Yıllar önce, bir zamanlar hatırladığım gibi, eşimin kız kardeşinin doğum gününü kutlamak için bütün aileyle bir araya gelmiştik. Müberra, hiçbir zaman bana sıcak davranmamıştı, ben de ona aynı şekilde karşılık veriyordum. O gün sanki bütün akrabalar toplanmıştı: dedeler, kuzenler, çocuklar ve doğum gününün sahibi Müberra. Herkes, eşime ablasının doğum günü vesilesiyle tebrikler sunuyor, bir yandan da onun cömertliğinden övgüyle söz ediyordu.
Eşimle birlikte gelen tebrikleri nükteli bir şekilde dinliyor, elimize tutuşturulan zarfı inceliyorduk. İçinden beş yüz lira çıktı. Bu miktar, böyle bir kutlama için bence yeterliydi, ancak abartılacak bir cömertlik de değildi. Olayın asıl boyutu, kayınvalidem kutlama konuşmasını yaparken anlaşıldı.
Evladım, ablanın bugün doğum günü. Hâlâ yalnız, hayatta bir desteği yok; sen de abisi olarak ona sahip çıkmalısın. Şimdi iki dairen var, birini Müberraya vermelisin, dedi.
Birden salonda alkışlar yükseldi, ben ise şaşkınlıktan neredeyse sandalyemden düşecektim, böylesine büyük bir cüreti hiç beklemiyordum. Ancak iş bununla bitmedi.
Abiciğim, bana yeni binadaki daireyi veriyorsun değil mi? Taşınmam için ne zaman izin veririz? dedi Müberra, üsteleyerek. Durumu açıklığa kavuşturmak istedim.
Eşimle iki dairemiz vardı. Ben, birini rahmetli anneannemden miras almıştım. Orada ufak tefek tadilatlar yapıp kiraya vermiştik. O daireden gelen kira gelirini yeni binadaki dairemizin kredi taksidine ayırıyorduk. Zaten ikimiz o yeni dairede yaşıyorduk. Eşimin eski dairede hiçbir hakkı yoktu. O mirası çocuğumuza bırakmayı düşünüyordum, Müberraya vermek söz konusu bile olamazdı.
Bunu unutun, kiraya verdiğimiz daire bana ait, hayalini kurduğunuz evdeyse biz yaşıyoruz, dedim.
Evlat, çok yanılıyorsun. Sen benim oğlumun eşisin; artık sahip olduğunuz her şey ortak demektir ve aile mallarıyla ilgilenmek asıl senin işindir, dedi kayınvalidem kararlılıkla.
İsteyen istediği kadar yardım edebilir; yeter ki benim malıma karışmayın! dedim, eşime dönerek.
Eşim ise, Sevgilim, seninle el ele verip daha çok kazanır, bir daire daha alırız. Bu evi de Müberraya hediye ederiz, zaten bugün onun doğum günü, dedi.
Şaka mı yapıyorsun? diye sordum şaşkınlıkla. Gerekirse ortak dairedeki hakkını kız kardeşine verirsin ama, bunu önce boşanma davasından sonra yaparsın!
Eşimin annesi bana dönerek, Yazık, sen nasıl böyle konuşursun? Boşanmak istiyorsan hemen alırsın! Oğlum, eşyalarını topla, eve dön en iyisi! Sen ise ne kadar fesat ve cimrisin! dedi kızgınlıkla.
O anda, onların alışkanlıklarına teslim olup kendi malımdan vazgeçmek niyetinde olmadığım için, o evden çıkıp gitmeye karar verdim. Bugün hâlâ, kimsenin benim hakkımda istediği gibi hüküm vermesine izin vermediğim için içim rahat. Yıllar geçse de o günden kalan hislerim ve kendi malıma sahip çıkışım hâlâ aklımdadır.




