sanmışım.
Sonra Barışı da tamamen unutmuştum, ta ki onu, geçen ay merkezden bizim şubeye aktarılana kadar. Kendi de sanki tesadüfen karşılaşmışız gibi şaşırmıştı. Ama ben biliyordum; sırf burada çalıştığım için transfer istemişti. Yine de onun bekâr kaldığını görmek hoşuma gidiyordu; hâlâ bana hep aynı sıcaklığı gösteriyordu.
İçten içe mutluluğu onun için diliyor, gelecekteki eşine biraz kıskanıyordum Barış güzel iltifatlar edecek, hakikatli bir romantikti.
Kendi evliliğimde şanssız sayılmazdım; Kerem hep bizim için çalışıyor, rahatımız için uğraşıyordu. Ama son dönemde bana hiç vakti kalmıyordu.
Bir de Keremin ablası Meltemin evinde oturuyorduk. Meltem, çocukları büyüyene kadar evi bize vermeyi teklif etmişti.
Meltem ve eşi finansal sıkıntı bilmezlerdi. Meltem zaten bir gün bile çalışmamış, evleri kira getirisi için tutmuyordu yatırım olarak alıyorlardı. Çocuklar büyüyünce bir evleri olsun, diyordu hep.
Keremle elbirliğiyle tadilat yaptık, Meltem de izin verdi, şimdi de mobilya alıyoruz. Bazen keşke kendi evimizi kiralasaydık diye düşünüyorum. Şu harcadığımız para birkaç yıl kiraya ya da peşinat olarak bankaya gitseydi, belki kendi evimiz olurdu, ama Keremin gözleri parlamıştı Meltem teklifi yapınca.
Otobüsten inip aceleyle karşıya geçtim, eve doğru yürüdüm. Havada hafiften yağmur kokusu vardı, ama o an serinliğin tadını çıkaracak halde değildim.
Kafamda binbir düşünce vardı, ama hiçbiri uzun sürmüyordu; hepsi bir diğerine yer açıyordu. Keremle bu eve taşınalı ne kadar olmuştu? Bir yıl mı, yoksa daha fazlası mı?
Tam hatırlamıyordum, ama bir türlü evimiz kalıcı yuva gibi hissettirmiyordu. Tadilat, eşya derken hep bir sonrakini bekliyorduk; sanki gerçek hayat sonra başlayacaktı; ama o sonra ne zamandı, belli değildi.
Dış kapının tıkırtısını duydum, karanlık koridordan geçip dördüncü kata tırmanmaya başladım. Merdivenleri çıktıkça içimde bir huzursuzluk yükseldi.
Eve girerken kapıda durup yine Meltemin ayakkabılarına takıldım. Keremin uyarısı olmadan ablası neden gelmişti?
Neredeyse eve geldim diye seslenecektim, fakat bir şey içimi tedirgin etti. Birden adımımı geri çekip içeride konuşmaları dinlemeye başladım.
Biz eşimle tatile gidecektik, diye Meltemin sesi geldi. Ama eşi izin alamadı, ben de senle paylaşayım dedim. Ama bir şartla! sesi hafifçe buyurganlaştı. Sen bu tatili yengenle değil, Zeyneple yapacaksın.
İrkildim. Zeynep mi? Kerem bir ara adını geçirmişti, Meltemin yakın dostuydu, bir ara Keremle tanıştırmaya çalışmıştı.
O zaman önemsememiştim. Ama şimdi Zeynep isminin geçmesiyle içim ürperdi.
Zeynepi istemiyorum, dedi Kerem, sesi biraz sinirliydi. Meltem, kaç kere söylüyorum, artık Elifleyim. Benim eşim Elif! Neden hala bu konuda üstüme geliyorsun?
Derin bir nefes aldım, içim biraz rahatladı. Meltem yine kendi bildiğini okuyor, başka bir şey yoktu. Neredeyse salona girip geldim diyecektim ki Meltem tekrar konuştu.
Kimi kandırıyorsun? Eskiden Zeyneple evlenmek istiyordun. Sırf ona kızıp aranı bozdun. Ben biliyorum, Elif sana hiç uygun değil. Zeynep varken başka birini istemedin.
Duyduklarımı sindiremedim. Kerem gerçekten Zeynepi sevmiş miydi? Evlenmek istemiş miydi? Bana ise hiç ilgisi olmadığını söylüyordu. Yere bakarak kendimi tutmaya çalışıyor, Meltemin sözleri aklımdan çıkmıyordu.
