Dağınık Bir Gardırop, Ütüsüz Giysi Yığınları, Buzdolabında Ekşimiş Çorba: Burası Bizim Evimiz – Eşime Dikkatlice Sormak İstedim, Ama Sonunda Suçlamalarla Karşılaştım

Bir gardırop var ki, sorma gitsin: karmakarışık! Ütüsüz giysiler, buzdolabında ekşimiş çorbaher yerden bir telaş, işte bizim ev! Eşim Elife bu konularda nazikçe yaklaşmak istedim, ama bir şekilde karşılığında, ben de suçlu oldum.

Elifi ilk gördüğüm anda vuruldum, göz açıp kapayıncaya dek âşık oldum ona. Güzelliğine, cilvesine direnmek mümkün mü? Kendime dedim ki, Ne kadar şanslıyım! Hem akıllı, hem hoş, hem de çok titiz. Haliyle hemen evlenme teklif ettim, hiç ertelemedim.

Birlikte yaşamaya karar verdik. Ama Elif daha ilk günden açıkladı: ev işleri ona göre değilmiş. Kariyerine yoğunlaşmak istiyor, işleri adil şekilde paylaşmak gerekiyormuş. O an aklıma yatkın geldi, tamam dedim, mantıklı bir anlaşma. Tabii hayatın ne getireceğini bilememişim.

Ev işlerini böldük; Elif de hem işte hem evde rahatça yürütürüm dedi. Ona güvendim, tartışmadım. İlk başta her şey yolunda gibiydi.

Altı ay geçti, ama planlar suya düştü. Elifin iş hayatı umduğu gibi gitmedi. Tanınmayan bir şirkette yarım gün çalışıyor, maaşı kimi zaman geliyor, kimi zaman hayal oluyor. Kazandığını da sadece kendi keyfine harcıyor. Ben mi? Sabah akşam çalışıyorum, eve ekmek götürüyorum. Ama Elif, o meşhur iş bölüşümünü nedense sadece bana karşı hatırlıyor; kendi sorumluluklarını ise biraz es geçiyor.

Başlarda heyecanla kendi işini yapıyordu, itiraf etmek gerek. Zamanla o ateş söndü, ev gitgide dağınık hale döndü, ütüsüz kıyafetler yığın oluşturdu. Üstelik suçlu ben oldum! Daha çok yardım etmelisin dedi bana. İçim sızladı. Hem işte hem evde koşturmak zorunda kalmak insanın belini büküyor. Hani adil paylaşım diye anlaşmıştık da?

Çocuğumuz doğunca her şeyin düzeleceği umudundaydım. Nasıl olsa Elif doğum iznine çıkacak, hem bebeğe hem eve bakacak diye düşündüm. Fakat işler daha da sarpa sardı. Bazen diyorum ki, Elif olmasa hayat daha mı kolay olurdu? Yetmezmiş gibi, evde tartışmalar eksik olmuyor.

Bir yandan eşim Elifin bakış açısını anlamaya çalışıyorum, empati kurmaya çalışıyorum; ama ihtiyaçlarım da hep arka planda kalıyor hissiyle yaşıyorum. Ofiste çalışmak, eve gelince ev işleriyle uğraşmak, bazen insana yük oluyor. Sadece dinlenmek istiyorum, hepsi bu.

İçimden hep şu soruyu geçiriyorum: Elif gün boyu doğum iznindeyken ne yapıyor? Akşam yemeği hazırlayacak, evi toparlayacak vakti nasıl bulamıyor? Bebeğimiz henüz iki aylık, günün çoğunu uyuyarak geçiriyor. O arada ben olsam, birkaç ev işini kolayca hallederdim galiba. İleride bir çocuğumuz daha olursa, nasıl başa çıkacağız? Ben eşitlikten yanayım, birbirimize destek olmalıyız, ama Elifin bu fikre biraz uzağından baktığını düşünüyorum.

Ailemizin dağılmasını istemiyorum. Evladımızı çok seviyorum. Ama sabrım taşmak üzere. Bu durumda hayatıma nasıl devam edeceğimi bilmiyorum. Sence, bu hikâyede haklı olan kim?

Rate article
Lifequest
Dağınık Bir Gardırop, Ütüsüz Giysi Yığınları, Buzdolabında Ekşimiş Çorba: Burası Bizim Evimiz – Eşime Dikkatlice Sormak İstedim, Ama Sonunda Suçlamalarla Karşılaştım