Yılbaşı Gecesinde Bir Mucize: Petek’in Unuttuğu Hediye, Aile İçindeki Küçük Kriz, Ve Kapıda Beliren Sürprizle Gelen Umut—Masha’nın Hayalini Beyaz Bir Kediyle Gerçekleştiren İstanbul’a Özgü Sıcacık Yeni Yıl Hikayesi

Yılbaşı Mucizesi

Cem, bana bir anlatır mısın, nasıl unuttun? Sabah birkaç defa hatırlattım, üstüne bir de mesaj attım sana! Esra gözlerini kocasına dikmişti, yüzünde hafif bir sitemle.

Cem ise utanç içindeydi, mutfağın kapısında mahcup dikiliyordu ve omuzlarını silkiyordu.

Vallahi Esracığım, nasıl oldu hiç bilmiyorum Akımdan uçtu gitti işte, diye savundu kendini Cem.

Peki telefon ne oldu?

Cebimden hiç çıkarmadım, mesajını da göremedim haliyle dedi.

Esra’nın gözleri parladı, içten içe öfkesini bastırmaya çalışıyordu.

Hani arabaya yeni akü almak aklından çıkmadı, ama kızımıza yılbaşı hediyesi almak uçup gitti öyle mi?

Öyle Otomobil dükkanı sekize kadar açıktı, yetişeceğim diye her şeyi unuttum. Affet.

Bazen diyorum ki Cem, her ay bozulan o eski araban senin için Sudandan daha değerli galiba.

Esra hızla tabureye oturdu, derin bir iç çekip saate baktı.

Saat on biri beş geçiyordu. Hava kararmış, vakit geçmişti. Artık bir şey yapmak mümkün değildi, bu çaresizlik Esra’nın içini daha da buruklaştırıyordu.

Esra, lütfen öyle şeyler söyleme! Suyu ne kadar çok sevdiğimi sen de biliyorsun. Yanlışlıkla oldu Kimseye olmadı mı hayatında?

Bana olmadı Cem! Sesini yükseltmek istiyordu ama Su duymasın diye kısık konuştu.

Kocası ona sarılmayı, büyüyen tartışmayı yatıştırmayı denedi ama Esra omuz silkti, sırtını döndü ve

…Rus salatasını kaselere koymaya başladı.

Yarım gün uğraştım bu salata için, mutlu olsun diye Bir de hediyeyi unuttu! diye içini geçirdi Esra.

Her şeyi kendim yapmam gerektiğini hissetmiştim zaten, alçak sesle söylendi. Ama sana güvendim Cem. Sorumlu bir adam sandım.

Haklısın Ama düşündüm de aslında dünyanın sonu değil. Olmadı bu sefer, hediye yokmuş yılbaşında. Suya söylesek

Ne söyleyeceğiz? Babasının hafızasında sorun var mı diyeceğiz, ya da akü daha mı önemli, bunu mu? Sen bilirsin Cem!

Dede Korkut bu yıl çok meşgul, yetişemedi dersin. Yarın ilk iş hediye alırız. Söz, onda da törenle veririm.

Nereden alacaksın? Yarın çoğu dükkân kapalı olacak. Anca bakkallar açık olur. Of, Cem!

Esra’nın kızgınlığı anlaşılabilirdi. Su doğduğundan beri bir gelenek başlatmışlardı: 31 Aralıkı 1 Ocaka bağlayan gece, davulun sesiyle tüm aile ağacın altına gider ve

…orada hediyelerini bulurdu.

Bu geleneğe en çok Su bayılırdı. Onun yaşındaki çocuklar gibi, yeni yılın büyüsüne, Dede Korkuta ve mucizelere inanırdı. İstediği şeyi orada bulunca gözlerinin içi güler, heyecanla kutusunu açardı.

O akşam da Su birkaç defa ağacın altına bakmış, Belki erken gelir diye umutlanmış, Esraya heyecanla dedesinden ne beklediğini anlatıyordu.

