Geçenlerde oğlum eve bir kız arkadaşını getirdi. Kız benden birkaç yaş küçük, tahminimce dört beş yaş kadar. Oğlum benim yaşlarımda birine tutulmuş ve ona evlenme teklifi etmeye niyetliymiş. Tabii bir de sürpriz: kızın küçük bir kızı varmış!
Karşılamam tabii gayet nazikti. En önemlisi oğlum mutluysa, ben de mutlu olurum. Ama ne var, insanın içinde bir tedirginlik olur. Onlar gittikten sonra hiç vakit kaybetmeden “panik butonum” olan, bana her zaman iyi gelen, sağduyusuyla tanınmış arkadaşım Şerifeyi aradım. Şerife ne olursa olsun yanımdadır, üstelik öyle tavsiyeler verir ki, sanki reçete gibi işler. Hemen aradım, başıma gelenleri anlattım, akıl danıştım. Durumu anlatırken bir yandan da Allahım, bu işin altından ne çıkacak? diye geçirdim içimden.
Telefon sohbetimiz bir hayli uzadı; muhtemelen daha da devam edecekti, fakat oğlum kapıdan içeri girdi. Konuşmak istiyormuş, anlaşılan bana daha da şaşırtıcı bir haber verecek diye ödüm kopuyordu. Anne, istiyorum ki o da, küçük kızı da bizimle yaşasın dedi.
Ne diyeceğimi bilemedim; Tamam, gelsinler, yaşasınlar dedim. Oğlum deliler gibi sevindi, hemen haberi onları bildirmeye gitti.
Aklımda tek bir şey dolanıyor: Bu kadın gerçekten oğlumu seviyor mu? Yoksa merkezi konumda, kocaman bir eve, bolca birikime sahip olduğumuzu öğrenip mi sarıldı oğluma?
Böyle düşüncelerle uyuyakaldım. Rüyamda rahmetli kocam bana her şey yolunda dedi. Sabah kalkınca anladım ki, oğlum öyle saf değil; olanı biteni gayet iyi biliyor. Hata yaparsa da kendi telafi eder. Hem, gençler işini bilir; anne korkusu gereksizmiş!




