Halk arasında şöyle denir: İnsan hemen anlaşılmaz, açığa çıkması zaman alır.
Fakat Nevin Hanım bu görüşe hiç katılmazdı, çünkü onun insanları çözmekte üstüne yoktu!
Kızı Ceylan bir yıl önce evlenmişti.
Nevin Hanım, kızının iyi bir adamla yuva kurmasını, ardından torunlarının olmasını hep hayal etmişti. Kendisi de önceden olduğu gibi bu büyük ailenin önderi olacaktı.
Berk ise, akıllıydı ve haliyle durumu da iyiydi. Belli ki Berk de bunla gurur duyuyordu. Fakat çift ayrı yaşamaya başlamıştı; Berkin kendi evi vardı ve sanki onun tavsiyelerine de hiç ihtiyaç duymuyorlardı!
O adam, Ceylana hiç de iyi gelmiyordu!
Bu evlilik hiç de Nevin Hanımın kafasındaki plana uymuyordu. Berk, zaman içinde gözünde iyice sinir bozucu olmaya başladı.
Anne, anlamıyorsun, Berk yetiştirme yurdunda büyüdü. Her şeyini kendi emeğiyle başardı, çok güçlü ve iyi kalpli biri, diye dertleniyordu Ceylan.
Ama Nevin Hanım dudaklarını büzüp Berkte yeni kusurlar aramaktan vazgeçmiyordu.
O artık Ceylanın önünde kendini farklı göstermeye çalışan biri olarak görünüyordu! Tam bir anne olarak görevi, kızının gözünü bu boş adama karşı açmak olmalıydı, daha fazla vakit kaybetmeden!
Eğitimi yok, inatçı, hiçbir şeyle ilgilenmiyor!
Hafta sonları televizyonun başında pinekliyor, güya çok yorulmuş!
Ve Ceylanın bununla bir ömür geçireceğini mi düşünüyordu? Buna asla izin vermemeliydi, Ceylan ona sonra teşekkür edecekti.
Ya çocukları olursa, yani Nevin Hanımın torunları, böyle bir baba onlara ne öğretecekti ki?
Nevin Hanım hayal kırıklığı içindeydi, Berk de bu gerginliği hissedince tamamen içine kapanmıştı.
Artık eskisi kadar görüşmüyorlardı, Nevin Hanım ise onların evlerine gitmeyi tamamen bırakmıştı.
Ceylanın babası ise, uyumlu biri olarak, eşinin huyunu bildiğinden, tarafsız kalmayı tercih etmişti.
Bir gece, geç saatte, Ceylan telefonu aradı, sesi panik içindeydi:
Anne, sana hiç söylememiştim ama iki gündür iş seyahatindeyim. Berk de şantiyede hastalanmış, eve erken dönmüş, kendini iyi hissetmiyordu. Defalarca aradım ama cevap vermedi.
Ceylan, bana bunları neden anlatıyorsun? diye kızdı Nevin Hanım Kendi kafanıza göre yaşıyorsunuz, sanki bizim nasıl olduğumuz umrunuzda değil! Belki ben de iyi değilim, kimse sormuyor!
Ve bana gecenin bu vakti Berkin hasta olduğunu mu söylüyorsun? İyi misin sen?
Anneciğim, sesi titriyordu, gerçekten çok endişeliydi, Kırıldıysam özür dilerim, ama keşke bizi anlamak isteseydin. Seni hâlâ anlayamadın, Berkin ne kadar iyi biri olduğunu neden görmüyorsun! Ben kötü birine gönül verecek biri miyim? Bana mı güvenmiyorsun?
Nevin Hanım sessizdi.
Anne, çok rica ediyorum. Bizim evin anahtarı sende var. Ne olur, bir bak, eminim Berkin başına bir şey geldi! Ne olur anne!
Yalnızca senin hatırın için, dedi Nevin Hanım ve eşini uyandırmaya gitti.
Berk ve Ceylanın evinin kapısını çaldılar, açan olmadı. Nevin Hanım anahtarıyla kapıyı açtı.
Beraber içeri girdiler ev kapkaranlıktı, belki de evde kimse yoktu.
Belki evde değildir, dedi eşi, ama Nevin Hanım endişeliydi. Ceylanın telaşı ona geçmişti.
Odaya girince karşısındaki manzara karşısında donakaldı. Berk, koltuğa tuhaf bir şekilde kıvrılmış yatıyordu. Ateşi vardı!
Acil doktoru hemen müdahale etti:
Endişelenmeyin, oğlunuzda muhtemelen gribe bağlı bir komplikasyon gelişmiş. Ayakta geçirmiş, belli ki çok çalışıyor, diye samimi bir şekilde sordu doktordan Nevin Hanıma.
Evet, çok çalışıyor, diye başını salladı Nevin Hanım.
Merak etmeyin, ateşini kontrol edin, bir şey olursa arayın.
Berk uykuya daldı, Nevin Hanım yatağının başında bir sandalyeye otururken kendi de garip hissetti nefret ettiğini sandığı damadının başında bekliyordu.
Yatakta halsiz, alnı terli, saçları dağınıktı. Ona aniden içi acıdı. Uykusunda daha genç, suratı daha yumuşak görünüyordu.
Anne… diye sayıkladı Berk, yarı uyur halde elini tuttu, Gitme anne…
Nevin Hanım şaşırıp kalmıştı, ama Berkin elini bırakmaya cesaret edemedi.
Sabaha kadar onun yanında kaldı.
Güneş doğarken Ceylan tekrar aradı:
Anne, kusura bakma, ben de geliyorum, gerek yoktu, sanırım geçmiş olacak.
Elbette geçti, diye gülümsedi Nevin Hanım, Seni bekliyoruz, merak etme, her şey yolunda.
*****
İlk torunu doğduğunda Nevin Hanım, hemen yardımını teklif etti.
Berk minnetle elini öptü:
Görüyorsun ya Ceylan, sen Annem yardımcı olmaz diyordun.
Nevin Hanım ise küçük Torunu Baranı kucağına alıp, evin içinde gezindi:
Bak oğlum, en güzel anne-baban, dedeyle anneannen var, ne mutlu sana! Nasıl da şanslısın!
Demek ki, atasözü doğruymuş: İnsan bir ceviz değil, hemen çatlamaz, açılması için zaman ister.
Her şeyin ilacı ise; anlamaya çalışmak ve sevgidir.




