Koltuğu Altımdan Çeken Genç Meslektaş: Yirmi Yıl Emek, Bir Ayda Unutulan Dostluk ve Ofis İhanetinin Ardındaki Gerçekler

Hatice Hanım, size birini tanıştırayım. Bu Esma, yeni çalışanımız. Sizin departmanda çalışacak.

Hatice ekranında akan rakamların içinden başını kaldırdı, karşısında henüz yirmili yaşlarının başında bir genç kız gördü. Kestane rengi saçları nizami bir at kuyruğuna toplanmış, yüzünde açık, hafif çekingen bir gülümseme. Esma incecik dosya klasörünü göğsüne bastırıp yerinde huzursuzca salınıyordu.

Memnun oldum, başını hafif eğdi Esma. Burada çalışacağım için çok mutluyum. Sözümdür, elimden geleni yapacağım.

Müdür, Yalçın Bey, çoktan çıkışa dönmüştü ama kapının önünde durakladı.

Hatice Hanım, siz bu lojistik işindesiniz yirmi yıldır. Esmaya her şeyi anlatın; sistemi, güzergahları, nakliyecilerle olan işleri. Bir ay içerisinde kendisi bölümü tek başına yürütmeli.

Hatice başıyla onayladı, yeni geleni inceleyerek. Yirmi üç yaşında Haticenin çocuğu olsaydı, bu kadar olurdu herhalde, aklından geçirdi. Elli beş yaşındaki Hatice, hiç gerçekleşmeyen aile hayaline çoktan alışmıştı. Onun hayatında sadece işi, mutfağın penceresindeki sardunya ve kedisi Karabas kalmıştı.

Gel otur bakalım, yanında boş masayı gösterdi Hatice. Şimdi başlarız, öğrenirsin.

İlk hafta Esma, taşıyıcı firmaların kodlarını birbirine karıştırıyor, kayıt defterine veri girişini unutuyordu. Hatice sabırla düzeltiyor, yeniden anlatıyor, küçük kâğıtlara şemalar çiziyordu.

Bak şimdi, şurada farklı bir şehri belirtmişsin: Bursa yerine Burdur. Arada bin kilometre var, anladın mı?

Esma kulaklarına kadar kızarıyor, özür dilüyor, hemen hatasını düzeltiyordu. Sonra başka bir köşede tekrar şaşırıyordu.

İkinci haftanın ortasında işler rayına oturmaya başladı. Esma jet hızıyla kavrıyor, Haticenin her lafını kapaklı defterine not ediyordu. Defterin üstünde tombul kedi resimleri vardı.

Hatice Hanım, biz bu taşıyıcıyla niye çalışmıyoruz? Fiyatları uygun.

Onlar iki kere teslimatı geciktirdi. İndirimden önemlisi itibar, unutma bunu.

Esma başıyla onayladı, notunu aldı. Sonra bambaşka bir şey sordu:

Siz mi yapıyorsunuz börekleri? Termosunuzdan şahane kokular yayılıyor.

Hatice gülümsedi. Ertesi gün daha büyük bir kapta lahana böreği getirdi. Esma öğle molasında onlardan yerken sanki dünyanın en leziz şeyini tadıyordu.

Rahmetli anneannem böyle börek yapardı, dedi Esma, kırıntıları dikkatle toplarken. İki yıl oluyor onu kaybedeli. Çok özlüyorum.

Hatice birden elini Esma’nın narin parmaklarının üzerine koydu. Esma elini çekmedi, aksine minnettarca gülümsedi.

Ardından elmalı kek, lorlu kurabiye, hayatında yediği en güzel ballı pasta geldi. Hatice, kendini fazla fazla yaparken yakaladı, sadece paylaşmak için. Göğsünün derinliklerinde unutulmuş, tuhaf bir sıcaklık filizleniyordu.

Hatice Hanım, bir şey danışabilir miyim? İşle ilgili değil.

Tabii ki.

Bir adam evlenme teklif etti, ama daha sadece altı aydır beraberiz. Sizce erken mi?

Hatice dosyasını bir kenara bıraktı. Uzun uzun Esmanın endişeli gözlerine baktı.

