Anna, Kayınvalidesinin Evine Giden Sokakta Arabasını Durdurdu – Saat 17:45’ti ve O Her Zamankinden Erken Gelmişti; Elinde Aylarca Koleksiyoncularda Aradığı Antika Broşe Hediyesi Varken, Kayınvalidesinin Penceresinden Duyduğu Sözlerle Yedi Yıllık Gelinliğini Sorgulayıp, Bir Anda “Mükemmel Gelin” Rolünü Oynamaya Karar Verdi

Ayşe arabayı kayınvalidesinin evinin bir sokak ötesinde durdurdu. Saat 17:45ti, sözleşilen saatten erken gelmişti. Belki bu kez dakikliğimi takdir eder, diye içinden geçirdi ve yeni elbisesinin kırışıklıklarını düzeltti. Arka koltukta özenle paketlenmiş hediye aylarca antikacılarda aradığı Osmanlı işi bir broş duruyordu.

Evin önüne doğru yürürken Ayşe, alt kattaki pencerenin azıcık açık olduğunu fark etti. İçeriden kayınvalidesinin sesi belirgin şekilde duyuluyordu:

Yok Saadet, sen inanabiliyor musun? Hangi pastayı sevdiğimi sorma zahmetine bile girmemiş! Bir yerlerden modern, yeni moda bir tatlı sipariş etmiş Bizim Emir çocukluğundan beri klasik limonlu kek sever, ama o kısa bir duraksama, bunu bile anlamıyor. Yedi senedir evliler!

Ayşe dondu kaldı. Sanki ayakları yere çivilenmişti.

Tabii ki sana daha önce söyledim Ayşe Emire hiç uygun biri değil. Hastanede sabah akşam çalışıyor, doğru düzgün evde yok. Eee, nasıl ev hanımı olacak bu kız? Geçen gün uğradım evlerine bulaşıklar yıkanmamış, toz almadı bile Çünkü kendisi yine bir ameliyatta tabii!

İçinden her şey sustu. Ayşe çitin kenarına yaslanıp dizlerinin titrediğini hissetti. Yedi senedir her şeyiyle harika bir gelin olmaya uğraşmıştı: Yemek yapmak, temizlik yapmak, doğum günlerini hatırlamak, kayınvalidesi hastalanınca ziyaret etmek Ve hepsi

Yani, demiyorum ki Ama oğluma böyle bir kadın yakışıyor mu sence? Oğlumun bir aileye, sıcaklığa, şefkate ihtiyacı var Bu kız ise sürekli ya kongrede ya da nöbette. Çocuk düşünmüyor bile! Hayal edebiliyor musun?

Kafası uğuldamaya başladı. Neredeyse farkında olmadan telefonunu çıkarıp eşini aradı.

Emir? Biraz gecikeceğim. Evet, canım bir problem yok Sadece trafik var.

Ayşe arkasını dönüp tekrar arabaya doğru yürüdü. Oturup uzun sürece boşluğa baktı. Kayınvalidesinin ağzından dökülen cümleler aklında dönüp duruyordu: Biraz daha tuz katsaydın keşke Benim zamanımda kadınlar evden çıkmazdı Emir çok çalışıyor, ona özel ilgi gerek

Telefonu titredi Emirden mesaj: Annem soruyor, neredesin? Herkes geldi.

Ayşe derin bir nefes aldı. Yüzünde tuhaf bir gülümseme belirdi. Madem onlar mükemmel gelin istiyorlar, o zaman onu görecekler, diye geçirdi içinden.

Kontak anahtarını çevirdi, arabadan inip kayınvalidesinin evinin kapısına yöneldi. Plan o an kafasında şekillenmişti.

Artık kendini beğendirmeye dair çaba yoktu. Şimdi onlara gerçek bir gelin nasıl oluyormuş gösterecekti.

Ayşe kapıdan geniş bir gülümsemeyle içeri girdi: Annecim, canımın içi! diyerek kayınvalidesini kocaman bir neşeyle, sımsıkı sarıldı. Kusura bakma, biraz geç kaldım ama sırf sevdiğin mumlardan bulmak için üç ayrı dükkân gezdim!

