Dede ile Bir Yaz Akşamı: Antrenmandan Dönerken Yerde Düşmüş, Kan İçinde Yardım Bekleyen Bir Dedeye Yardım Etmem ve Onun Hikâyesini Öğrenmem – İnsanlığımızı ve Toplumsal Duyarlılığımızı Sorgulatan Bir Olay

Dede

Yaz günüydü. Akşam antrenmandan eve dönüyordum. Bir baktım, bir dede, yaşlıca, tam asfaltın üstüne yığılıp kalmış, kalkmaya çalışıyor ama nafile. Etraftan geçen herkes ona şöyle bir göz atıp, hızla yanından geçiyor. Belli ki kesin sarhoş bu diye düşünüyorlar. O ise hafifçe mırıldanıyor ve elini insanlara doğru uzatıyor. Küçüklüğümden beri annem bana, gücün yettiğince herkese yardımcı olacaksın diye öğretmişti. Ben de dayanamayıp yanına gittim, Yardım edeyim mi size? diye sordum. Tabii dedenin mantıklı bir cevap verecek hali yoktu; sadece mırıldanıyor ve elini bana uzatıyordu.

Geçmekte olan bir kadın da beni uyardı, Çekil oradan kızım, görmüyor musun sarhoş bu. Hem pislik içinde Bulaşırsın! diye çıkıştı. Kafamı daha dikkatli kaldırınca dedenin ellerinin kan içinde olduğunu gördüm. O an içime kocaman bir korku düştü. Ne oldu size? diye sorsam da cevabı yine anlaşılmaz bir mırıldanmaydı ve yerde duran bir poşeti sıkıca kavradı. İçinde de kırık bira şişesi parçaları. Sonra yerden birkaç parça daha toplayıp poşete koydu. Meğer dedenin elleri bundan kan içindeymiş. Ben hemen ıslak mendil çıkarıp ellerini temizlemeye başladım, çünkü üstüm başım da kan olmasın istedim itiraf edeyim!

Ellerini güzelce temizleyince, dedeyi yavaşça kaldırdım. Adresiniz neresi? diye tekrar sordum, ama yine cevap yok. Dedemiz birden elleriyle bir yön göstermeye başladı. Onun işaretiyle, apartmanın önüne kadar götürdüm. Sonra apartmandaki zilin önünde iki rakam gösterdi bana. Anladım ki, evinin kapı numarası. Zili çaldım, içeriden telaşlı bir kadın sesi geldi. Dede yine mırıldandı. Çok geçmeden bir kadın ve bir adam dışarı fırladı. Önce dedeye bir hışımla sarıldılar, Noldu, iyi misin? diye telaş yaptılar. Ardından adam bana teşekkür edip dedeyi kucaklamış, eve taşırken kadın bana Kızım nasıl teşekkür edelim, ne istersin? diye sormaya başladı.

Ben Gerek yok, sağ olun dedim, tam gidecekken kadın bir şey hatırlamış gibi Bekle bir dakika! dedi. Jet hızıyla içeri girip dev bir ahududu sepetiyle döndü. Bizim bahçeden! diye övündü üstüne basa basa. Teşekkür ettim ama almak istemedim. Al, al diye ısrar etti. Köyden yeni döndük, bak dede evde yok, az daha aklımız çıkacaktı. Sonra kadın başladı anlatmaya: Dede gençken savaşta Almanlara esir düşmüş. Önemli bir görevde olduğu için sırlarını söylememek için kendi dilini yaralamış. O şartlarda iyileşmeyince yarası iltihap kapmış, doktorlar dilinin yarısını almak zorunda kalmış. Artık tek kelime doğru dürüst konuşamaz, sadece ses çıkıyor garibim. Bizim bu apartmanın çocuk parkında akşamları gençler bira içip şişeleri etrafa fırlatıyor. Evimizin küçük kızı Defne, ayağını camla kesince, dede ne yapsın, cam parçalarını toplamak ona kaldı. Yaşlı ya, dizleri de tutmuyor, ama bizi takmadı bile. Evde tutmak için anahtarları sakladık, ama faydası olmadı. Bir keresinde, ben mesaideyken düşmüş, tam beş saat soğukta yatmış, kimse yardım etmemiş. Biz de soluğu aramakta alacaktık ki, bak kapı çaldı; seni gördük ya, dünyalar bizim oldu.

Kadın bunları anlatınca ben nutkum tutuldu. Sepeti elime tutuşturdu, Al kızım dedi. Ben de başımı eğip teşekkür ettim (evet, tam anlamıyla eğildim. Çünkü söyleyecek kelime bulamadım). Eve dönerken ağlamaya başladım. Niye bu ülkede her şeyi kendimiz için düşünüyoruz ki? Niye biri yere düşünce hemen sarhoş damgası yapıştırıyoruz? Buradan herkese sesleniyorum: Biri yere düşerse, yanına bir yaklaşın! Belki yardıma ihtiyacı vardır. Özellikle gençler, unutmayalım ki biz İNSANIZ, domuz değiliz!

Rate article
Lifequest
Dede ile Bir Yaz Akşamı: Antrenmandan Dönerken Yerde Düşmüş, Kan İçinde Yardım Bekleyen Bir Dedeye Yardım Etmem ve Onun Hikâyesini Öğrenmem – İnsanlığımızı ve Toplumsal Duyarlılığımızı Sorgulatan Bir Olay