Ne olmuş yani? dedi Kerem, ama sesinde bir tedirginlik vardı. Geçmişte kaldı. Evet, doğru, ama geride bıraktık. Ben eşimi seviyorum.
Seviyor musun? Bırak allasen Kerem, dedi Meltem. Hepimiz biliyoruz, Elifle tek amacın Zeynepi kıskandırmak. Zeynep sana dönecekken gururuna yedirmedin ve Elifle evlendin ki ona kapak olsun.
İçim daraldı. Kapak yapmak için mi evlenmişti benimle? Neden birine bir şey kanıtlama ihtiyacı duymuştu? Oysa ben de Barışı unutmak için Kereme yönelmiştim.
Ama şimdi ikimiz de gerçekten birbirimizi seviyorduk, değil mi? Soluksuz bekledim ne diyecek diye.
Geçti Meltem, dedi Kerem. Evliyim, eşime karşı sorumluluğum var.
Senin de sorumluluğun dediğin… Neyse ki çocuk yapmadınız. Allahtan. Umarım nerede oturduğunu unutmadın. Elifle ömrünü kiradan kiraya sürersin. Oysa Zeynep yeni üç odalı geniş bir daireyi ailesinden aldı Seni hâlâ seviyor, bekliyor.
Sırtımı soğuk duvara yasladım, duygularım çalkalandı. Meltem nasıl böyle konuşabiliyordu? Ama asıl önemli olan Keremin cevabıydı. Sessizce onu dinlemeye çalıştım.
Meltem, yeter! dedi Kerem, ama sesi pek güçlü gelmiyordu. Ev de buluruz, yeter ki birlikte olalım.
Meltem hız kesmeden devam etti:
Sen alıştığın düzeni bırakmak istemiyorsun. Zeynep hep senin için daha iyiydi, ama gururun engel oldu; hâlâ geç değil. Zeyneple evin, huzurun, her şeyin olur. Elifle asla gerçek mutluluğu yakalayamazsın.
Hem, dedi Meltem. Ben bu evi sonsuza kadar size vermem. Farklı planlarım var, yakında çıkmanız gerekecek.
Peki Zeynep biliyor mu bu oyunu? diye sordu Kerem bir anda.
Tabii ki biliyor! dedi Meltem hızlıca. Hatta isteğiyle bunu planladık. Senin onu hâlâ sevdiğinden emin. Tatile onunla gideceğini düşünerek biletleri ikinci biri için ayarladı.
Bir sessizlik oldu. Karnımda bir düğüm, Keremin sessizliği beni endişelendiriyordu. Düşünmeye başladı mı acaba?
Peki Elife ne söyleyeceğim? dedi Kerem sonunda kısık bir sesle.
Bana yazlığa yardım edeceğini söyle. Tadilat var, tam zamanı. Sonra Zeynepe katılırsın denize. Her şey kolay.
Artık dayanamayacak noktadaydım. Sessizce eve geri çıktım, hızlı adımlarla apartmandan uzaklaştım.
Kendi kendime yürürken, ayaklarım beni yakınlardaki sakin bir kafeye götürdü. İçeri girdiğimde mekân neredeyse boştu, hafif müzik vardı, camdan dışarıda akşam yavaşça kararıyordu. Yorgun ve kafası çok karışık bir şekilde pencere kenarına oturdum. Siparişim yine vanilyalı sıcak kakao oldu. Evde duyduğum konuşmalar kafamda çalkalanıyordu; bir türlü düşüncelerimi toparlayamıyordum.
Meltemin söyledikleri aklımdan çıkmıyor, Kerem bana bunu nasıl yıllarca sakladı? diye düşünüp duruyordum. Başka bir kadınla evlilik planı, üstelik ablasının yakın arkadaşı Kendimi hem aldatılmış, hem de incinmiş hissediyordum. Meğer evliliğim bir intikam mıydı? Ben ise Kerem’in kalbini kazandığımı sanıyordum. Oysa niyeti başkaymış. Aslında ben de Barışı unutmak için evlenmiştim, ama ben ona içten bağlandım, asla geri dönmek istemedim. Barışla bir kafede oturmayı bile kabul etmemiştim, bırak tatile gitmeyi. Kerem’i ise içtenlikle sevmiştim.
