Bir gün sana başımdan geçen bir olayı anlatmazsam olmaz. Henüz evlendiğimizin üzerinden çok geçmemişti, daha balayının heyecanı üstümüzdeydi. Tabi, ilk başlarda her şey yolunda derken, işin içinde bir de kayınvalide vardı Aman Allahım!
Düğünden başlayayım; herkes gülüp eğlenirken benim kayınvalidem sanki cenazede gibiydi. Yüzü suratsız, kaşlar çatık, sürekli bir huzursuzluk halinde. Sonra evimiz de yoktu henüz, mecburen onunla yaşıyorduk. Eve girer girmez bana karşı bir samimiyet, bir ilgi gösterdi; ama garip bir samimiyetti bu. Ben saflıkla kadıncağızın sağlığı yerinde değil herhalde, ondan yüzü düşük diye düşündüm. Meğer, gülümsemesinin altında bir dünya pasif agresiflik varmış! Küçük iğnelemeler, laf sokmalar hep gizli gizli…
Mesela, gece herkes uyur, ben de mutfakta işlerimi halledip yatmışım. Ne göreyim, sabaha karşı kalkmış bulaşıkları tekrar yıkıyor! Ne yapıyorsunuz anneciğim? diye sordum, Canım, bulaşıkları bir daha yıkayım dedim, biraz kir vardı dedi. Bir an düşündüm: Demek ki benim yıkadıklarım kirliymiş… O an anladım ki, bu kadının bana karşı bir derdi var!
Zamanla, onun o ince ince dokundurmalarını annelik öğütleri sanarak özel meselelerimi bile paylaştım; meğer, arkadaşlarıyla rahatça hakkımda konuşsun diye fırsat veriyormuşum. Bir arkadaşım iş yerinde kayınvalidemle birlikte çalışıyordu. Sonrası mı; duymadığım dedikodu kalmadı: Ben müstakbel miras peşindeymişim, sevgili eşim ise canını zar zor kurtarıyormuş… Allah muhabbetimizi arttırsın!
O günden sonra kayınvalidemin gizli rakibim olduğunu anladım. Tertemizliğiyle nam salmış, ev steril ameliyathane gibi; bizden de aynısını bekliyor. Ne kadar uğraşsak da, onun çıtasına ulaşmak imkansız!
Sonra kadın iki haftalığına iş seyahatine gitmeye karar verdi. Giderken Şu eve gözünüz gibi bakın, aman dağınık bırakmayın! diye sıkı sıkı tembihledi. Evde saç teli, halıda bir kırıntı görse küçük dilini yutacak. Biz de fırsat bu fırsat, biraz rahata erelim dedik; dönüşünde toplarız diye plan yaptık.
Fakat kayınvalidem hain! Bize dönüş tarihi olarak yanlış bir gün söylemiş, asıl geleceği gün tüm arkadaşlarını da alıp eve baskın yapmaya karar vermiş, tabii bizi rezil edecek. Neyse ki, yukarıda bahsettiğim arkadaşım bana haber verdi: Dikkat et, planı var! dedi.
O an var ya, içimden bir inat ettim, Bakalım kim kimi rezil edecek! Evde titizlenip ne kadar köşe bucak varsa temizledim. Halılar pırıl pırıl, mutfak cam gibi; banyo desen, adeta otel gibi! Sonra geçtim, bekledim.
O gün bir baktık, kayınvalidem arkasına üç arkadaşını, kapıyı da gülerek açtı ve allı pullu içeri girdiler. Kadıncağız, ortalığı dağınık bulacak ve arkadaşlarına beni kötülüyor olacak ya…
Ama eve bir girdiler, herkes hayranlıktan gözleri yerinden fırladı. Birisi Bu halı nasıl bu kadar temiz olur? diye soruyor, ben de gayet rahat bir şekilde Deterjana güveneceksin! diyerek gülümseyerek elimdeki elektrikli süpürgeyi kaldırıyorum.
Kayınvalidemin suratı bir asıldı, bir asıldı… Evde köşe bucak gezdi, baskın çıkarmaya çalıştı ama bulamadı. O an içimden Arasan da bulamazsın! diye kumar gibi içimden geçirdim.
Tabii ki iş yerinde olaylar patladı! O günden sonra kimse kayınvalidemin evle ilgili dedikodularına kulak vermedi. Tam 17 yıl geçti, hâlâ unutmuş mudur, hiç sanmıyorum. Ne zaman aile arasında bu olay açılsa, yüzüme mahcup mahcup bakar, bana bir şey diyemez! Valla, bana sorarsan, hayatımın en tatlı intikamıydı.




