Ya düşün ki, kızım aslında benim değil mi? DNA testi yaptırmam lazım.
Mert öyle dalgın dalgın karısı Sevginin yeni doğan bebekleriyle ilgilenişini izlerken, kafasından atamadığı bir düşünce vardı: Acaba bu bebek kesin onun kızı mıydı?
Geçen sene iş için Ankaraya gitmişti, tam bir ay kaldı. Eve döndükten birkaç hafta sonra Sevgi, heyecanla güzel (!) bir haber verdi: Bebek bekliyorlarmış.
Mert önce sevindi ama sonra, Sevginin ablası misafirliğe geldiğinde her şey değişti. Kadıncağız, kocası zamanında DNA testi yaptırmış, çünkü kocası çocuğundan emin olamamış.
Sevgi, hadi biz de yaptıralım, kafam rahat etsin.
Sevginin tepkisi gecikmedi, resmen yer yerinden oynadı. Kadın ne bulduysa fırlatmaya başladı, bir ara apartman sakinleri bile kapıya dayandı.
Ne var bunda yani? diye üsteledi Mert, iyice şüphelenerek. Sadakatinden şüphen yoksa sakin ol, sadece emin olmak istiyorum. Hepsi bu.
Sen bunu nasıl akıl ettin ya? dedi Sevgi, kocaman bir yastığı adama fırlatarak. Hayatımda bir kere mi şüphelendin benden?
Bir ay evde yoktum, diye acı acı güldü Mert. O arada ne yaptığını nasıl bilebilirim? Testi yaptırırız, sonucu görürüm, bir daha bu konuyu açmam. Ne zaman gidiyoruz? Ablandan öğreniriz adresi.
Cehenneme kadar yolun var! deyip kapıyı çarpıp çocuk odasına geçti Sevgi.
***************************************************
Mert annesine içini döktü sonra:
Anne, ben fazladan bir şey istemiyorum ki. O niye sinirlendi böyle?
Vicdanı rahat değil tabi, dedi Ayşe Hanım bir fincan kahve koyarken. Bak oğlum, bu kız sana yalan söylüyor gibi. Benim içime sinmedi baştan beri. Hem geçen sene sen yokken bir olay oldu
Ne oldu? Anlat hemen! diye atıldı Mert.
Bak oğlum, yuva yıkan kadın olmak istemem. Sadece, babanın yaşgünü için konuşmak üzere gitmiştim. Kapıyı bir türlü açmadı Sevgi, evdeydi halbuki. Sonra açtı ama perişan haldeydi. Bir de antrede erkek ayakkabısı vardı.
Ne dedi peki sana? Mertin sinirleri iyice gerildi.
Suyumuz patladı dedi. Bari başka bir bahane bulsaydı! dedi kadın göz devire devire.
Bunu niye bana o zaman söylemedin?
Ben eve çıkmadım, kesin kanıt yoktu. Anlatıp canınızı sıkmak istemedim.
Hata etmişsin! Bir an kendini zor tuttu Mert. Ne yapacağım şimdi?
DNA testini yaptır, haklıysan ortaya çıkar zaten, dedi annesi sakince, gülmemek için kendini zor tutarak. Sevgi, başından beri içini ısındıramamıştı zaten.
************************************************
Bir müddet sonra bir kargo geldi, Mert gülerek paketi çöpe fırlattı:
Rahat ol artık, sonuç geldi. Elif benim kızım. Bir daha bu konuyu açmam dedim ya!
Ben çok anlamadım, diye çıkıştı Sevgi, Mertin açtığı zarfa bakıp. Sen benden habersiz mi yaptırdın bu lanet testi?!
Yani evet, kızımla parkta oynarken uğradım, on dakikalık işti. Zaten baba benim, sıkıntı yok.
Yani sıkıntı büyük, dedi Sevgi sessizce. Ve ne yazık ki sen bunu hiç anlamıyorsun.
Ertesi sabah Mert işe gittiği gibi döndü, akşam evde ne Sevgi vardı ne de kızı Elif. Valizler, bebek eşyaları yoktu. Ortada sadece bir not duruyordu.
Güvensizliğinle, aramızdaki her şeyi bitirdin. Bir hainle bir ömür geçiremem. Boşanma davası açıyorum. Benden hiçbir şey isteme, ne ev, ne nafaka. Hayatımdan çıkmanı istiyorum.
Mert delirdi adeta. Nasıl olurdu, Sevgi hem onu hem de kızını bırakmıştı! Telefonu kaptı aradı, aradı, aradı.
Telefonu bir adam açtı. Bağırıp çağırdı Mert, adam hiçbir şey demedi. Sonunda durumu açıkladı: Bir daha arama!
O kadar biliyordum! Kesin aldatmıştı! Daha valizleri toplamadan bir adamın yanına gitmiş! Mert zıvanadan çıktı.
Hiç aklına gelmedi ki Sevgi kendi ailesine gitmiş olabilirdi. O telefonu açan da belki yeni uyuyan kardeşiydi. Ama Mert kafasında bitirmişti.
Hızlıca anlaşmalı boşandılar, Elif annesiyle kaldı ve hayatında bir daha babasını hiç görmedi…




