Benim gençliğimden bir hikayeyi hatırlıyorum şimdi: O günlerde, Elifin hamile olduğunu duyduğumuzda ailece ne kadar şaşırdığımız hâlâ gözümün önünde. Ailemiz, onun bir gün hayatımızdan ansızın kaybolabilir diye endişe ettiği biriyle beraber olmasını bir türlü içine sindiremiyordu.
Elif, Konyanın sıradan bir mahallesinde büyüyen, ana-babasına saygılı, uslu bir kızdı. Babası vefat ettikten sonra annesi bir müddet yalnız kalmış, sonra gönlünü yeni birine kaptırmıştı. Elifin üvey babası, gerçek babasının yokluğunu hiç aratmayan sıcak kalpli bir adamdı. Evlerinde huzur eksik olmaz, Elif nereye gitse arkasında ailesinin desteğini her zaman hissederdi. Lise diplomasını almış, fakat üniversiteye kabul edilmesi için İngilizcesi pek yeterli değildi.
Bir süre düşündükten sonra İngilizce hocası tutmaya karar verdi. Yabancı bir öğretmen olması daha hızlı ilerlemesini sağlar diye düşündü. Kısa araştırmalardan sonra, Ankarada okuyan Burkino Fasolu Halitle tanıştı. Halit, birkaç yıldır özel ders veriyor, mükemmel derecede İngilizce konuşuyordu. Elif başta pek uyum sağlayamadı; derslerde zorlanıyordu. Zaman geçtikçe aralarındaki mesafe azaldı, Halitle sohbet etmekten zevk alır oldu, dostlukları kısa sürede büyük bir yakınlığa dönüştü; bir an olsun ayrı kalmak istemez olmuşlardı.
Elifin hamile olduğunu öğrendiğimizde ailede adeta yer yerinden oynadı. Halitin bir gün aramızdan gideceği, Elifin de küçük bebeğiyle ortada kalacağı düşüncesi onları derinden sarsıyordu. Özellikle de çocuklarının farklı bir görüntüyle büyüyeceğini, mahallede parmakla gösterileceğini varsayıyorlardı.
Halit, üniversiteyi bitirir bitirmez yurduna, Burkino Fasoya dönmek zorunda kaldı. Fakat Elifle aralarındaki bağ hiç kopmadı; her gün arayıp konuşuyor, hasretlerini kameralı görüşmelerle azaltmaya çalışıyorlardı. Elifin bebeği vaktinde dünyaya geldi ama ailesinin soğuk tavırları Elifi başka çare düşünmeye itti. Elif bavulunu topladı ve Halitin memleketine gitmeye karar verdi.
Afrikaya gittiklerinde, Elifle Halit alışmakta büyük güçlük çekti iklim bambaşkaydı, Elif bir türlü ısınamadı o sıcağa. Sonunda dayanamadılar, tekrar Türkiyeye dönmeye karar verdiler. Dönüşlerinden bir sene sonra ikinci kızları da dünyaya geldi. Ancak aile soğukluğunu hiç üzerinden atmadı; kimse Elife eskisi gibi sarılmadı, gönül koydular. Elif ne olursa olsun canından çok sevdiği Halitten vazgeçmeye hiç yanaşmadı; ailesinin rızası için sevgisini feda etmeye gönlü elvermedi.
İçlerinde bir umut filizlendi; Kanadaya taşınırlarsa belki orada daha anlayışlı insanlarla karşılaşırlar, çocukları daha huzurlu büyür diye düşünüyorlar şimdi. Tüm o yılları hatırladıkça; aile saadeti, özlem, kırgınlık ve umut birbirine karışıyor hafızamda…




