Her Şeyi Kendi Gözleriyle Görmek: Ağır Bir Kaybın Ardından Hayata Yeniden Tutunan Ksenia’nın Evlat Edindiği Görme Engelli Kızıyla İyileşme, Göz Ameliyatı ve İhanetle Yüzleşme Hikâyesi

Kendi Gözleriyle Görmek

Korkunç bir kazada eşini ve altı yaşındaki kızını kaybettikten sonra, Selin uzun süre kendine gelemedi. Neredeyse altı ayı bir klinikte geçirdi, kimseyle görüşmek istemiyordu. Yanında hep annesi vardı; sabırla, anlayışla onunla konuşuyordu. Bir gün annesi şöyle dedi:

Selinciğim, rahmetli eşinin işleri kötüye gitmek üzere, şirketi zar zor ayakta tutuyoruz. Erhan bana ulaştı, bu durumu sana iletmemi istedi. Ne iyi ki Erhan güvenilir biri ama…

Bu sözlerle Selin, hayata biraz olsun tutundu.

Evet anne, artık kendimi toparlamalıyım. Eminim Kerem de, işini sürdüreceğimi bilse çok sevinirdi. Neyse ki az çok şirketin işleyişinden anlıyorum, sağ olsun, vefat etmeden önce beni işe başlatmıştı.

Selin tekrar işine döndü, sarsılan aile şirketini ayağa kaldırdı. İşler yolunda gitse de, Selin kaybettiği kızını hep özlüyordu.

Kızım, sana bir şey önericem. Bence bir kız çocuğunu koruyucu aile olarak yanına al. Özellikle yardıma herkesten daha çok ihtiyacı olan bir çocuğu… Onun hayatı güzelleşir, sen de ne demek istediğimi zamanla anlarsın. Asıl kurtuluşun bu olacak.

Annesinin sözlerini uzun uzun düşündü Selin, sonunda hak verdi. Ertesi gün kendini bir çocuk yurdunda buldu; biliyordu, kaybettiği yavrusunun yerini kimse alamazdı, ama denemeliydi.

Deniz, doğuştan neredeyse hiç görmüyordu. Annesiyle babası, teşhis konulur konulmaz ondan vazgeçmişlerdi. İkisi de eğitimli, iyi ailelerden insanlardı ama, bu sorumluluktan korkup kaçmayı seçtiler. Demek ki bazen okumuşluk da insanı kötülükten korumuyor.

Deniz bebekler yurduna alındı, ismini de orada verdiler. Büyüdü, dünya ona sadece gölgeler ve silüetler halinde görünüyor. Yurtta okuma öğrendi, masalları çok sevdi, ve hep bir gün kendi iyilik perisiyle karşılaşacağını hayal etti.

Deniz yedi yaşına basmak üzereyken, iyilik perisi geldi. Güzel, zengin, gösterişli ve aslında derin bir acı taşıyan bir kadındı. Deniz, göremedi elbette ama iyi biri olduğunu hemen anladı. Selin çocuk yurduna geldiğinde, müdür oldukça şaşırdı. Neden özel gereksinimli bir çocuk? diye sordu. Selin açıklama yapmak istemedi, sadece imkânı ve isteği olduğunu belirtti.

Bir öğretmen Denizi elinden tutup getirdi. Selin hemen anladı: Bu çocuk onun kaderindeydi. Sarı bukleli, kocaman mavi gözlü ama görmeyen gözlerdi bunlar.

Kim bu güzel kız? diye sordu Selin dalgın dalgın Denize bakarak.

O bizim Deniz, harika, sevecen ve çok da zeki, dedi öğretmen.

Deniz benim kızım olacak, buna eminim, diye düşündü Selin.

Kısa süre içinde Selin ve Deniz arasında çok güçlü bir bağ oluştu. Birlikte hayat buldular. Selin, doktorlara danıştı. Hafifçe umutlandılar: Eğer ameliyat yapılırsa, Denizin bir ihtimali olabilirdi; ömür boyu gözlük takması gerekecekti.

