Oğlumun Hafızası Güçlüdür: Anaokulunda Bütün Rol Metinlerini Bilirdi, Hangi Kostümü Giyeceği Son Gün…

Oğlumun hafızası çok kuvvetlidir. Anaokulunda, tüm yılsonu gösterilerinin metinlerini ezbere bilirdi, bu yüzden hangi kostümü giyeceği son güne kadar belirsiz olurdu; çünkü çocuklar çeşitli sebeplerle hastalanır, oğlum ise bütün rolleri bildiği için birden sahneye çıkabilirdi.

Bir yılbaşında, beş yaşındaki oğluma salatalık rolü çıktı. Nöbet günüme bir gün kala bunu öğrenince, aceleyle yemyeşil bir tişört aldım, renkli kartonlar, tel ve yeşil kumaş… Gece boyu ilhamla uğraşarak, tişörte uygun şort diktim ve salatalık şapkası yaptım: tellerle uzatılmış bir sap, üstü parlak yeşil kumaşla kaplanmıştı, kartondan şapka ise apayrı bir neşe kaynağıydı.

Yılbaşı gösterisine babası gidecekti, tabii bu büyük bir güven uyandırmıyordu. O yüzden oğlumu giydirme ve şapkayı nasıl sabitleyeceğine dair uzun bir talimatı sabah babaya anlattım, işten önce.

Nöbetin en delik deşik anında anaokulundan öğretmeni aradı. Sesi zor duyuluyordu; en önemli rolün sahibi hastalanmış, yarın oğlum… pamuk prenses olacaktı. Sinirimden pamuk prenses salatalık kostümüyle olabilir mi acaba? diye sordum. Telefonda derin, anlamlı bir sessizlik oldu.

Hemen eşimi aradım. Durumu anlatınca, fazlasıyla mutlu bir ses tonu (ki bu da bana garip gelmeliydi) Hiç sorun değil! dedi. İki cerrah arkadaşımla gelirim, üç cerrah birleşirse çözemeyeceği mesele yoktur! O cerrahlar çok pratik adamlardır bizim eve geçerler, hallederiz, dedi (ama sanırım sezgim o sırada hastaydı!).

Hastanede koştururken, gece dokuz gibi eve aradım. Oğlum açtı telefonu, dedi ki: Beyaz bir tişört aldık, şu an babam sarı karton yapıştırıyor, amca Murat yemek pişiriyor, amca Erdem ise kahkahalar atıyor.

Bir saat sonra tekrar aradım. Oğlum yatmaya hazırlanıyor, amca Erdem sarı kartondan bir daire kesip göz çiziyormuş, amca Murat turşu açıyor, babam ise gülmekten hıçkırıyor.

Gece yarısı yine aradım. Bu kez eşim telefona çıktı. Muratla Erdem çok yoruldular, koltuğa kıvrılıp uyudular… Ve bazı detaylar var. Pamuk prenses suratı tesadüfen Murat amca tarafından süper yapıştırıcıyla tişörte, hayli yamuk yapıştırılmış. Erdem amca yapışkanı sökerken tişört yırtılmış. Çaresizlikten, yeşil salatalık tişörtüne cerrahi ipliklerle dikmişler pamuk prenses kafasını.

Ama ortaya öyle bir şey çıkmış ki anlatamam! Üstelik… pamuk prensesin ağzında otuz diş var, gülüşü ağzına sığmıyor, lakin iki diş eksik; çünkü beyaz karton kalmamış.

(“Olsun,” dedim, “otuz dişin yanında kimse fark etmez.”) Yani artık telaş etmeye gerek yok, gönül rahatlığıyla çalışabilirim; oğlumun kostümü, en iyisi olmuş! O horultu da mı ne? Kartondan diş oymaktan yorgun düşüp koltukta uyuyan amca Erdemden geliyor.

Gece boyunca tuhaf duygular içindeydim. Sabah nöbeti devredip, başhekime sinir krizleri geçirerek, hiç olmazsa oğlumun gösterisinin ilk saatine yetişmek için izin istedim.

Biraz geç kaldım… Okulun salonundan kahkahalar yükseliyordu, arasına bir ağlama, bir uluma karışıktı. Kapıyı araladım…

Yılbaşı ağacının yanında, hoplamaya çalışan bir pamuk prenses vardı. Oğlumun göğsünde, çenesinden dizine kadar inen, kocaman, yuvarlak bir sarı surat Gözler farklı yönlere bakıyordu. Üç uzun, yatay, cerrahi dikiş ise, gözlerin üzerinde, hayat deneyimiyle buruşmuş alnı andırıyordu.

En garibi, kocaman ağızdaki iki büyük diş eksikliği; üstelik onlar ön üst dişlerdi! Hayli yaşlı, yorgun, hayattan aşınmış, biraz rakıcılıktan nasibini almış bir pamuk prenses gibi duruyordu O özenli cerrah emeğini ise üstündeki sevimli, kartondan, saplı salatalık şapkası tamamlıyordu, sapı tellerle uzatılmış, üstü yeşil kumaşa bezenmiş…

Tam o an oğlum, Benim gibisini nerede göreceksiniz?! diye başlayan şiirini okumaya başladı…
(devamı vardı: sadece masalda ve yılbaşı gösterilerinde bulabilirsiniz diye, ama salonda kimsenin umurunda değildi…) Sınıf öğretmeni çömeldi, locada herkes gülmekten ağladı…

Rate article
Lifequest
Oğlumun Hafızası Güçlüdür: Anaokulunda Bütün Rol Metinlerini Bilirdi, Hangi Kostümü Giyeceği Son Gün…