Dostum, sana anlatmam lazım Beş yıldır sevgilimle beraberdim. O başka şehirde çalışıyordu, ben İstanbuldaydım; mesafe yüzünden ayrıydık ama her gün konuşurduk. Gelecek için ciddi planlarımız vardı. Artık evlenme teklif etmeyi ciddi ciddi düşünüyordum, belki İstanbul’a taşınır, ayrı kalmayız diyordum. Onun bana sadık olduğuna, güvenilir biri olduğuna inanıyordum. Hiçbir zaman beni şüphelendirecek bir şey yapmamıştı.
Bir gün, tanımadığım bir numaradan telefon geldi. Alo? dedim şaşkın bir şekilde açtım. Karşıdaki adam gayet sakin ve kibar bir tonla kendini tanıttı:
Bak kardeşim, hiç kimseye sıkıntı çıkarmak istemem. Sadece bilmen gerektiğini düşünüyorum, o yüzden aradım, dedi.
Adam BT mühendisiymiş, daha yeni bir kadınla tanışmaya başlamışlar. Ciddi bir şey değilmiş aslında; mesajlar, arada bir kahve içmek falan Hani yeni tanışırken insan birini nasıl gözlemlerse öyle bir süreç. Kadın hiç sevgilisi olduğunu söylememiş tabii. Adam her şeyi normal sanırken bir yerlerde bir şeyler tuhaf gelmiş.
Adamın bir arkadaşı da dating işleriyle uğraşıyormuş. Sohbet ederken seninki hakkında arkadaşı ismini duymuş, merak edip fotoğraf istemiş. Adam fotoğrafı gönderince arkadaşı şaşırmış, Aman abi hemen o kadından uzak dur, onun tam beş yıldır resmi sevgilisi var, demiş.
O arkadaşı olayı dedikodu olarak değil, kesin bilgi olarak anlatmış. Herkesin bildiğini, hatta beni tarif etmiş: Başka şehirde yaşıyor, kadın burada çalışıyor, işte o yüzden istediğini yapıyor. Daha da kötüsü; o kadın başka bir mühendisle daha görüşüyormuş. O adam da biliyormuş kadının sevgilisi olduğunu ama hiç umrunda değildi.
Meğer sevgilim tek taşla oynamıyormuş. Biri ben, diğeri o BT mühendisi dostu, üçüncüsü de telefonla bana ulaşan bu adam Yani üçlü bir ilişkiler silsilesi. Telefon eden arkadaş da Böyle bir şey varsa kadınlar arasında dayanışma olur diyorlar; bence erkekler arasında da dayanışma olmalı, dedi. Olaya alet olmak istememiş, beni sosyal medyadan bulup aramış. Sonra da ekledi: İstersen kanıtları atabilirim, bende her şey var. Saklayacak bir şeyim yok.
Tabii ki dedim, Yolla, diye. Telefonda kapatınca, bir anda tüm mesajlaşmalar, ses kayıtları, fotoğraflar, buluşma tarihleri önüme düştü. Düşün, aynı laflar, aynı iltifatlar Bana ne söylediyse ona da aynısını yazmış, adeta kopyala-yapıştır. Hep aynı boş vaatler.
Kalbimde öyle bir sıkışma oldu ki, anlatamam. Hayatımı tamamen ona göre kurmaya başlamıştım. İstanbuldan taşınmayı, ona evlenme teklif etmeyi, sıfırdan birlikte yeni bir başlangıç yapmayı planlıyordum.
Sonra onu aradım, köşeye kıstırdım. İnkâr etmedi, önce Bu kadar büyütülecek bir şey yok, dedi ama sonrasında bana kızdı; Senin işine niye başkası karışıyor? diye. Sonra da ağlamaya başladı. Karışığım, ne yapacağımı bilmiyorum, bu şekilde öğreneceğini tahmin etmemiştim, dedi.
Kapattım telefonu.
Ve o an kafama dank etti: Sadece erkekler aldatmıyor. Baya baya, kadınlar da stratejik yalanlar söyleyip aynı anda birkaç ilişki yürütebiliyor ve yaptığının gayet farkında oluyor.
Belki bir ilişki kaybettim. Ama bana bir mesaj yollamadan, telefonu açıp beni arama cesaretini gösteren o adama gerçekten minnettarım. Yoksa bugün, sıkı sıkı bağlandığım, birlikte hayat kurmayı düşündüğüm birinin üç kişilik gizli hayatına ortak olacaktım hiç habersiz. Valla kardeşim, Allah beterinden saklasın.




