Sen Bir Hainsin – Bu Düğün Olmayacak! Lüba, Dededen Kalan Güzellik Salonunu Değil, Resim Öğretmenliğini Seçmiş Genç Bir Kadın Olarak Hayatında Gerçek Aşkı Ararken, Bir Sergide Tanıştığı Arda’nın İhanetiyle Sarsılır ve Gizemli Fotoğraflar, Eski Arkadaşlar ve Beklenmedik İtiraflarla Dolup Taşan Duygusal Bir Fırtınada Düğününün ve Geleceğinin Kaderiyle Yüzleşir

Aşkım, ne biçim şeyler söylüyorsun bana? dedi sevgilim, fotoğrafa bile adam akıllı bakmadan. Ben sadece seni seviyorum, başka kimseye ihtiyacım yok. Kesin bu fotoğraflar montajdır.
Öyle mi? Kimin ne işi olurmuş böyle şeyle? Sevda, Ardanın böylesine umursamaz tavrından iyice rahatsız oldu. Savunması bile isteksizdi.

Babaannesinden miras kalan güzellik salonu çok ilgisini çekmese de, Sevda çocuklara resim öğretmekten büyük keyif alıyordu. Mirası reddetmek gibi bir düşüncesi hiç olmadı.

Salon iyi para kazandırıyordu ve işini büyük bir titizlikle yapan güvenilir bir kadın yönetiyordu.

Böylece Sevda hem istediği işle uğraşıyor hem de maddi olarak hiçbir sıkıntısı olmuyordu. Sadece bir aileye sahip olma duygusu eksikti hayatında.

Babaannesinin vefatından sonra, 27 yaşındaki Sevda kendini yapayalnız hissetmişti. Ta ki, bir yıl sonra bir sergide Ardayla tanışana kadar…

Kibar, yakışıklı, hafif mahcup bir gülümsemesi olan Arda, zarifliği, iyiliği ve hassasiyetiyle kısa sürede Sevdanın gönlünü fethetti.

İki ay sonra Arda, Sevdayı kendi evine, üvey babası Yaşar Beyle tanıştırmak için davet etti.

Öz babam ben dört yaşındayken vefat etti, diyerek anlattı Arda. Annem on yıl sonra tekrar evlendi.

Yaşar amcaya baba diyemedim hiç, ama aramız hep iyi oldu.

İki yıl önce annem de vefat etti, ben de burada Yaşar amcayla beraber yaşıyorum.

Yaşar Bey, Sevdanın hemen dikkatini çekmişti. Duruşu, bakışları, düzgün konuşmasıyla hiç de 56 yaşında göstermiyordu.

Sevda da ona ilk görüşte iyi gelmişti anlaşılan.

Bizim oğlana şans güldü doğrusu, diye espri yaptı Yaşar Bey, gelin adayının elini öperken.

Ya niye oğlan diyorsunuz, Yaşar amca? Arda hafif alıngan bir ifadeyle lafı devraldı.

Çünkü gerçek erkek hobi ürünleri yöneticisi olmaz, dedi neşeyle Yaşar Bey. Şaka bir yana, gelin hanımda şansın var, doğruyu söyleyeyim!

Başta Sevda biraz utanmıştı ama akşama kadar Yaşar Beyin esprileriyle kahkahalara boğuldu, bu da Ardayı azıcık kıskandırdı.

Altı ay sonra Arda ona evlenme teklifi etti. Sevda o kadar mutluydu ki, o kadar âşıktı ki, gelen fotoğrafları ilk başta anlamadı bile.

Ama sonra fotoğrafların anlamını kavrayınca şok oldu.

Fotoğraflarda, Arda başka bir kızı Sevdaya aynı şefkatle sarılıp öpüyor, utangaç gülümsemesiyle poz veriyordu.

Çekildiği tarih ise birkaç hafta öncesini gösteriyordu.

Aşkım, saçma şeylerle gelme bana, diye umursamazca baktı Arda fotoğraflara. Ben sadece seni seviyorum, başka kimsem yok. Bu kesinlikle fotomontaj.

Kime ne lazım ki, sence? dedi Sevda, Ardanın kayıtsızlığına iyice içerleyerek.

Bilmem ki, dedi sanki hiç önemi yokmuşçasına. Deli çok, ne yapsınlar

Orada Sevdanın sabrı taştı. Başkası olsa kendini savunur, aşkını ispatlar, gerekirse fotoğrafları göndereni bulmak için uğraşırdı… Arda ise hem ona ihanet etmişti, hem de pişmanlık duymuyordu.

