Gelinim Evim Yüzünden Bana Kızdı ve Oğlumu Bana Karşı Kışkırtmaya Başladı

Bugün yine içim dolu dolu, defterime yazmadan rahat edemeyeceğim. Gelinim bana küsmüş durumda ve şimdi de oğlumu bana karşı doldurmaya başladı.

Oğlum, doğruluğundan pek emin olamadığım bir kızla karşılaştı ve o zamandan beri kız, oğlum üzerinde epey bir etkili olmaya başladı. Son zamanlarda oğlumu bana karşı kışkırtıyor. Gelinim, kendi mutluluklarını umursamadığımı, sadece kendimi düşündüğümü söylüyormuş. Bu düşünceye de, dairelerimizi takas etmeyi reddettiğim için varmış.

Eşimi birkaç yıl önce kaybettim, oğlum benim tek evladım. Onu sevgiyle ve ilgiyle büyüttüm, iyi bir eğitim alması için elimden geleni yaptım. Evliliğinden önce bizimle yaşıyordu. Üniversitedeyken çalışmaya başladı ve mezun olur olmaz güzel bir iş buldu.

Oğlum benim gurur kaynağım. Hayatta tek başına da oldukça başarılı. Eşimle ben, oğlumuza daire hediye edecek durumda olamamıştık, çünkü hep mütevazı yaşadık. Kendi dairemizi bile ancak kırk yaşımda alabildik; öncesinde hep kirada kaldık. Hal böyle olunca, ikinci bir evi oğluma almak imkânsızdı. Ama sonuçta, kendi dairemizi de çalışıp, çabalayıp aldık, oğlum da kendi evini alabilir.

Oğlum, bir kızla tanıştığını söylediğinde çok mutlu olmuştum. Gelinimle iyi geçinmeye gayret ettim; ne onu uyardım, ne azarladım. Gelinimin kim olduğundan çok, oğlumun mutlu olması benim için önemliydi. Başlarda Melisi çok seviyordum, saygılı ve mütevazı görünüyordu. Fakat, evlilikten sonra gerçek yüzünü göstermeye başladı.

Düğünden sonra, oğlum ve Melis balayı için bir yere gittiler. Döndüklerinde, gelinim işinden istifa etti. İşyerinde üstleriyle anlaşamadığını, daha iyi bir iş bulmak istediğini söyledi. Ama o günden beri iki yıldır çalışmaya hiç niyeti yok. Oğlumun boynuna iyice oturdu, evde oturup duruyor.

Onlar Melisin şehir dışındaki küçük bir dairesinde kalıyorlar. Melis çalışmadığı için oğlum yeni bir daire alamıyor çünkü Melis, bütün parayı güzellik salonlarına, kıyafete harcıyor.

İki yıl boyunca insan nasıl iş bulamaz, anlamak zor. Sözüm ona mülakatlara gidiyor, ama bence oğlumun sırtından geçinmek hoşuna gidiyor.

Bir defa, çocuk yapmayı düşünüp düşünmediklerini sordum.
Böyle küçük bir evde çocuktan nasıl bahsedebiliriz ki? dedi gelinim.
Biraz birikim yapıp krediye başvursak? diye ben de söyledim.
Ne birikimi, ayın sonunu zor getiriyoruz, zaten paramız yok, diye cevap verdi Melis.

Onlara söylememek için kendimi zor tuttum. Evde oturmasalar, şimdiye kadar epey kenara para koyabilirlerdi. Eğer gerçekten ev almak için birikim yapmak isteseler, kesinlikle yardım ederdim; çünkü ben bir miktar birikim yapmıştım zaten. Ama şimdi yardım etmek istemiyorum; çünkü biliyorum ki Melis o parayı gereksiz şeylere harcar.

Son zamanlarda gelinim çocuk istemekten bahsetmeye başladı. Sürekli zamanın geçtiğini, artık torun istemem gerektiğini söylüyor. Ama bu şartlarda çocuk nasıl büyütülür? Oğlum da Melise hak verir oldu.

