Kayınvalidem ve kayınpederim hâlâ eski gelinleriyle oğullarını barıştırmaya çalışıyor: “Onların ortak bir oğulları var, sen bunu anlamıyor musun?” diye bana dert yanıyorlar – Oysa biz üç yıldır evliyiz ve mutluyuz!

Kayınvalide ve kayınpeder asla durulmuyorlaradamı sürekli eski eşiyle barıştırmaya çalışıyorlar. Anlamıyor musun, aralarında çocukları var! diye dert yanıyor kayınvalidem.

Ben eşiyim, ama yıllardır aile büyükleri hâlâ oğullarının boşanmış olduğunu unutmuş gibi davranıyorlar. Oysa üzerinden dört yıl geçti! Sürekli onları tekrar birleştirmenin peşindeler. Biz ise üç senedir evliyiz, gayet mutluyuz.

Kayınvalidem, oğlunun boşanmasını aceleye getirdiğini ve saçma sapan yaptığını düşünüyor. Oğlunun, eski eşinin ailesiyle ilişkilerini de bir şekilde onarması gerektiğine inanıyor. Çünkü oğlu hâlâ orada.

Ben Mehmetle tanıştığımda adam zaten boşanmıştı; üstelik karşılıklı anlaşmayla. Eski eşi çoktan başkasıyla evlendi, duyduğuma göre, yeni sevgilisi boşanmalarının esas sebebiydi.

Belki de evlenmekle hata yaptık, bilmiyorum. Annem bastırdığı için evlendik zaten. Kadın hamile kalınca doğru düzgün aşık bile olmadan evlenmiş, Yoksa evlenmezdim, diyor Mehmet. Ne yaşadıysa…

Eski eşinden hiç korkmadım. Tanıştığımızda epey gözlemledim Mehmeti; önceki ailesini de, eski eşini de hiç umursamıyordu. Zaten eski eşi de Mehmete dönüp bakmıyor, kendi yoluna bakmış, evini barkını kurmuş, sadece ortak çocukları için görüşüyorlar.

Bir tek kayınvalidem bu tabloya dayanamıyor. Kayınpeder de öyle. Durmadan aileyi bir araya getirme planları. Bizim evliliğimizden pek hoşlanmadılar tabii.

Daha gençsiniz, önünüz açık. Neden başkasının çoluğuna çocuğuna karışıyorsun? diye bana sordu kadın bir gün yalnızken.

Dedim ki, Mehmet evli olsaydı, karışmazdım. Şimdi yalnız, canı sağ olsun. Yine de ağzını açınca, içeri Mehmet girdi; kayınvalide sustu. O an anladım, kendisiyle aramızda pek de sıcak ilişkiler olmayacak. Açıkçası çok da dert etmedim.

Biz evlendik, kol kola girip evimize geçtik. Kayınvalidemle ancak bayramlarda, özel günlerde görüşüyoruz. O da fırsat bulunca Mehmetin önceki ailesinden dert yakınmaya başlıyor. Mehmet ortamı yumuşatmaya çalışıyor, ama boşuna. Her seferinde aynı laflar.

Çocuk doğurmaya da acele etmedik. Ben anneliğe hazır değildim. Hem Mehmetin zaten bir oğlu vardı, kayınvalidem de bunu büyük bir mutlulukla kabullenmişti.

Mehmet boşanır boşanmaz, kayınvalide hemen eski gelinini bayram sofralarına çağırmaya, eski günlerden sitayişle bahsetmeye başladı. Ah, ne güzel çift olmuşlardı… deyip kendinden geçiyor, kadını yere göğe sığdıramıyor.

Eski eş ise tamamen kayıtsız. Geliyor, oturuyor, gidiyor. Kadından hiçbir heyecan, entrika yok.

Kayınvalidem ise, Mehmetin içinde eski eşine kıskançlık, bende de huzursuzluk uyandırmak için elinden geleni yapıyor. Gün aşırı arayıp, Mehmet nerede biliyor musun? diyor. Bilmiyorsam hemen Eski karısında kesin! diye paronaya bağlıyor. Bazen Mehmeti oğluyla bahane edip eski eşine gönderiyor. Yok yok.

Kıskanç değilim, ama bıkkınlık seviyesine geldim. Mehmetle eski eşini uzaktan gören herkes, aralarında hiçbir şey olmadığını anlar. Ama ortak bir çocukları var işte. Mehmet de düzenli olarak nafaka ödüyor; arada oğlunu görmeye gidiyor, bazen misafir olarak getiriyor. Eski eşi, ne kötü, ne paragöz, ne de huzur kaçırıcı biri. Gayet normal bir insan. Adamlar medeni medeni görüşüp, yollarına bakıyorlar. Evlilik olmadı, hayat devam ediyor, karşılıklı saygıdan şaşmıyorlar.

Ama kayınvalideye anlat anlatamıyorsun. O hâlâ entrika peşinde. Hiçbir şey değişmeyecek gibi. Mehmet, Torunu olunca sakinleşir, diyor ama ben pek inanmıyorum…

Rate article
Lifequest
Kayınvalidem ve kayınpederim hâlâ eski gelinleriyle oğullarını barıştırmaya çalışıyor: “Onların ortak bir oğulları var, sen bunu anlamıyor musun?” diye bana dert yanıyorlar – Oysa biz üç yıldır evliyiz ve mutluyuz!