Kayınvalidesi şaşkınlıkla dondu kaldı. Ben şey, demeye başladı, ama Ayşe çoktan sözü aldı:

Düşünebiliyor musun, gelirken yolda senin arkadaşın Saadet Hanıma rastladım! Gerçekten ne tatlı, dürüst bir kadın, öyle değil mi? Ayşe anlamlı bir şekilde baktı, kayınvalidesinin rengi attı.

Akşam yemeği boyunca Ayşe hayatının en iyi oyunculuğunu sergiledi. Kayınvalidesinin tabağına en güzel parçaları koydu, her söylediğine hayranlıkla alkış tuttu, temizlik ve yemek üzerine hiç bıkmadan tavsiyeler istedi.

Annecim, sence dolmaları beş saat mi, altı saat mi pişirmeli? Halılar sabah mı süpürülür, akşam mı daha iyi olur? Belki de işimi bırakmalıyım? Sonuçta Emire sıcak bir yuva lazım, değil mi?

Emir şaşkınlıkla bakakaldı, akrabalar göz göze geldi. Ama Ayşe sürdürdü:

Ben düşündüm ki, belki bir ev yönetimi kursuna yazılayım? Şu anlamsız cerrahlıktan bırakıp Sonuçta kadın evi çekip çevirmeli değil mi, annecim?

Kayınvalidesi çatala titrek titrek vurmaya başladı. Her dakika özgüveni biraz daha azalıyordu.

Ve sonra ne mi oldu? O kısmı insan sonuna kadar okumadan bilemez kiBir anlığına odadaki herkes nefesini tuttu; sanki söylenecek bir söz, yapılacak bir hareket dünyayı sallayacaktı. Ayşe, bakışlarını kararlılıkla kayınvalidesine çevirdi. Gözlerinde yedi yılın yorgunluğu ama aynı zamanda yeni doğmuş bir özgürlük parladı.

Kayınvalidesi sonunda dayanamayıp boğuk bir sesle konuştu: Bırak bunları Ayşe Senin derdin ne?

Ayşe hafifçe gülümsedi ne iğneleyici, ne de sitemkâr. Sadece kendisi gibi. Benim bir derdim yok, annecim. Sadece kimsenin istediği biri değil, kendi istediğim kişi olacağım bundan sonra. Eğer Emir mutluysa ve ben de mutluyum, sanırım başka kimsenin onayına ihtiyacımız yok. Masada bir sessizlik oldu. O ana kadar kabarınca duran bütün laflar, tek tek içlerine gömüldü.

Kayınvalidesi ilk defa Ayşeye hikâyenin başından beri gerçekten baktı; gençliğini, çalışkanlığını, gururunu ve sevgisini gördü. O an sessizce tabağından limonlu kek aldı, bir çatal ağızına götürdü yıllar sonra ilk kez biraz yumuşak bir sesle, Fena olmamış bu yeni kek, dedi. Sonra ekledi: Belki tarifini veririm sana?

Ayşe, yorgun ama huzurlu bir nefes verdi. Emir ise karısının elini masanın altında sıkıca tuttu; bakışlarıyla, Sen neysen, ben onu seçtim, dedi.

O akşam evin penceresinden dışarı bakıldığında; bir yıldız kaydı. Ayşe, nihayet başkası için değil, kendisi için yıldızları izlemeye başlamıştı.

Ve o geceden sonra, kimin nasıl bir gelin olması gerektiği bir daha hiç tartışılmadı.

Rate article
Lifequest
Anna, Kayınvalidesinin Evine Giden Sokakta Arabasını Durdurdu – Saat 17:45’ti ve O Her Zamankinden Erken Gelmişti; Elinde Aylarca Koleksiyoncularda Aradığı Antika Broşe Hediyesi Varken, Kayınvalidesinin Penceresinden Duyduğu Sözlerle Yedi Yıllık Gelinliğini Sorgulayıp, Bir Anda “Mükemmel Gelin” Rolünü Oynamaya Karar Verdi