Sen hainlik ettin! Düğün falan yok! diye ağlayarak evden çıktı Sevda, Ardanın şaşkın bakışları altında.

Üç gün boyunca evde ağladı, sonrasında bir hafta dışarı çıkmadı, hastalık bahanesiyle rapor aldı. Ne olduysa kafasında tekrar tekrar düşündü ama Arda bir kez bile haber göndermedi. Sonra kendini toparladı.

Ya gerçekten de fotoğraflar sahteyse? Belki biri onları ayırmak istiyordu. Günümüzde yapay zekâyla istediğin fotoğrafı yaptırmak mümkün Sevda da kolay pes etmişti.

Şaşırtıcı şekilde, fotoğraftaki kız gerçek çıktı. Kısa sürede internetten buldu onu, üç farklı sosyal medya hesabı vardı. Rakibi ismi Vildandı ve hemen buluşmayı kabul etti.

Eski fotoğraflar onlar, diye güldü Vildan, Sevdaya her şeyi anlatıp fotoğrafları gösterince. Bir yıl oldu neredeyse.

Tarih bak burada yazıyor ama? diye afalladı Sevda.

Tarih değiştirmek ne kolay, haberin yok galiba, dedi Vildan acıyarak. Kim isterse ayarlar.

Sen mi yaptın?

Yo, neden yapayım ki? Zaten Ardayla çoktan bitirdik, karakterlerimiz uymadı, zaten iki ay bile çıkmadık. Yakında evleneceğim ben zaten.

Öyle mi? Sosyal medyada hiç nişanlından bahsetmemişsin? dedi Sevda kuşkuyla.

Mutluluk sessizliği sever, nazardan korkarım Düğün olunca fotoğraf tabii paylaşacağım.

Demek ki gerçekten biri Ardayı zor durumda bıraktı, Sevda da hemen inandı, Ardayı suçladı. Bunu bir an önce telafi etmeliydi.

Ama Arda, aramalarıma ve mesajlarıma hiç cevap vermedi. İki gün sonra Sevda, Ardanın evine gitmeye karar verdi.

Akşam saatini seçti ki evde kesin bulsun. Tam varmıştı ki Arda, araba ile gelen, eski mahalleden azılı rakibi Cansunun arabasından indi.

Cansu ile küçükken komşu idiler ve bir süre arkadaşlık etmişlerdi, ama Cansu’nun baskın, dışa dönük, renkli karakteri Sevda için yorucu olmuştu.

Zamanla araları iyice açılmış, sadece selamlaşır hale gelmişlerdi. Hatta babaanne ölümünden sonra Cansu mahallede daha fazla görünmeye başlamıştı.

Cansu, Sevdanın güzellik salonunu sürekli satın almak istedi. Oraya masaj salonu çok yakışacak diye ısrarcıydı.

Cansunun halihazırda iki salonu vardı, bu bölge ise kupon bir yerdi.

Sevda çok iyi biliyordu ki, o salonlarda neler dönüyor! Kendi salonunun ise ona ihtiyacı vardı.

Cansunun tekliflerine çoğu kez kibarca hayır demişti. Demek intikam almak ve Ardayı elinden almak istedi?

Bu düşünceler zihninden geçerken, Cansu ve Arda samimi biçimde vedalaştı, Cansu arabasına binip gitti.

Bak işte, dedim ben sana Arda tembelin teki diye, diye bir ses duyunca, irkildi Sevda.

Merhaba Yaşar Bey, dedi mahcup bir şekilde.

Kıyamam, bırak bu Ardayı, bak bana, ne dersin? dedi Ardanın üvey babası gülerek ama gözleri ciddiydi.

Kusura bakmayın, şimdi olmaz, dedi Sevda iyice bozulmuş bir halde, hızlıca uzaklaştı.

Cansuyu bulmak zor olmadı. Mahalleye döndüğünde tam o sırada arabasını park ediyordu.

Yani, benim nişanlımı mı çaldın? Ama fotoğrafları yüzünden fena çuvalladın, her şeyi öğrendim, dedi Sevda, Cansunun gözlerinin içine bakarak.

Ne fotoğrafı? Ne diyorsun sen ya? şaşırarak sordu Cansu.

Ardayı başka bir kızla çekilmiş fotoğrafları… Sanki sende de bir koz olacak da bana gönderdin.

