Seni Ziyarete Geldim, Çok Özledim; Ama Kendi Çocuklarım Bana Yabancı Gibi Davrandı – Bir Türk Annenin Üç Çocuğuyla Hüzünlü Buluşma Hikayesi

Seni görmek için geldim, özlemiştim; ama çocuklar büyüyünce bazen yabancı gibi oluyorlar

Anne babalar her zaman çocukları için endişelenir. Fakat kimi zaman büyüyen çocuklarına karşı hayal kırıklığı da yaşayabiliyorlar. Bugünkü hikayemizde, yetişkin kız çocukları nasıl, ona bakıyorum.

Bir annenin güncesi.

Ben üç çocuk büyüttüm. Hepsi şimdi yetişkin, kendi düzenlerini kurdular. En büyük oğlum ailesiyle yurt dışında yaşıyor, iyi bir işi var. Yalnızca bayramlarda ya da özel günlerde bana kartpostallar ve fotoğraflar yollar. O paylaşımları özenle saklıyorum, bazen tekrar elime alıp bakıyorum, gözlerim doluyor.

Oğlum, seni çok özlüyoruz. Belki bir gün gelirsin, biz de gelininle torunlarımızı görürüz, diye yazıyorum ona arada bir.

Ortanca kızım ise bir askerle evlendi. Sürekli tayin çıkıyor, oradan oraya taşınıyorlar. Bir kızları var. Bazen birkaç günlüğüne bize uğrarlar. Kocam damadını sever; Kızımız iyi bir eş buldu, der.

En küçük kızımın ise kendine ait bir ailesi yok. Emine bir zamanlar evlenmişti, bir oğlu da oldu, ama kocası onu bırakıp gitti. Benim tavsiyemle büyük kente taşındı, daha iyi bir hayat için. Orada bir tekstil atölyesinde dikişçi olarak iş buldu, oğlunu da yanına aldı.

Emineyi görmeyeli üç yılı geçti. Ona sürpriz yapmak istedim; evdeki hazırlıklarımı yaptım, kocama sordum:
Bir hafta sensiz idare edebilir misin? Emineyi görmeye gideceğim, halini merak ediyorum.

Yusuf beni otogara kadar bıraktı. Ağır valizleri taşımak kolay olmayacak ama kızım sevinsin istiyorum. Saatlerce otobüs yolculuğu yaptım. Mindede içim içime sığmıyor, özlem doluyum.

Gittiğimde, Emine işteymiş. Benim geleceğimden haberi yok; aramadım, sürpriz olsun istedim. Ancak telefonda Anne, neden gelmeden haber vermedin? Şu an işteyim, akşama kadar seni alamam dedi.
Affet yavrum, sana güzel bir sürpriz yapmak istemiştim, dedim.
Orada bekleyebilir misin?
Elbette, dedim; kendi başıma gitmeye karar verdim.

Kapıyı açan torunumdu. Uzun boylu, babasına benziyor, tıpkı gençliğinde dedesi gibi.

Canım torunum! diye sarıldım.
Yeter babaanne, dedi, usulca kollarını geri çekerek.

Emine yorgundu. Neden daha önce gelmedin ki? dedi.
Evi topladım, sofra kurdum, sen geliyorsun diye işten erken çıktım, biraz mercimek çorbası pişirdim, köfte de kızarttım.

Yusuf aradı, İyi misin? diye sorunca Bir şeyim yok, yardım edenler oldu, şimdi Emine yemek hazırladı, sofradayız dedim.

Emine masadaki tabakları koyarken Bir köfte mi yersin, iki mi? diye sordu. O kadar açtım ki üç köfte bile yerdim; ama belli etmedim, Getir, sofrada bakalım, dedim.

Beş köftelik bir tabakta hepsi geldi. Misafir için hazırlanan sofra buydu işte. Belki maddi durumları sıkıntılıdır diye düşündüm, içimden kesin yardımcı olurum dedim. Ama daha yemekte kızım hemen Anne ne zaman döneceksin? diye sordu. Çok kırıldım, Rahatsız oluyorsan yarın gidebilirim, dedim.

Gün boyu evde yalnız kaldım; herkes akşam kendi odasına çekildi, biriyle sohbet edecek kimse yoktu. Torunum komşularına, Emine de arkadaşlarıyla buluşmaya gitti. Ben yine yalnız kaldım.

Canım sıkıldı; burada gereksiz olduğumu anladım. Eşyalarımı toplarken, torunumun Anne, dayım ne zaman gelir? Futbol maçına gidecektik, dediğini duydum.

Emine, Babaannen gidince, diye yanıt verdi.

İçim parçalandı; sessizce valizimi aldım, kimseye veda etmeden çıktım. Yusuf beni kapıda sevinçle karşıladı, o da çok özlemiş. Meğer her şeye rağmen, onca sevgi ve emek vermişiz, ama büyüyen çocuklarımıza artık neredeyse hiç gerek kalmamışO akşam, Yusufla sofrada yan yana oturduk. Sessizce mercimek çorbası içtik. Yusuf, ellerimi tutup gözümün içine baktı. Sen bizim evimizin kalbisin, dedi. O an içimde yılların yorgunluğu hafifledi. Kalbimde hâlâ annelik sevgisinden başka bir şey olmadığını anladım. Belki çocuklar büyür, evler uzaklaşır, soğuk kapılar açılır ama gerçek sevgi geri dönene kadar annelerin yüreğinde bekler.

O gece yatarken bir dua ettim: Ya Rabbi, çocuklarım her neredeyse huzurlu olsun, eksiklerini bizden bilmesinler. Bir gün, belki onların da yolu buradan geçer, kapımızda bir bardak çay içeriz birlikte. İçime bir ferahlık doldu. Dışarıda rüzgâr eserken, Yusufun varlığıyla sıcacık anılarımda huzurlu uyudum. Ve anladım ki, bazen en büyük teselli, insanın evinde ve sevgisinin kıymetini bilenlerin yanında bulduğu huzurdur.

Rate article
Lifequest
Seni Ziyarete Geldim, Çok Özledim; Ama Kendi Çocuklarım Bana Yabancı Gibi Davrandı – Bir Türk Annenin Üç Çocuğuyla Hüzünlü Buluşma Hikayesi