Sence bu yıl Dede Korkut bana ne getirecek? Acaba bisiklet mi? İkinci kattaki Berkin bisikleti gibi bir şey olsa diyorum. Ya da paten olsa da olur.

Esra gülümsedi. Zaten kocasından Su için paten almasını istemişti.

Genelde hediyeyi hep Esra seçerdi ama Cem o gün acil işe çağrılmıştı, Kocam dönüşte halleder diye düşünmüştü. Cem akşam sekizden sonra gelmiş, Esra sofrayı kurarken hediyeyi sorduğunda Cem ansızın hatırlamıştı ki, hiçbir şey almamıştı

Esra, keyfimizi bozmayalım bu özel günde, diye tekrar sarılmak istedi Cem. Gerçekten dalgınlığıma geldi. Sen istersen Su ile ben konuşurum, anlatırım her şeyi.

Esra cevap vermedi. Sessizce sofrayı kurmaya devam etti, yanaklarından yaş süzülüyordu. Nasıl unutur bir baba kızına yılbaşı hediyesini? diye içinden geçiriyordu.

Aklının bir köşesinde Cemin sürpriz yaptığını, hediyeyi bir yerde sakladığını düşünmüştü ama mağazalar kapanmıştı bile.

Yardım edeyim mi? diye çekinerek sordu Cem.

Gerek yok, epey yardım ettin zaten

Tam o sırada Su mutfağa koştu, yüzünde tatlı bir gülümseme:

Anne, baba! Yılbaşına iki saatten az kaldı! Dede Korkut hemen getirecek hediyemi!

Esra kızgın bakışlarla Cem’e döndü ama çocuğun yanında belli etmek istemedi. Tatil gecesini karartamazdı.

Durumu yeni bir fikirle kurtarabileceğini düşündü. Hediye yerine ağacın altına bir zarf koyacak, üstüne Suya paten parası yazacaktı. Elbette bunun büyük bir sürpriz olmayacağını biliyordu ama hiç yoktan iyiydi.

*****

Saat on bir civarı sofraya oturduklarında kapı çaldı.

Cem, kimseyi çağırdın mı? diye şaşırdı Esra.

Yok valla, ben de kimseyi davet etmedim. Belki komşulardır. Bir bakayım, siz şimdilik meyve suyu koyun bardaklara, dedi Cem.

Kapıyı açtığında karşısında kırmızı, yırtık montlu sakallı bir adam duruyordu. Dede Korkuta benzemiyordu; daha çok sokakta yaşayan biri gibiydi. Hem görünüşü, hem de kokusu açıktı, adamdan parfüm değil, başka bir koku geliyordu.

Hayırdır? Yanlış daireye mi geldin yoksa para mı istemeye? Baştan söyleyeyim, kuruş vermem, gidip içkiye harcarsın.

Yok abi, para filan istemiyorum, dedi adam neşeyle.

“Para istemiyorum diyor, ciddi mi?” diye geçirdi Cem aklından ve gülmemek için kendini zor tuttu.

Cem, evsizlere karşı kibirli biri değildi, üzülürdü. Adamın söylediği cümle ise ona komik geldi, Para yok ama yine de iddialı.

Peki, ne istemiştin? dedikten sonra kapıyı araladı ki koku içeri girmesin.

Şey Apartmanda bir yavru kedi buldum, bakın ne kadar güzel, montunun altından tüy yumağını çıkardı adam. Sormak istedim, acaba sizin mi? Kaybettiniz mi?

Cem güldü.

Herhalde para isteyemeyeceğini anladı, şimdi de süt dökmüş kediyi birine kakalamaya çalışıyor.

Kediyle hiç alakamız yok. Bizde hiç hayvan olmadı.

Ama almak istemez misiniz? Küçük kızınız varsa çok sevinir.

