Anne ve Baba Şefkati: Elif, Çocuklarıyla Takside Geçirdiği Macera Dolu Yolculuktan, Ailesinin Sıcacık Kucağına ve Unutulmaz Bir Korku Anına Uzanan Duygu Yüklü Hikayesini Anlatıyor

Anne sevgisi.

Elif, yorgun ama huzur dolu bir nefes aldı, çocuklarını taksiye yerleştirirken. Zeynep dört yaşında, Ömer ise henüz bir buçukluk bir bıcırık. Aile büyüklerinde geçirdikleri vakit ziyafetti adeta: ev yapımı kurabiyeler, sıcak sarılmalar, ninniler ve evdekinden azıcık daha fazla şımartmalar.

Elifin de gönlü ısınmıştı bu ziyaretle. Anne babası, kız kardeşleri, yeğenleri Memleketin kapısı ardına kadar açıktı, açıklamaya da gerek yoktu. Annesinin yemekleri, bir kaşık daha dese bile kıyamadıklarındandı. Evin köşesinde ışıl ışıl yanan çam ağacı eski püskü ama dokunaklı süsleriyle. Babasının uzun, ama yüreğiyle söylediği kahkahalı yeni yıl dilekleri. Annesinin hediye paketleri düşünülmüş, ihtiyaçlı ve sevgiyle hazırlanmış.

Bir an için Elif, çocukluğuna geri dönmüş gibi hissetti. Neredeyse içinden Annecim, babacım, iyi ki varsınız! diye bağırmak geçti.

Çocuklarla birlikte taksiye bindiler sonra. Yol huzurluydu, çocuklar hemen uyuya kaldı tok, mutlu ve birbirlerine sarılmış halde, arka koltukta küçük melekler gibi.

Eve dönerken Elif, yol üstündeki bakkaldan inmek istedi:
Bir dakika, bez ve su alacağım, dedi şoföre.

Beş dakika sonra elinde poşetlerle geri döndü, arabaya bindi… Ve içi buz kesti.

Çocukları yoktu!

Şoför, ön koltukta oturan, hiç bilmediği bir kızla gülerek sohbet ediyordu.

ŞEY… NE OLUYOR? dedi Elif, sesi kesik kesik.

Kız bir anda döndü:
Sen kimsin? Ne işin var burada? diye bağırdı.

Şoför omuz silkerek,
Valla tanımıyorum! dedi, sonra Elife dönüp: Sen nesin, ne istiyorsun?

Ne diyorsunuz siz?! Çocuklarım nerede?!

Kız hiddetlendi, Ne? Çocukların da mı var senin?! deyip şoförü çantasına vurmaya başladı.

Elif de bağırmaya başladı, Sen önüne geleni mi alıyorsun arabanıza?! Çocuklarım nerede?!

Birkaç dakika boyunca arabanın içinde kıyamet koptu; bağrışmalar, birbirini suçlamalar, eller havada, haksızlığın tam ortası.

Ansızın arka kapı açıldı. Orta yaşlı bir adam başını uzatıp sakin bir sesle, Hanımefendi, bu sizin arabanız değil. Benim araba biraz ilerde, dedi.

Dünya durdu sanki. Elif öfkeyle kapıyı çekip dışarı fırladı, ileride duran birebir aynı renkte başka bir arabaya koştu.

Korkuyla kapıyı açtı. Arka koltukta Zeyneple Ömer, uykunun en huzurlu yerindeydiler. Melekler gibi kımıldamadan yatıyorlardı.

Elif, abartısız bir uçurumdan dönmüş gibi derin bir nefes aldı. Sessizce oturdu, kapıyı kapattı ve şoföre,
Gidelim… dedi.

O anda kahkaha patladı içinde, sinirden, sevinçten, katıla katıla. Şoför de gülmeye başladı; gözlerini sildi, belli ki bu komik olayla ucuz kurtulmanın mutluluğu vardı üzerinde.

Elif, uyuyan çocuklarına bakarken kalbinin derininde bir hakikati anladı: Anne babalar, sıradan hayatlarında yumuşacık, yorgun, neşeli ve bazen dalgın. Ama tehlike bir an yaklaştı mı, anında içlerindeki bir aslan uyanıyor!

Ne tereddüt ne korku; sadece koruma içgüdüsü!

İşte aşk böyle bir şeydi. Sakin ve sessizken kimse duymaz. Ama mesele çocuksa, yerinden kımıldamaz, sarsılmaz bir dağa dönüşür…

Rate article
Lifequest
Anne ve Baba Şefkati: Elif, Çocuklarıyla Takside Geçirdiği Macera Dolu Yolculuktan, Ailesinin Sıcacık Kucağına ve Unutulmaz Bir Korku Anına Uzanan Duygu Yüklü Hikayesini Anlatıyor