Nazlıcığım, geldim! Evde misin, karşıla beni!
Aa Levent?! Sen ne arıyorsun bu saatte? Hani üç gün sonra dönecektin
Otuz yaşlarında bir kadın, telaşla ipek sabahlığına sarılıp koridora çıktı, kapıda dikilen kocasına şaşkın şaşkın bakıyordu.
Sürpriz yapmak istedim, Nazlı. Ne güzel şaşırttım, değil mi? Yoksa mutlu olmadın mı? Boyu posu yerinde, kocaman gülümseyen Levent, durumdan pek memnundu.
Ay, tabii ki çok sevindim! Sen hemen mutfağa git, ben sana bir şeyler ısıtayım.
Kendinden epey memnun bir şekilde Levent mutfağa doğru seğirtti. Ve orada bekleyen zengin sofrayı gördü: çilek, çikolata, daha fırından yeni çıkmış bir akşam yemeği Tam ona layık gibi!
Nazlı, sen harikasın ya! Ne yemekler yapmışsın Nasıl bildin ben bugün geleceğim? Yoksa ben evliya mıyım da senin gibi birini buldum!
Kendine bol kepçe yemek dolduran Levent, hızla yemeye başladı. Karısı ortalarda yoktu, ama o onu çağırmadı. Bir bildiği var herhalde, kocası için güzel mi güzel bir elbise seçiyordur şimdi
Levent, ben Biz
Nazlıcığım, bu yemek nasıl güzel olmuş böyle! Hele şu salataya, krepine bak Vallahi parmaklarımı yiyorum Ahmet mi?!
Bir döndü ki, karısı Nazlı, Leventin öz kardeşi Ahmetin koluna tutunmuş, başını yerden kaldırmadan kapıda duruyorlar. Ahmet şort ve atletle, sanki az önce uykudan zorla kaldırılmış gibi kaşlarını ovuşturuyordu.
Evet Levent, benim. Merhaba kardeşim
Merhaba. Hadi bakalım, biri bana burada ne olup bitiyor diye açıklama yapsın, gerçi sanmam ki gerek olsun
Levent, ben Sana uzun zamandır söylemek istiyordum. Ben senin kardeşin Ahmete aşık oldum ve onunla olmak istiyorum. Kusura bakma Nazlı, hızlıca eski kocasının gözlerinin içine bile bakmadan kekeledi.
Leventin elindeki tabak yere düştü. Yemek kalıntılarıyla dolu tabak davul çalar gibi yuvarlandı.
Peki siz Şimdi az önce mi
Evet. Az önce birlikteydik.
Harika, vallahi harika! Sen de Ahmetçiğim, maşallah! Canım kardeşlerim Şimdi anladım niye bu kadar özenli bir sofra hazırlamışsın Nazlı Ama kimin için olduğu asıl bomba!
Nazlı, gözlerini kaldırmaya cesaret edemedi. Utancı bir an hafifçe sildi geçti.
Peki, İrem? Kızımıza ne yapacağız? Biliyor mu olan biteni?
Yok, bilmiyor
Şu an nerede?
Komşuda, çizgi film izliyor
Sık sık mı bırakıyorsun komşuya?
Son altı ayda, sıklaştı işte
Leventin soruları da, duyguları da tükendi. Uzun yol yorgunu, kavga edecek hali yoktu. Zaten Leventin mizacı hiç kızgınlığa gelmezdi, öyle soğukkanlı, sakin bir tip.
Ama gerçekten biri sınırını aşıyorsa, işte o zaman yandı gülüm keten helva! Gerçi bu nadir olurdu. Bu iki kıymetli insanı karşısında görünce afalladı, tabii sadece bir anlığına.
Bakın, on dakika içinde sizi evde istemiyorum. Süre başladı. dedi Levent, elindeki çaydan bir yudum alırken. Kardeşine göz ucuyla bile bakmadı.
Allah Allah, Nazlı bu Ahmette ne buldu? Görüntü aynı, hatta benle aynı ben Çalışmaya alışmamış, akıl desen yok Kız sadece zarar edecek, ama onun hayatı! diye düşündü içinde içini kemiren ironiyle.
Gitmeyeceğim, onayını almadan ayrılmam! birden Ahmet atıldı.
Neyin onayını istiyorsan söyle bakalım?
Boşanma! Nazlıyı bırak gitsin, seni istemiyor!
Zaten belli kim kimi istiyor diye sırıttı Levent. Boşanmak mı istiyorsunuz, güzel, buyurun mahkemeye! Bakalım avukatlara nasıl servet dökeceksiniz!
Levent Nazlı nazikçe Leventin bileğine dokundu. Rica ediyorum, güzellikle bitirelim bunu. Sen kalpsiz biri değilsin, merhametlisin biliyorum.
Adam başını salladı.
Peki, öyle olsun. Ama Ahmet, sen benim için artık bir kardeş değilsin!
Biz Bir şey daha isteyecektik
Haydi? Daha ne kaldı?
Evi bana bıraksan, Levent Nazlı yüzünde tarifsiz bir gülümsemeyle mırıldandı, Leventin bileğini okşamayı da ihmal etmeden.