İşte şimdi başlıyor: Kedi satmaya çalışacak bana, diye geçirdi Cem ve başını iki yana salladı.

Sağ ol, istemem.

Anlaşıldı, dedi adam üzülerek. O zaman mutfağın arkasına atarım, başka ne yapayım?

Adam ayrılacakken Cemin vicdanı ağır bastı, adamı omzundan tuttu:

Dur bir dakika Çöpe atmak da ne demek? En azından apartmanda bırak, birileri sahip çıkar belki.

Yine atılacak dışarıya. En azından mutfak arkasında karton kutu var, gizlenir, belki yemek bulur.

Cemin hayvanlara özel ilgisi yoktu ama küçük yavruya içi acıdı. Yılın en soğuk gecesi, kedicik kim bilir nasıl kalacak

Düşünecek vakti olsaydı uzun uzun düşünürdü belki; ama acele karar vermek zorundaydı.

Ver bakalım onu, deyip kediyi kucakladı Cem. Atma sakın!

Hay hay, dedi adam sevinçle. Sonra teşekkür edip merdivenlere yöneldi.

*****

Cem elinde kediyi gizleyerek içeri girdi, Esra ve Su kafalarını uzatmış, endişeyle bakıyorlardı.

Ne oldu, niye uzadın, bir şey mi var?

Yok yok, deyip kediyi arkasına gizledi Cem. Tek bir şey diledi, kedi hemen miyavlamasın diye.

Çünkü Esra kediyi evde görürse, ikisini de kapı dışarı ederdi. Sonunda zaten öğrenecekti ama Cemin biraz zamana ihtiyacı vardı.

Derin nefes aldı; niçin son dakikada, kimseye danışmadan eve kedi aldığına bir açıklama bulmalıydı.

Kim geldi, diye baktı Esra, şüpheyle. Acaba bir şey mi çeviriyor? diye geçirdi aklından.

Ha, şey komşumuz Hakan, beşinci kattaki. Akü önerisi istiyordu.

Ha öyle Sonuçta senin uzmanlık alanın. Neyse, elini yıka da sofraya gel, az kaldı.

Tamam! Beş dakikaya geliyorum.

Eşi ve kızı mutfağa dönünce Cem evde koşturdu, kediyi nereye saklayacağını düşündü. Balkona koyamazdı, soğuk olurdu. Tuvalet riskliydi, çocuk odası ve yatak odası da olmadı Salon kaldı.

Cem, gelmiyor musun? Ne bekliyoruz seni, dedi sabırsızca Esra.

Geliyorum canım!

Hemen dolabı açtı, kediyi alt rafa koydu, kapıyı biraz aralık bıraktı, hava girsin diye. Sonra koştu masaya.

*****

Mutlu yıllar! diye bağırıyordu sokak.

Cem de ailesinin yeni yılını kutladı, sağlık ve şans diledi.

Bu sırada Su meyve suyunu masaya bırakıp salona koştu. Esra konverti hala koymadığını hatırladı, Ceme yine kızgın gözle baktı.

Kızımızı şimdi senin yüzünden avutmamız gerekecek!

Fakat Su hiç üzülmemişti, tam tersine sevinç çığlığı attı.

O kadar ki, dışarıdaki gürültüye rağmen sesi her yeri doldurdu.

Anne, baba! Hemen bakın, Dede Korkut bana harika bir sürpriz bırakmış!

Cem ve Esra salonun kapısında donakaldılar. Su ağacın önünde durmuş, ağacın altında bembeyaz bir yavru kedi!

Ayy, hep bir kedim olsun istemiştim. Artık Sütlaç adını koyacağım! diyerek kediyi kucakladı, sıkıca sarıldı. Esra Cemi kenara çekti.

Bu da ne? Nereden çıktı? Sen mi ayarladın bunu?

Sakın kızma, hemen anlatacağım, dedi Cem utangaçça.

