“Eşimin annesi çok zengin, asla çalışmamıza gerek olmayacak!” diye sevinen arkadaşımla yaşadığım şaşırtıcı deneyim: Hazır imkanlara bel bağlayıp, hayatın gerçekleriyle yüzleşen bir Türk aile dramı

Zamanında, eski bir dostum olan Sinan, hayatı hep kolay yoldan yaşamanın peşindeydi. Rahat bir yaşam için sürekli birilerini ikna etmeye çalışırdı; özellikle de Vildan adında, varlıklı bir ailenin kızıyla evlenmeye can atıyordu. Biliyordum ki, Sinan aslında Vildanı sevmiyordu, böyle bir evlilikten de kimseye mutluluk çıkmazdı. Ama Sinan, zengin bir eşin tüm sıkıntılarını çözeceğine yürekten inanıyordu. Belki bu hayaline kapılmak saçma gelmeyebilirdi, tabii Vildan parayı gerçekten kazanmayı biliyor olsaydı. Oysa ailenin asıl varlıklı olanı, şehirde birkaç büyük dükkanı olan annesiydi.

Sinanı uyardığımı hatırlıyorum:

Sence de tüm hayatın boyunca başkasının sırtından geçinmek doğru mu? Bir insanın kendi ayakları üstünde durması, işinin olması çok daha iyidir, dedim.
Boş ver ya, dedi gülerek. Yakında bir çocuğumuz olacak, aile bana tam anlamıyla güveniyor!

Aslında Sinan’ı hiç anlayamamıştım. Bir kadına, hele de sana güvenen eşine böyle davranmak bana hep yanlış gelmiştir. Bir adam çalışıp ailesine bakmalıydı.

Aradan aylar geçti, Sinanın ne yaptığını merak ettim, sordum. Meğer ne o ne de Vildan hiç çalışmıyor, bütün gün evde bilgisayar oyunu oynayıp televizyon karşısında takılıyorlarmış. Her ihtiyaçlarını annesi karşılıyormuş. Hatta bir anlık iç geçirdim; çünkü Sinan sonunda istediğine ulaşmıştı.

Vildanın annesi çok zengin, vallahi bizim asla işe ihtiyacımız olmayacak, diye böbürleniyordu Sinan.

Fakat bu huzurlu yaşam uzun sürmedi. Bir gün dükkanlarda işler bozuldu, gelirleri aniden azaldı. Vildanın annesi, genç çifti yanına çağırıp birlikte çalışmayı teklif etti.

Bir ay sonra, sabah vakti telefonum çaldı. Karşıdan Sinanın tedirgin ve üzgün sesi geldi. Benden iki hafta için beş bin lira borç istiyordu.

İş arıyorum, yakında mülakata gireceğim, peşin maaş verirlerse borcunu hemen ödeyeceğim. Şu an resmen beş parasız kaldık, dedi.

O gün anladım ki, Sinan’ın o tasasız günleri sona ermişti. O günden sonra hem Sinan hem Vildan düzenli olarak çalışmaya başladı. Kısa süre sonra borcumu da geri verdi. İşte zengin aileye yaslanma hayali orada bitti. Sonunda insan başkasına bel bağlamaması gerektiğini, kendi emeğiyle ayakta durmasının en güvenlisi ve mutluluk vericisi olduğunu bir kez daha görmüş oldum. O günleri düşündükçe, insanın kazandığı paranın ve başı dik yaşamanın kıymetini daha iyi anlıyorum.

Rate article
Lifequest
“Eşimin annesi çok zengin, asla çalışmamıza gerek olmayacak!” diye sevinen arkadaşımla yaşadığım şaşırtıcı deneyim: Hazır imkanlara bel bağlayıp, hayatın gerçekleriyle yüzleşen bir Türk aile dramı