Dışarıda hava tamamen karardı, ben ise kafenin içinde pencereyi ve yağmur damlalarını izliyordum. Kakaoya dokunmadım, vakit durmuş gibiydi.
Keremden gece boyunca bir arama ya da mesaj gelmemişti; hiç merak etmemişti nerede olduğumu. Belli ki Zeyneple tatile gitmeyi planlıyor, artık umuru değil dedim için için. Telefonumu açmak istedim, ama şarjı bitmişti.
Derin bir nefes aldım, eve dönmem gerektiğini biliyordum. İçimi toparladım, paltomu giyip çıktım, akşamın soğuk rüzgarı ürperti verdi. Eve her adımımda kesin kararım netleşti; Keremle ilişkim bitmişti. Ayrılık kaçınılmazdı, zihnimi buna hazırlamaya çalışıyordum.
Eve vardığımda iyice ağırlaştım. Daireye girdim, olağandışı bir sessizlik vardı; televizyonun sesi yoktu, mutfaktan tıkırtı da çıkmıyordu. Ortadaki valizlere bakınca Keremin eşyalarını topladığını fark ettim. Tamam, dedim içimden, demek gerçekten gidiyor.
Ne yapıyorsun? dedim otomatik olarak. Aslında cevabı biliyordum; Meltemin yazlığına geçecek sanıyordum. Ama Kerem beklenmedik bir şey söyledi:
Elif, buradan taşınıyoruz. Yeni bir daire buldum. Şimdilik kiralık, sonra krediye başvururuz. Bir süre durdu, gözlerimin içine baktı. Sen neden bu kadar geç kaldın? Bütün akşam ulaşamadım sana, telefonun kapalı. Başka bir iş mi yaptın?
Duyduğuma inanamadım. Onca hazırladığım laflar boşa gitmişti. Başımı salladım, hiçbir şey demeden.
Gerçekten gidiyor muyuz? diye fısıldadım, hâlâ tam anlayamadan.
Kerem, bana doğru yaklaştı, açıklamaya çalıştı:
Biraz Meltemle tartıştık, dedi. Artık yeter dedim. Daha fazla ablamın himayesinde yaşamayacağım. Kendi evimiz olmalı.
Bunu duyunca hafifçe gevşedim, ama hâlâ içimde kuşkular vardı. Kerem bir süre bekledi, sonra derin bir iç çekip koltuğa oturdu, beni yanına çağırdı. Yanına oturunca o gün Meltemle konuşmasını özetledi.
Sana daha önceden söylemeliydim; Zeyneple bir ilişkimiz olmuştu. Evet, seninle evlenmemin sebeplerinden biri ona bir ders vermekti. Ama Elif, şimdi gerçekten seni seviyorum Seni kaybetmek istemiyorum.
O an yüreğimde bir huzur oluştu. Evet, hala Meltemin ve Keremin sırları içimi karıştırıyordu; ama sonunda gerçekleri konuşabilmemiz değerliydi.
Özür dilerim, önce anlatmalıydım, dedi başını eğerek. Senin Barışla evlenmeyi düşündüğünü duyunca konuşmanın gereksiz olduğunu sandım. Sonra hiç açmak istemedim.
Gözlerim doldu, ama bu sefer rahatlamış gözyaşıydı.
Tamam, dedim. Geçmiş geçmişte kaldı. Kiralık daire buldun mu?
Evet, dedi Kerem. Şimdilik geçici, ama ablamdan kurtulduk. Sonra krediye başvururuz, kendi evimiz olur.
Başımı salladım. Doğru olan buydu; Meltemin müdahaleleri olmadan, kendi hayallerimizle yaşamak gerekiyordu.
Hadi bakalım, dedi Kerem gülerek, eşyaları toplayalım mı?
Başımı tekrar salladım, konuşamadım. Sadece artık yeni bir başlangıç yapacağımıza inandım; geçmişi orada bırakmak şart artık.
Hayatta şunu öğrendim: Herkesin arkasında bir hikaye, bir pişmanlık olabilir. Ama geçmişle hesaplaşmayı bırakıp hayatını yeniden kurmak en büyük cesarettir. Şimdi, yolumuzu kendimiz çiziyoruz; önümüzde açılan bu yeni yolda gerçek mutluluğu arayacağız.