Niye kızacağım ki? Bak, Su nasıl mutlu. Zaten keşke bana söyleseydin de hazırlıklı olsaydım, boşuna kızdım sana, diyerek sarıldı ve yanaklarından öptü.

Cem hala şaşkındı, bu kadar kolay kurtulacağına inanamıyordu.

Gerçekten de, yılbaşı geceleri mucizeler yaşanıyordu. Hem Su, hem Esra mutluydu.

Her şey bir yavru kediyle değişmişti Cem birden evsizi hatırladı.

Esra, bak şimdi Sana bir şey anlatmam gerek, dedi ve kulağına fısıldadı. Esra da başını sallayarak onayladı.

*****

Ne diyorsun Murtaza, dedi sakallı adam, yanında oturan arkadaşı Aliye, bütün kedileri sahiplendirdik, Allaha şükür. Gidelim bari, gece gece kapatırlar bodrumu.

Evet Hüseyin Fena fikirdi ama iyi oldu. O karton kutu hikayesini iyi uydurdun, gülümsedi Ali.

Ya, şöyle düşündüm; gerçek bir vicdanlı insan kediyi atmaz, sahiplenir.

Haklısın valla

Bodrumda buldukları dört kedi yavrusunu o apartmanda dağıtmışlardı. Bu kez kimse onları kovalamamış, hatta insanlar sağlık ve huzur dilemişti. Onlar da teşekkür etmişti.

O sırada kapıdan Cem fırladı, etrafını kolaçan etti, sonra onlara doğru yürüdü. El sallayıp yaklaştı.

Ne oldu, vaz mı geçti kediden? şaşırdı Hüseyin, son kediyi vermişti ona.

O mu? İlginç

Mutlu yıllar dostlar! dedi Cem, elinde büyük bir torba. Hanımla biz size yeni yıl yemeği hazırladık, teşekkür için.

Sağ ol valla, hiç beklemiyorduk, dedi Murtaza ile Hüseyin.

Şu da benden, diyerek Hüseyine bir şişe gazoz uzattı Cem. Kupkuru olmaz dedim.

Hüseyin artık biz de yeni yılı kutlarız. Vallahi hâlâ mucizeler varmış bu hayatta, dedi Murtaza.

Cem tam dönecekti ki, bir an durdu, sordu:

Nerede kutlayacaksınız peki?

Şey Bodrumda, orası sıcak. Kartonlar serip yatarız, geceyi çıkarırız.

Gelin, benimle gelin.

Beş dakika sonra Cem onları garajına götürdü. Kapıyı açıp davet etti:

Buyurun. İçeride açılan bir kanepe, ısıtıcı, masa, tabak her şey var. Burada daha rahat edersiniz, ben de arabayı dışarı alırım.

Sığışırdık aslında, diyecek oldular.

Yok, araba dışarıda dursun. Merak etmeyin, başına bir şey gelmez. Siz de çok abartmayın tamam mı?

Hiç üstümüze yok, sadece kutlama için, dedi Hüseyin.

Size inanıyorum. Yarın gelirim, biraz sohbet ederiz. Belki ben de size el uzatırım, yeni bir yere ulaştırırım sizi de.

İlginç, dedi Murtaza.

Aynen öyle dedi Hüseyin.

İşte gece tam anlamıyla bir yılbaşı gecesi olmuştu. Mucizeler bazen küçük iyiliklerle başlardı. Sevgiyle, dostlukla Yeter ki, insan kalbi iyilikte buluşsun.

Rate article
Lifequest
Yılbaşı Gecesinde Bir Mucize: Petek’in Unuttuğu Hediye, Aile İçindeki Küçük Kriz, Ve Kapıda Beliren Sürprizle Gelen Umut—Masha’nın Hayalini Beyaz Bir Kediyle Gerçekleştiren İstanbul’a Özgü Sıcacık Yeni Yıl Hikayesi