Eğer için rahat değilse, erkendir. Gerçekten o kişi olduğunda, sormazsın bile.

Esma derin bir nefes aldı, sanki Hatice omuzlarından koca bir koca yükü kaldırmıştı.

Üçüncü haftanın sonunda Esma kendi başına taşıyıcılarla görüşüp güzergahları inceler, başkalarının hatalarını ortaya çıkarır olmuştu. Hatice içten bir gururla izliyordu başardı demek ki. Büyüttü.

Bana annem gibisiniz, dedi Esma bir gün. Hem de ondan daha iyi. O sürekli eleştirir, siz hep destekliyorsunuz.

Hatice gözlerini kırptı, pencereye döndü.

Hadi canım, işini yap, dediyse de, akşama kadar ağzı hafifçe gülümsüyordu.

Bir ayda Esma bambaşka birine dönüştü. Hatice onun taşıyıcılarla ne kadar güvenle konuştuğunu, başvuruları hızla nasıl işlediğini, veri tabanında nasıl rahatça yolunu bulduğunu şaşkınlıkla fark etti. Öğrencisi beklentilerini çoktan aşmıştı.

…Cuma sabahı toplantıda Yalçın Bey her zamankinden daha asık suratlıydı. Masanın başında oturuyor, parmaklarında bir kurşun kalemi çeviriyor, konuşmadan önce uzun süre sessiz kalıyordu.

Durum sıkıntılı, göz gezdirdi. Piyasa düştü, üç büyük müşteri rakibe kaydı. Yönetim kadroyu azaltmaya karar verdi.

Hatice göz ucuyla arkadaşlarına baktı. Herkes azaltma kelimesinin ne anlama geldiğini biliyordu. İşten çıkarma.

Önümüzdeki ay her departman değerlendirilecek, dedi Yalçın Bey. Şimdilik işimize devam.

Toplantı bitince Hatice masasına döndü ve göz ucuyla Esmaya baktı. Esma monitörüne bakıyordu, parmakları klavyede donmuştu.

Elli beş yaş. Hatice hesabı biliyordu. Bölümdeki en yüksek maaş onda. Kıdemi çok, ona göre tazminatı da. Muhasebeci bakışa göre en uygun kurban. Üzücü, can yakıcı ama üstesinden gelir. Emeklilik yakında, birikimi var, evin kredi borcu çoktan bitmiş.

Ama Esma… O kız değişmişti, eskisi gibi öğle arası gevezelik etmiyor, börek istemiyor, bir soru için Haticeye baksa bile camın arkasından bakıyormuş gibiydi.

Esmacığım, ne oldu? Hatice masasına ilişti. Bu işten çıkarmalar mı canını sıktı?

Esma irkildi, zorlama bir tebessümle cevapladı.

Yok, iyiyim, sadece biraz yorgunum.

Ama Hatice bunun doğru olmadığını anlıyordu. Zavallı kızcağız, yeni yeni alışıyordu ki…

İki hafta ağır beklentiyle geçti. Herkes kim gider diye köşe bucak dedikodu yapıyordu. Esma ciddi ve sessiz çalışıyordu. Hatice arada bir onun garip bakışını yakalasa da, bunu işin stresi sandı.

Perşembe öğleninden sonra kurum içi mesaj kutusunda bir uyarı yandı: Hatice Hanım, müdür odasına geliniz.

Hatice ceketini düzeltti. Demek ki son geldi. Yirmi yıl burada, şimdi veda vakti, diye hazırladı kendini.
Kapıyı açtı, ve dondu kaldı.

Yalçın Beyin karşısında koltuğa oturmuş Esma vardı. Duruşu dimdik, dosya kucağında, yüzü ifadesiz.

Buyurun, Yalçın Bey boş sandalye gösterdi. Ciddi bir konuyu konuşacağız.

Hatice oturdu, şaşkın gözlerle müdürden Esmaya bakarak.

Esma hanım özverili çalıştı, Yalçın Bey evrakları açtı. Sizin işinizde bazı önemli hatalar buldu.

