Bunu mu arıyorsun? diye mektubu uzattı ona.
Kamilin yüzü bir anda bembeyaz oldu.
Zeynep Şey Bak yanlış anlama Tufan O
Neyimi yanlış anlamayacakmışım, Kamil? Kocamın annesinin hayatta olduğunu ve hapiste yattığını mı? İkiniz de beni saf yerine koymuşsunuz!
Ne demek bir ay? Ya Zeynep, yaz başına kadar kalırız demiştik ya!
Daha küçük oğlum yeni kreşe başladı, şurada bulabildiğim iş de tam kreşin yanında
Noldu ki şimdi?
Parayı da zamanında ödüyoruz, gürültü yok
Sizinle alakalı değil Zeynep duraksadı. Kendi evime dönmem lazım.
Hayırdır, kocanla aranda bir şey mi oldu?
Lütfen fazla kurcalama.
Tam bir ay Sözüm söz, hesabını yapar, kaporayı da iade ederim.
Kusura bakma
Aramayı kapattıktan sonra tüyleri diken diken oldu. Şu işlerin bir an önce bitmesini istiyor insan
***
Zeynep, mutfak masasındaki zarftan gözünü alamıyordu.
Normal, sıradan bir zarf, daha az önce alışveriş fişleriyle ve internet faturasının arasında posta kutusundan çekip çıkardığı.
Genellikle postayı Kamil alırdı ama bugün nedense kendi baktı
Posta damgası. Gönderen adresi. Cezaevi kodu: T.C. Adalet Bakanlığı Silivri Cezaevi.
Gönderici ismi: Hatun Sancak.
Bu ismi Kamilden birkaç defa duymuştu; annesinin ismiymiş, Zeynep hiç görmemişti kadını.
Kocasına hayat veren kadının hâlâ yaşadığından da haberi yoktu.
“Yalnızım,” demişti Kamil, üçüncü buluşmalarında, Eminönündeki mütevazı bir kafede, yağmurdan sığındıkları bir gün:
“Babam daha ben doğmadan çekip gitmiş, hiç görmedim.
Annem Annemi yirmi yaşımda kaybettim, kalp kriziydi. Yani kimsesizim işte.”
Hiç mi kimsen yok? Zeynep neredeyse ağlayacaktı o an. En ufak bir akraban bile mi yok?
Ta Anadoluda bilmem kaçıncı kuşaktan birkaç tanıdık vardır ama hiç görüşmeyiz.
Böylesi daha kolay bak; ne gereksiz aile dramı, ne pazar günü zorunlu aile yemekleri Sadece sen ve ben.
O gün bu adama hem acımış, hem de hayran olmuştu Zeynep.
“Ne kadar güçlü biri Neler yaşamış, yine de hayata küsmemiş”
Ona öyle bir şefkat göstermişti ki; almak istediği sevgiyi, eksik bırakılan ilgiyi doldururcasına.
Ve nikah olmuştu sonra, sade, aile arasında, samimi bir tören.
Zeynepin taraftan annesi babası, iki çocukluk arkadaşı; Kamilden ise sadece çocukluk arkadaşı Tufan.
O gece Tufanın tavırları biraz tuhaftı; sessizdi, göz göze gelmemeye çalışıyordu.
Önce utangaçlığına yorup geçti Zeynep. Meğerse korkudan konuşamıyormuş, laf kaçırırım diye.
Annen nerede gömülü? diye sormuştu Zeynep evlendikten yarım yıl sonra. Gel beraber gidelim, mezarını temizleyelim. Sonuçta annen
Kamil garip bir şekilde gerildi, gözlerini başka tarafa kaçırdı, yakasının düğmesini düzeltmeye başladı.
Uzakta, Zeynep. Şehrin dışında eski bir mezarlık, giriş yasak neredeyse. Ben bir ara kendi başıma giderim, sen üzülme. Oranın enerjisi kötü, seni götürmek istemiyorum.
Gel biz canlılara bakalım, olur mu?
Ve Zeynep bunlara inandı. Ah, ne saftı!
***
Kapı açıldı, Zeynep bir anda irkildi, mektubu hızlıca çekmecenin içine, market indirim broşürlerinin altına sakladı.
Selam canım! Kamilin sesi her zamanki gibi sıcak, neşeliydi. Oğlumuz ne yaptı bugün, usluydu mu?
Mutfaktaydı artık, Zeynepe yaklaşıp saçından öpmek istedi ama Zeynep istemsizce uzaklaştı.
Hayırdır, çok mu yoruldun? Yüzüne dikkatlice baktı. Nikocuğumuz yine mi geceleri uyutmadı seni?
