Apartman Bahçesindeki Bank: Emekli Gazeteci Viktor Amca ve Yeni Komşusu Mihail’in Ocak Sohbeti, Eski Anılar ve Mahallenin Sessizliğinde Doğan Dostluk

Bahçedeki Bank

Rasim Bey, saat biri biraz geçe apartmandan dışarı çıktı. Şakaklarında hafif bir ağrı vardı dün akşam son kalan mezeleri bitirmiş, bu sabah da yılbaşı ağacını söküp süsleri kaldırmıştı. Evin içi fazlasıyla sessizdi. Kasketini başına çekip, telefonunu cebine attı, her zamanki gibi trabzana tutunarak aşağı indi.

Ocak ayının güneşiyle aydınlanan bahçe sanki bir film setine benziyordu: temizlenmiş yollar, dokunulmamış kar yığınları, etrafta hiç kimse yok. Rasim Bey, ikinci girişin önündeki bankın üzerindeki karı silkeledi. Tahtaların üzerinde biriken kar usulca yere döküldü. Burada, hele ki etrafta kimse yokken, düşünmek çok güzeldi hem de birkaç dakika oturup eve rahatça dönebilirdi.

Rahatsız etmem umarım? diye sordu bir erkek sesi.

Rasim Bey başını çevirdi. Elli beş yaşlarında, uzun boylu, lacivert montlu bir adam duruyordu. Yüzü ona bir yerlerden tanıdık geldi.

Buyurun, yeterince yer var, diyerek yana kaydı. Hangi dairedensiniz?

Otuz üç numara, ikinci kat. Üç haftadır buradayım. Benim adım Muzaffer.

Rasim Özkan, dedi, uzatılan eli farkında olmadan sıkıca sıktı. Hoş geldiniz, burası sessiz, sakin bir köşedir.

Muzaffer sigara paketini çıkardı.

Sakıncası yoksa?

Buyurun, içiniz rahat rahat.

Rasim Bey yaklaşık on yıldır sigara içmiyordu fakat tütün kokusu beklenmedik bir şekilde ona eski çalıştığı gazete ofisini hatırlattı. Bir an için dumanı içine çekme isteği duysa da, hemen o hissi kovdu.

Uzun zamandır burada mısınız? diye sordu Muzaffer.

Seksen yediden beri. O zaman bu mahalle yeni kuruluyordu.

Ben de şu yakındaki Kültür Merkezinde çalışıyordum. Ses teknisyeniydim.

Rasim Bey bir an irkildi:

Sadiye Hanımın yanında mıydınız?

Tam olarak! Siz peki, nasıl tanıyorsunuz?

Onunla ilgili bir röportaj yazmıştım. Seksen dokuzda bir konser olmuştu, yıldönümüne özel. Güz grubu vardı hatırlarsınız.

O konseri baştan sona hatırlıyorum! diye gülümsedi Muzaffer. O zaman dev gibi bir hoparlör getirmiştik, güç kaynağı kıvılcımlar saçıyordu…

Muhabbet kendiliğinden başladı. İsimler, hatıralar kimi komik, kimi hüzünlü peş peşe geldi. Rasim Bey aslında eve dönmesi gerektiğini düşünüp durdu fakat her seferinde konu başka bir yöne kaydı: müzisyenler, eski cihazlar, kulis hikayeleri…

Uzun sohbetlere alışık değildi artık. Son senelerde gazetede sadece acil yazılar yazıyor, emekli olduktan sonra ise iyice kendi içine kapanmıştı. Böyle daha huzurlu geçiyor, kimseye bağlı olmadan yaşamak iyi olur diyordu hep kendine. Fakat şimdi, göğsünün içinde bir sıcaklık hissediyordu.

Biliyor musunuz, dedi Muzaffer, üçüncü sigarasını söndürürken, evde eski belgelerim duruyor. Konser afişleri, fotoğraflar… Kendi çektiğim kasetler bile var. Merak ederseniz

Buna ne gerek var, diye aklından geçirdi Rasim Bey. Sonra uğraşmak gerekecek, gidip gelmek, komşu muhabbeti alıştığı düzen bozulur. Hem ne farklı bir şey görecek ki?

Olur, bir bakarım, dedi. Ne zaman müsaitsiniz?

Yarın olsa? Akşam beş gibi işten dönerim.

Tamamdır, diyerek telefonu çıkarıp rehbere girdi Rasim Bey. Numarayı kaydedin. Bi değişiklik olursa ararız.

O akşam uzun süre uyuyamadı. Söhbette anlatılanları yeniden düşündü, eski hatıraları canlandırdı. Defalarca telefonuna uzanıp programa engel olmaya ya da bir şeyler bahane etmeye niyetlendi. Ama vazgeçmedi.

Sabah onu bir telefon sesiyle uyandı. Ekranda Muzaffer, komşu yazıyordu.

Vazgeçmediniz değil mi? dedi Muzafferin hafif çekingen sesi.

Hayır, dedi Rasim Bey. Beşte oradayım.

Rate article
Lifequest
Apartman Bahçesindeki Bank: Emekli Gazeteci Viktor Amca ve Yeni Komşusu Mihail’in Ocak Sohbeti, Eski Anılar ve Mahallenin Sessizliğinde Doğan Dostluk