Kızım iyi misin? Ben hiçbir şey göndermedim. Zaten Arda bir hafta önce bana yazmaya başladı. Siz nasıl olsa ayrıldınız diye duydum…

Sevda dikkatli şekilde Cansunun yüzüne baktı. Gerçekten doğru söylüyor gibi geldi. Kafasını toparlamak için eve gidip düşünmeliydi.

Ben seni salonu satacaksın diye düşünüyordum! diye bağırdı Cansu arkasından ama Sevda hiç arkasına bakmadı.

Eve varınca derin bir nefes aldı ve tekrar Ardayı aradı. Bu defa şaşırtıcı şekilde açtı.

Gelmek istiyorsan buyur gel, dedi ilgisizce. Hastayım galiba, keyfim yok.

Sevda daha fazla düşünmeden gitti.

Arda, hata ettim. Beni affet ne olur, çok sevdim seni, o yüzden kıskandım. Fotoğraflar o kadar inandırıcıydı ki Affet beni.

Tamam, dedi omuz silkti sadece. Olur böyle şeyler.

Sen harikasın, Sevda boynuna sarıldı. O kadar seviyorum ki seni!

Ama Arda usulca ellerini kaldırıp onu kendinden uzaklaştırdı.

Arkadaş kalsak daha iyi olur.

Nasıl yani? Biz evleniyorduk…

Bak Sevda, dedi hafif burun kıvırarak, ben Cansuyla evleneceğim.

Ne? Sen bana aşkını ilan etmiştin… Biz beraber…

Bu kadar duygusal tepkiler istemiyorum hayatımda. Zaten Cansunun işleri daha iyi, geliri fazla. Geleceğim için de önemli bunlar.

Sevda ne diyeceğini bilemedi. Gerçekten dili tutulmuştu, ve aslında söylenecek söz de kalmamıştı.

Demek Arda onu kullanıp, kolayca başka birine yönelmişti.

Ağlayarak evden çıktı, apartmanda hızlı hızlı inip sokağa attı kendini, ama ayakta duracak hali kalmamıştı, bir banka oturdu.

Beş dakika sonra Yaşar Bey yanına geldi.

Kıyamam sana, dedi başını okşayarak. Merak etme, iyi ki şimdi öğrendin her şeyi…

Ben hala kim karıştırdı bu işi diye anlamış değilim! diye hıçkırarak ağladı Sevda.

Ben… dedi Yaşar Bey usulca.

Siz mi? Neden peki? dedi Sevda, gözyaşı bitmiş halde.

O gece sana ilk defa baktığımda etkilendim. Seninle evlenmek istedim ama sen hep Arda, Arda deyip duruyordun. Ne yapayım?

Siz benden yaşça büyüksünüz ve ben Ardayı seviyordum… ya da seviyordum…

Seni onun yanında kötü göstermek istedim başta. Sonra tesadüfen duydum Ardanın bir arkadaşına anlattıklarını… Zengin birini bulduğunu ballandıra ballandıra anlatıyordu.

O zaman anladım ki, seni sırf maddiyat için bırakmaz. Ben de yolu tersinden denedim. Önemli değil detayları…

Siz farkında mısınız hayatımı mahvettiniz?

Hayır, seni kurtardım. Daha sonra daha çok üzülürdün. Benimle evlenir misin Sevda?

Siz delirmişsiniz! diyerek hızlı adımlarla evine döndü.

Şehri terk etti, ama Yaşar Bey onu bulup ikna etmeye çalışmaktan vazgeçmedi. Sonunda iyi dost oldular.

Bir sene sonra Yaşar Bey vefat etti, her şeyini Sevdaya bıraktı. Sevda buna sevinmedi bile, artık hayata alışmıştı.

Arda ise dairesini kaybettiği için çok öfkelendi ama Sevdanın umurunda bile olmadı.

Rate article
Lifequest
Sen Bir Hainsin – Bu Düğün Olmayacak! Lüba, Dededen Kalan Güzellik Salonunu Değil, Resim Öğretmenliğini Seçmiş Genç Bir Kadın Olarak Hayatında Gerçek Aşkı Ararken, Bir Sergide Tanıştığı Arda’nın İhanetiyle Sarsılır ve Gizemli Fotoğraflar, Eski Arkadaşlar ve Beklenmedik İtiraflarla Dolup Taşan Duygusal Bir Fırtınada Düğününün ve Geleceğinin Kaderiyle Yüzleşir