Hatice’nin nefesi göğsünde takıldı. Kafası anlam veremiyordu: Esma, kedi desenli dosya, hata kelimesi. Börekleri afiyetle yiyen, düğün için tavsiye soran Esma.

Son sekiz ayın verilerini inceledim, Esma nihayet konuştu ama gözü hep Yalçın Beydeydi, Haticeyi hiç fark etmiyordu. Evrakta on bir büyük tutarsızlık tespit ettim. Yanlış güzergah kodları, irsaliye uyuşmazlıkları, yanlış sevkiyat tarihleri.

Dosyayı açtı, sarı fosforlu kalemle işaretlenmiş satırları gösterdi. Hatice, el yazısını tanıdı kenardaki notlarda.

Bence bu bölümü benden daha iyi yürütebilirim, Esma soğuk, iş icabı konuşuyordu. Hatice Hanım elbette tecrübeli ama artık yaşı ilerledi. Şirket için mantıklısı benim kalmam olur, maaşım düşük, verimliliğim yüksek. Bu kuru bir matematik.

Yalçın Bey sandalyesinde geriye yaslandı, masaya parmaklarıyla vurdu.

Hatice Hanım, bir diyeceğiniz var mı?

Hatice yavaşça kalktı, kağıtları aldı, göz gezdirdi. Görünen hatalar aslında hata bile değildi.

Savunmayacağım, kağıtları masaya koydu. Yirmi yılda şunu anladım: Her aşamada kusursuz olmak imkânsız. Önemli olan sonuç. Yükler vaktinde geliyor, müşteri memnun, para kasada.

Ama böyle hatalar çöküş getirebilir! Esma eğildi, ilk kez sesi sarsıldı. Ben şirket için uğraşıyorum, yardımcı olmak istedim!

Yalçın Bey sırıttı. Kötü değil, bıkkınca bunu çokça görmüş biri gibi.

Bak Esma, bizim işte en tehlikeli çalışan; kendi çıkarı için arkadaşının yolunu kesendir.

Esmanın rengi soldu.

Sözüm ona hatalardan haberim var, devam etti müdür. Bunlar hata değil. Yılların getirdiği pratik. Hatice Hanım bürokraside dar boğazları aşmayı, sistem tıkandığında geleneği hızlandırmayı biliyor. Evet, kağıt üzerinde kural ihlali gibi. Ama hakikatte ustalık. Aradaki farkı anlamakta tecrübe gerek.

Esma koltuğun kenarına sıkıca tutundu.

İki hafta sonra çıkışın verilecek, Yalçın Bey dosyayı kapattı. İstifanı gün sonuna kadar bırak masama.

Lütfen, sesi çatladı Esmanın. Ben böyle istememiştim… Bu işe çok ihtiyacım var, kredim daha yeni başladı…

Daha önce düşünecektin. Gidebilirsin.

Esma kalktı, dosyası elinden kayıp yere düştü. Kağıtlar fısır fısır dağıldı. Onları toplarken yüzü ıslak ıslak yere gömülüydü.

Kapı neredeyse duyulmaz şekilde kapandı.

Görüyor musun Hatice Hanım, Yalçın Bey başını salladı. Az daha seni sırtından hançerleyecekti kızcağız. Sen de yılana kucak açmışsın.

Hatice sessizdi. Göğsü boş ve yankılıydı.

Sen buradasın, şirkete kilit vurulana kadar, dedi müdür. Senin gibi eleman kolay yetişmez, anladın mı?

Başını eğdi, odadan çıktı.

Esma masasında oturuyor, monitöre dalmıştı. Hatice onun yanından geçerken, Esma ıslak kirpiklerinin altından ona buz gibi, öfkeyle baktı.
Hatice arkasına bakmadı. Masasına geçti, programını açtı.
Penceredeki kapta bekleyen börekler, akşama kadar olduğu gibi kaldı…

Rate article
Lifequest
Koltuğu Altımdan Çeken Genç Meslektaş: Yirmi Yıl Emek, Bir Ayda Unutulan Dostluk ve Ofis İhanetinin Ardındaki Gerçekler