Değiştirip hemen alayım, sen de biraz dinlen.
Akşam yemeğini de ben hallederim.
Gerek yok, aç değilim. Kamil, bugün posta geldi…
Bir anda durdu Kamil. Geçici bir an, ama Zeynep bunu fark etti.
Öyle mi? Ne gelmiş? Fatura yine?
Fatura, reklam Başka da bir şey yok.
Kamilin rahatladığı an yüzünden belliydi.
Süper. Şimdi ellerimi yıkayayım, oğlumuzla ilgileneyim. O kadar özledim ki
Zeynep, ona arkasından baktı. Beraber hayatı, evi, günlerini paylaştığı adam, resmen gözüne baka baka yalan söylüyordu.
O kadar pişkince, o kadar utanmazca…
“Sözde ben öksüzüm,” diyordu.
Ama Silivri Cezaevinden Hatun Sancak diye biri yazmıştı.
Neden orada? Kimlere neler yaptı? Daha ne kadar ceza yatacak?
Zeynepin aklında bir resim belirdi; bir yıl, bilemedin iki yıl sonra kapıları çalınıyor ve kapıda geçmişiyle ağır bakışlı bir kadın.
“Merhaba oğlum, gelin hanım Nerede torunum? Buraya yerleşeceğim artık” diyebilir.
Kendi için hiç endişelenmiyordu Zeynep, asıl Nikocuğuna korkuyordu.
Nasıl büyütecek ki domuz gibi ağır geçmişi olan birini?
Hangi mantıkla çocuk büyüten birinin hayatına suçlu birini sokarsın?
Zeynep, çay içer misin? diye seslendi Kamil salondan. Bu hafta Şokta bebek bezi indirimi var, katalogdan gördüm. Yarın alalım, unutmadan.
Cevap vermedi. Banka uygulamasını açmış, hesap bakiyesini kontrol ediyordu.
Başlangıç için parası yetmeli. Diğer semtteki ev hazır, kiracılar bir ay sonra çıkıyorlar.
Yeter ki şimdilik kendini belli etmesin…
***
Kamil işine gitmişti, çıkarken Nikocuğunu bolca öpüp “erken geleceğim” diye sözler vermişti.
Zeynep, bu sahneye bakarken içi daha da daraldı. Ne hakla böyle yalan söyler biri? Böyle bir gerçekle yüzleşmeden yaşanır mı?
Kamil gidince, zarfı tekrar çıkardı. Ellerinin tersiyle açıp okumak istedi ama cesaret edemedi.
Belki okusa, gidemeyecek, dayanamayıp vazgeçecek…
“Kendiyle yüzleş Zeynep,” dedi. “Orada ne yazdığı önemli değil, adamlara iki sene yalan söylemiş!”
Kapı çaldı birden. Zeynep yerinde zıpladı. Kimdi ki?
Ailesi aramadan gelmez, arkadaşları da öyle.
Kapı deliğinden bakınca Tufanı gördü.
Sinirliydi, sürekli kapıda sağa sola bakıyordu.
Kapıyı açtı.
Tufan? Kamil işe gitti.
Biliyorum Zeynep Tufan ellerini cebine soktu, biraz ezilip büzüldü. Hani ben… tesadüfen buralardan geçiyordum, şey Belki Kamil garajın anahtarını evde unutmuştur dedim, bakacaktım.
Komodinde bırakmış galiba.
Hiç öyle bir anahtar yok, komodinde de yok. Emin misin burada bıraktığına?
Öyle dedi Yani Bir de, şey Kamil bana postada bir şeyi almamı rica etti. Baktım şimdi, hiçbir şey yok. Sen bugün posta aldın mı?
Aldım. Hayırdır?
Tufan bir yutkundu.
Bir parça, yedek parça bekliyorduk aslında. Bildirim gelir mi diye bakmak istedik.
Zeynep ağır adımlarla mutfağa gitti, çekmeceden o gri zarfı alıp kapıya geldi.
Bunu mu arıyorsun? Mektubu ona uzattı.
Tufanın yüzü anında kireç gibi oldu.
Zeynep, yanlış anlama… Kamil… O…
Neyimi yanlış anlayacakmışım, Tufan? Kocamın annesi hayatta ve hapiste, ikiniz de bana bunu gizlediniz! Beni saf mı sandınız?!
Ben bir çocuğu, tamamen sırlarla dolu bir ailede mi büyüteceğim?