Selin bu fırsata sarıldı, okul öncesi bir ameliyat gerçekleşti. Ama Deniz hâlâ çok az görebiliyordu. Bir şans daha vardı büyümesi gerekiyordu. Zaman geçti, Selin ona sevgisini, ilgisini hiç eksik etmedi. İşleri büyüdü, güzelliği dillerdeydi, ama kalbini hiçbir erkeğe açmadı; bütün huzuru ve anlamı, evlatlığa aldığı kızındaydı.

Deniz büyüdü, olağanüstü bir güzelliğe sahip oldu. Üniversiteyi bitirdi, kibirlenmedi, teşekkür etmeyi bildi ve annesinin şirketinde çalışmaya başladı. Selin çevresine karşı çok korumacıydı; kızının saflığından faydalanmak isteyen olur diye tedirgindi. Gelen taliplerin hedefine hemen set çekiyor, servete umut bağlamamalarını açıkça gösteriyordu.

Derken, Deniz âşık oldu. Selin, Baranı tanıdıktan sonra ikilerine de onay verdi. Kısa sürede evlilik hazırlıkları başladı. Düğünden altı ay sonra Denizin son bir göz ameliyatı daha olması planlanıyordu.

Baran naif, düşünceli biriydi. Ama Selin bazen onda bir maskenin arkasında bir şeyler gizleniyor hissine kapılsa da, bu düşünceden çabuk sıyrılıyordu. Düğünlerinin yapılacağı, şehir dışındaki bir restorana birlikte gittiler; salonun süslemelerini konuşacaklardı. Gündüz vakti, ortam sakindi.

Bir masaya oturduklarında, Baran telefonunu masaya bıraktı. O sırada arabasının alarmı çaldı, dışarı koştu. Deniz yalnız kaldı. Baranın telefonu ısrarla çaldı; önce almak istemedi ama dayanamayıp açtı. Karşıdan Baranın annesi yakında da kayınvalidesi olacak İnci Hanım bağırarak konuşuyordu:

Oğlum, buldum bulmasını! Şu kör Denizden kurtulmanın hızlı bir yolunu buldum. Turizmci arkadaşımın elinde iki tane dağ tatili var. Düğünden sonra, Hadi zirveleri görmek istiyorum dersin, birlikte gidersiniz. Sonra, bir an kayıtsız davranıp, yanlışlıkla dengesini kaybedip düşmesini sağlarsın. Sen de oradan uzaklaşırsın. Sonra polise, Karım kayboldu dersin. İncir çekirdeğini doldurmaz bir hikâye işte. Yıkılıp mahvolmuş koca rolünü çok iyi oynarsın, buna eminim. Denizin ameliyatını beklemeyeceğiz, işleri zorlaştırır. O kadar parayı elden kaçırmak olmaz oğlum. Hadi, sana güveniyorum, ben kapatıyorum.

İnci Hanım konuşmayı bitirdi. Deniz şok içinde telefonu masaya bıraktı; elleri titriyordu.

Demek ki bana tuzak kuruyorlar, hem annesi hem Baran… diye kafasında yankılanıyordu.

Birkaç dakika öncesine kadar mutlu bir gelinken, şimdi tüm dünyası yıkılmıştı. Baran salona döndü, hiçbir şey olmamış gibi konuştu:

Arabanın alarmı anlamsızca çaldı, herhalde bir kedi geçti, iz bile yok. Derken yine telefonu çaldı, aceleyle açtı: Tamam, evet, Onur! Hemen geliyorum…

Git, dedi Deniz sessizce, annemi beklicem, birlikte konuşuruz.

Peki, ben çıkıyorum o zaman.

Baran gider gitmez Deniz hemen Selini aradı.

Anne, hemen restorana gel, acil… Söylemeye çalışsa da, sesi titriyordu.

Kızım ne oldu, çok kötü duyuldun. Geliyorum kızım, bekle beni.

Denizin ağlamasını restoran çalışanlarından biri fark etti.

Her şey yolunda mı Deniz Hanım? Nereye gitti Baran Bey, biraz önce mutluydunuz?

Sorun yok, Ayşe Hanım… Annemle birlikte burada konuşacağız. Baranı işten çağırdılar, acilmiş.

Size bir çay getireyim, diye önerdi, Deniz başını salladı.

Selin yolda yine endişeliydi: Kızımda bir terslik var Ne oldu böyle?