İrem buraya alıştı, okulda arkadaşları var Evi bölersek yeni bir yer alamayız, köye döneriz vallahi!
Levent çenesini ellerinin üstüne koyup düşündü. Karısının gözlerinde umut, heyecan Nazlı hemen araya girdi:
Leventciğim, canım Kızımıza güzel bir doğum günü hediyesi ol. Sen bu maaşla yine kazanırsın, yığınla para! Lütfen, kızın için Biricik yavrumuzun hatırına
Sakin ol Nazlı, karısını durdurdu. Daha güzel bir fikrim var.
Nedir bakalım? gözünde pırıltıyla sordu Nazlı. Yoksa arabayı mı bırakırsın? Kız var ya, çıldırır sevinçten
İrem benimle kalacak.
Ne?! Nazlı kulaklarına inanamadı. Az önce içtiğin çay beynini mi yaktı? Sen çocuk mu bakabilirsin? Sürekli seyahattesin O kız daha senin adını unuttu!
Onu şimdi öğreniriz dedi Levent, kapıya yöneldi.
Birkaç dakika geçmeden Levent, on yaşındaki kızını elinden tutmuş getirdi. İrem, dördüncü sınıfa yeni geçmişti. Babasının eline güçlüce sarılmış, gülümsüyordu.
Şimdi, niye getirdin kızı? Kavganın ortasında olsun diye mi?! diye bağırdı Nazlı.
Levent cevap vermedi; sandalyesine oturup kızını kucağına aldı ve başlamadan önce gözünün içine baktı.
İremciğim, bir-iki soru soracağım, olur mu güzel kızım?
Tabii! kızın yüzü sütliman, ilgiden mutlu.
Ama söz ver, dürüst olacaksın! Çünkü artık seni büyük kız gibi dinleyeceğim.
Hani ofisteki amcalar gibi mi?
Aynen öyle.
Kız başını salladı, gözleri parladı. Babasıyla ciddi konuşacak olmak hoşuna gitmişti.
Annen sana kötü davrandı mı? Geçtiğimiz hafta seni dövdü mü hiç?
İrem birden boynunu büküp yere baktı. Elbiseyi parmaklarıyla dürterek kumaşı çekiştirmeye başladı.
Yeter artık! Nazlı bağırdı. Akıl sağlığını kaybettin galiba, çocuğu rahat bırak!
Sus, Nazlı. Kızımla konuşuyorum, dedi Levent, sert bir sesle. Korkma İrem. Söz verdin ya, dürüst olacaksın.
Kız başını salladı, gözleri doldu. Babasının boynuna sarıldı, fısıltıyla içine döküldü.
Evet, üç kere dövdü! Birincisi matematikten zayıf aldığım için, sonra sütü döktüğüm için Sonra Ahmet amcaya bağırınca. Annem sen yokken ona sarılıyordu.
Tamam, güzel kızım, ağlama artık! Levent saçlarını okşadı. Bak ben yanındayım, bundan sonra annen sana bir şey yapamaz.
O iftira ediyor! diye atıldı Nazlı. Küçük kızı kandırıyorsun Levent!
Demek evi ve arabayı kız için istiyorsun ha? diye kıs kıs güldü adam. İrem, bir soru daha: Seninle seçme hakkı olsa, anneyle mi, babayla mı yaşamak isterdin?
Kız sustu. Şaşkın bakışlarını sırayla annesine, babasına çevirdi. Nazlı kollarını açtı, gözleriyle kızını adeta hipnotize etmeye çalışıyordu.
Peki babacığım, bir daha uzaklara gitmeyecek misin?
Söz veriyorum! dedi Levent hiç tereddütsüz.
O zaman seninle yaşamak istiyorum baba.
Vay canına! diye bağırdı Nazlı, çocuğuna hamle yaptı ama Levent kalkan gibi kızı arkasında sakladı. Ahmet ise hala duvar gibi duruyordu; ağzını bıçak açmadı.
Evet Nazlı, konu kapandı. Artık kızımı görmeyeceksin dedi Levent sakinlikle ve kızıyla birlikte odadan çıktı.
Birkaç dakika sonra Levent kızının eşyalarını toplamaya yardım etti. Zaten kendi valizi hazırdı, iş çıkışı otelde kalacaklarına sevindi. Taksiyle gittiler, Leventin sürekli işi gereği tercih ettiği bir şehir oteline yerleştiler.
Aylar sonra mahkeme oldu. Nazlı ve yeni eşinin düzenli bir geliri ya da evi olmadığı için, hakim İremi babada bırakmaya karar verdi.
Zaten İrem de babasıyla kalmak istemişti. Daireyi paylaştılar, Levent kendi hissesini satınca yeni bir ev aldılar. Mahkeme İremin annesini sadece hafta sonları görebileceğine karar verdi.
Levent bütün düzenini kızına göre değiştirdi; uzun seyahatler bitti. Artık İrem daha çok gülüyordu ve bu, Levent için en yüksek maaştan bile daha değerliydi
Siz ne dersiniz, yoruma yazın! Beğenenler like atsın, hadi bakalım.