Anne, biz düşündük de, neden dairelerimizi takas etmiyoruz? Yasal olarak bir şey yapmamıza gerek yok, sadece yer değiştirelim diyoruz. Böylece ne kredi derdi olur, ne sıkıntımız kalır. Sana da bizim ev yeter zaten.

Oğlumun sözleri çok ağrıma gitti. Böyle bir şeyi kendi başına söylemeyeceğini biliyorum. Ona, onların evine uzak kalmam gerektiğini, yaşlı ağaçların yerinin değişmeyeceğini anlattım.

Sizin birkaç yılınız kaldı zaten, sonra torun da veririz size diye de üstüne ekledi gelinim, alaylı bir gülümsemeyle.

O “cazip tekliflerine” hayır dedim, çünkü evimden ayrılmak istemiyorum.

O günden sonra oğlum birkaç defa daha konuyu açtı, ama söyledikleri her seferinde içimi daha çok acıttı. Oğlum, hiçbir zaman başkasının malında gözü olan biri olmadı; şimdi ise karısı onu böyle şeylere zorluyor.

Hadi, gidelim evimize! Bak, annenin torun isteyecek hali yok, bizim için parmağını kıpırdatmaz! dedi gelinim, son geldiklerinde oğluma.

O olaydan sonra oğlum aramaz oldu, telefona çıkmıyor, geri dönmüyor. Ne olduğunu anlamıyorum. Oğlum akıllı bir çocuk ama yanında eşi varken bambaşka biri oluyor, gözüm bir türlü alışamıyorHer günüm oğlumun sesini duymayı bekleyerek geçiyor. Kalbim, bir yanım onu affetmek isterken, diğer yanım incinmişliğime yenik düşüyor. İçimden bir ses, O da benim gibi kırgındır, belki utanıyordur, diyor.

Bir sabah kapım çalınıyor. Açtığımda karşımda oğlum, elleri cebinde, başı önünde, gözleri nemli. Ardında Melis yok. Bir an konuşamıyoruz. Sonra sessizliği oğlumun kısık sesi bozuyor:

Anne Özür dilerim. Sana haksızlık ettim. Yalnızken düşünebildim ancak. Kendi hayatımı kurmam gerektiğini, kimseyi senden üstün tutmamam gerektiğini anladım.

O an, tüm sitemim, öfkem siliniyor. Kucaklaşırken, gözyaşlarımız birbirine karışıyor. Hayat bazen yanlış seçimlere zorlasa da sonuçta aile olmanın, affetmenin önemini öğreniyoruz.

Birlikte mutfağa geçiyoruz, çay koyuyorum. Her yudumda aramızdaki mesafe azalıyor sanki. Oğlum yeniden içini döküyor; Melisle aralarında gerçek sorunlar olduğunu, kendi ayakları üstünde durmak istediğini söylüyor.

Gülerken, ağlarken, zaman yavaşça akıyor. Gün batımında pencereden dışarısını izlerken, oğlum birden sesi titreyerek soruyor:

Anne Bana hakkını helal eder misin?

Gülümsüyorum. Hayatta en zor sınavlar bazen sevdiklerimizden geliyor ama kalbimde hep oğluma yer var. Elini tutup Evlat, anneler her zaman affeder, diyorum.

Gözlerinde bir ışık yanıyor. Umut yeniden doğuyor. O an anlıyorum ki, bazı kırıklar, sevgiyle onarılabiliyor. Belki geleceğin ne getireceğini bilemiyorum ama artık biliyorum: Ne olursa olsun, sevgiyle kurulan köprüler kolay kolay yıkılmıyor.

Ve bu uzun gecenin sonunda, odamın köşesindeki defterime şu cümleyi yazıyorum: Affettiğin an, kalbindeki yük hafifler. Hayat devam eder, ama sevgiyle daha güzel

Rate article
Lifequest
Gelinim Evim Yüzünden Bana Kızdı ve Oğlumu Bana Karşı Kışkırtmaya Başladı