Yirmi dakika sonra restorandaydı. Yanına oturup, beklediği cevabı aldı.

Anne… Annem… Gözyaşları dökülüyordu Bana tuzak kurmak istiyorlar!

Kim? dedi Selin şaşkınlıkla.

Baran ve İnci Hanım… Tam anlamıyla duydum. Az daha telefona bakmasam, duyamazdım… Arabasının alarmı çalınca, telefonu masada unuttu. İnci Hanım, hemen operasyon planlarından bahsetmeye başladı. Dağ tatili, düşme numarası… Hepsi onların planıymış! Yorumu: Ameliyattan önce bitir işi oldu.

Kızım sen ciddi misin? Yanlış duymuş olmayasın?

Anne, yemin ediyorum. Hatta İnci Hanım, Barana konuşmaktan başka birine ulaştığının farkında bile değildi. Telefonu kapattım, şimdi hiçbir şeyin farkında değiller.

Selin adeta dünyaya küsmüştü. Nasıl bu kadar aldanmışlardı? Ne yapacaklarını konuşurken, Baran aradı.

Deniz, annen geldiyse, düğün organizasyonunu konuşabildiniz mi?

Selin, kızı adına telefonu aldı.

Alo Baran? Şanslısın ki gerçek planlarınızı zamanında öğrendik. Dinle beni, Barancığım… Dağ planlarınızdan, her şeyden haberdarız.

Hangi plan? Hangi dağ tatilinden bahsediyorsun? İster inansın, ister rol yapsın, afallamış gibiydi.

Bildiğin tatil ve kaza planından! Denizin yanlışlıkla hayatını kaybetmesini öngördüğünüz o geziden!

Baranın yüzü düştü; anladı ki, konuşmayı annesi yanlışlıkla ona değil Deniz’e anlatmıştı. Üstelik az önce gelen mesaj da planın hızlandırılması yönündeydi.

Ama ben… Ben istemedim… Annem…

Tamam, birazcık olsun onurun varsa suçunu kabul et ama annene sığınma. Allaha ısmarladık Baran.

Ertesi gün Baran apar topar İstanbuldan ayrıldı. Olanların sorumlusunu annesi olarak görüp biraz para aldı, ortadan kayboldu. Selin ve Denizin polise gideceğinden korkuyordu. İnci Hanım da soluğu başka bir şehirde bir arkadaşında aldı.

Gözleriyle Her Şeyi Görmek

Göz kliniğinde Denizin ikinci ameliyatı yapıldı. Selin yanındaydı, bantlar henüz çıkmamıştı. Anne-kız birlikte bahçede oturuyordu. Denizin doktoru, genç ve sempatik Uzman Doktor Mehmet Bey, çok ilgiliydi, ameliyatı da başarılı geçmişti. Onun her hali, Denizden etkilendiğini belli ediyordu. Selin göz ucuyla izliyor, ona güvenmek istediğinden emin olamıyordu.

Bantlar çıkınca Mehmet Bey elinde kocaman bir gül buketiyle geldi. Deniz ilk defa dünyayı net görebiliyordu; gözleri doldu.

Anne, her şeyi görüyorum! deyip ağladı. Mehmet Bey sarılıp onu teselli etti.

Artık Deniz gözlük takacaktı ama bu, yaşadıklarından sonra hiç önemli değildi.

Bir yıl içinde Deniz ve Mehmetin mutlu bir düğünü oldu. Kısa süre sonra, babasının gözlerini andıran gri gözlü minik kızları dünyaya geldi. Deniz şimdi çok mutlu. Güvenilir ve sevgi dolu bir eşi, huzurlu bir ailesi var. Artık kimsenin ona zarar vermesinden korkmuyor.

Okuduğunuz için teşekkürler. Hayatınızda şans ve mutluluk sizinle olsun!

Rate article
Lifequest
Her Şeyi Kendi Gözleriyle Görmek: Ağır Bir Kaybın Ardından Hayata Yeniden Tutunan Ksenia’nın Evlat Edindiği Görme Engelli Kızıyla İyileşme, Göz Ameliyatı ve İhanetle Yüzleşme Hikâyesi