Zeynep, inan kötü niyet yok! Tufan hızla, neredeyse fısıltı tonunda konuşuyordu. Kamil sadece düzgün bir hayat kurmak istedi. Annesi sıkıntılı bir kadın. Kamil yıllarca uğraştı onunla, nasıl yıprandığını tahmin edemezsin.
Bak canım, amacı seni korumaktı. O bölümü hayatından silmek istedi; evine huzursuzluk gelsin istemedi.
Silmek mi? Zeynep acı bir gülümsemeyle baktı. Tufan, insan annesini siler mi? Hem de böyle bir şekilde!
Beni kandırmaya hakkı yoktu. Hangi aileye girdiğimi bilmem gerekiyordu!
Aile yok ki! diye elini salladı Tufan. Sadece o kadın var, onun geçmişi başın derdi.
Zeynep, lütfen mektubu bana ver. Okumamışsın bile. Kamile vereyim ben, o sana söyler her şeyi.
Git, Tufan… dedi Zeynep sesi titreyerek. Ve o mektubu da sana vermem. O, Kamil Sancaka geliyor ve yalnızca o buradayken ona teslim edeceğim.
Kapıyı suratına kapatırken hiç acımadı.
***
Bütün gün kafasında kurup kurup durdu Zeynep. Çocuğu besledi, uyuttu, parkta gezdirdi; ama aklı hep o gri zarftaydı.
Evden ilk çıkarılacaklar neler olacak? Arabası, bazı belgeleri Mutfak eşyası umurumda bile değildi.
Zaten kendi evinde eski bir kanepeyle bir dolap var, yeter.
Akşam olduğunda tamamen sakinleşmişti.
Masayı kurdu, akşam yemeğini yaptı, oğlunu yatırdı. Kafasında yol haritası çizilmişti.
Mmm, harika kokuyor burası! Kamil eve dönmüş, hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Bak, ne aldım! Nikocuğa yeni bir oyuncak. Hem melodisi de var.
Zeynep sessizce oturuyordu, önünde o meşhur gri zarf. Kamil mutfağa geldi, gerçekleri inkar edemeyeceği belliydi.
Tufan buldu mu zarfı? dedi boğuk bir sesle.
Ben buldum. Tufan senin yollamanla geldi, almak istedi. Vermedim…
Kamil sandalyeye ağır adımlarla oturdu.
Neden, Kamil? Neden öldü dedin annene?
Çünkü benim için o kadın on iki yıl önce öldü. Gözleri dolmuştu. İlk kez hapse girdiğinde. Sonra tekrar çıktı, yarım sene dışarıda kaldı, tekrar girdi.
Zeynep, senin ailen düzgün insanlar; baban mühendis, annen öğretmen. Annemin ne olduğunu anlamazdın bile. O kadın dolandırıcı.
Sahtekar, üçkağıtçı.
Sen de bana yalan söylemeyi hak mı gördün? Bir yıl boyunca mı? Zeynep feryat etti. Böyle yapınca hiç güvenim kalmadı Kamil!
Korktum senden vazgeçersin diye! O da yükseldi. “Adamın annesi suçlu, kim bilir çocuğunda ne çıkar” dersin diye korktum.
İstiyordum ki Nikocuğumuz düzgün bir ortamda büyüsün. Bence yetim koca olmak, hırsızın oğlu olmaktan iyidir dedim içimden!
Artık onun babası boşanmış olacak, dedi Zeynep buz gibi bir tonla.
Kamil dondu kaldı.
Ne? Neden ki? Bir mektup yüzünden mi? Ben sana sakladım diye mi?
Çünkü ben seni tanımıyorum, Kamil. Böyle soğukkanlıca bana ananın ölümünü yalan diye uydurabiliyorsan, başka neleri gizliyorsun, bilemem ki.
Belki baban da ortalıktan kaybolmadı, o da bir köşede hapiste
Zeynep, saçmalama
Hayır, saçmalamıyorum. Kiracılara yazdım, bir ay sonra çıkıyorlar. Yarından itibaren boşanma davası açıyorum.
Kamil diz çöktü, gözyaşlarıyla yalvardı, “Yalanın iyi niyetti” dedi ama Zeynep artık kulağını kapadı ona.
***
Kiracılar çıktı, Zeynep oğlu Nikocuğuyla kendi evine taşındı.
Evlenmişlerdi, ama Zeynep barışmaya hiç niyetli değil.
Kamil de hiç anlamıyor, nerde hata yaptığını.
Oğlunu aksatmadan ziyaret ediyor, maddi manevi tüm ihtiyaçlarını karşılıyor.
Ancak Zeynepin kalbini geri kazanamıyor, Zeynep tekrar barışmayı hiç istemiyor.




