Beklenmedik Bir Cevap
Hatice, Yalçından hiç hazzetmezdi. Yedi sene boyunca, en yakın arkadaşı Muratla evli olduğu süre boyunca da bu düşüncesi hiç değişmedi.
Yalçının gürültülü kahkahasından, o absürt deri montundan, Muratın sırtını pat pat vurup, Kardeşim, yine hanım sinirli mi? diye bağıra çağıra sormasından son derece rahatsız olurdu Hatice. Hele o şakacı üslubu neredeyse deli ederdi onu.
Murat ise her seferinde savunurdu: Ne yapalım Hatice, adam huysuz ama kalbi altın gibi. Hatice bazen eşine de kızardı; kalbinin altın olması akşamını mahvetmesine sebep olmamalıydı ya.
Murat öldüğünde buzda kayıp düşmüştü Yalçın yine o tuhaf deri montuyla cenazede, uzakta bir köşede sessizce ve tuhafça dikiliyordu. Başını başkalarının üzerinden ileriye dikerken, sanki kimsenin göremediği bir şeyleri görüyordu.
O anda Hatice düşünmüştü: Her şey bitti. Artık peşimi bırakacaktır, şükürler olsun.
Ama bırakmadı. Bir hafta sonra Haticenin sessiz, yetim kalmış evinin kapısını çaldı.
Hatice, dedi mahcup bir ifadeyle, patatesleri soyayım mı ya da başka bir iş var mı?
Gerek yok, dedi Hatice, kapının aralığından donuk bir sesle.
Var, dedi inatla ve rüzgar gibi kapıdan içeri süzüldü.
O gün öyle başladı.
Yalçın evde ne bozulursa tamir etti. Hatice bazen evdeki eşyaların özellikle bozulduğunu, bahaneyle gelsin diye düşündürtecek kadar sık geliyordu.
Eve koca koca alışveriş torbalarıyla geliyordu; sanki bir kuşatma için hazırlık yapıyordu.
Oğlu Temuçini parka götürüyordu. Temuçin oradan yanakları al al, geveze bir çocuk olarak dönüyordu. Bu da Haticeyi acıtıyordu; zira Murat varken Temuçin her daim sessiz ve olgundu.
Acı artık Haticenin sürekli yol arkadaşı olmuştu. Bazen Muratın bir çorabını bulunca ekşi, bazen akşam iki kişilik çay demlediğinde sinsi bir şekilde, bazen de Yalçının yanlış tabaklarda yemek servisi yaparkenki garipliğiyle içine oturan, sarsıcı bir acı…
Yalçın adeta Muratın hayattaki trajikomik gölgesiydi. Hatice varlığından acı çekiyordu, ama bir süre sonra gitmesinden de korkar oldu. Çünkü geriye sadece koca bir boşluk kalacaktı.
Arkadaşları fısıldaşıyordu: Hatice, yıllardır sana aşık adam! Fırsatı kaçırma! Annesi Bak evladım, iyi adam; sakın korkutma! derdi. Hatice ise öfkelenirdi. Ona göre Yalçın, acısının içine giriyor, onun yasını çalıyor, kendi kendine sahipleniyordu.
Bir gün, Yalçın yine indirimdeydi diyerek koca bir çuval patatesle gelince, Hatice didnemedi artık:
Yalçın, yeter! Biz hallediyoruz. Farkındayım; benimle ilgileniyorsun…
Ama ben buna hazır değilim. Ve olmayacağım da. Sen Muratın arkadaşısın. Bu şekilde kal.
Kızacağı yahut bir açıklama yapmasını bekliyordu. Ama Yalçın sadece suçlu bir çocuk gibi kızardı, gözlerini kaçırdı:
Tamam. Özür dilerim.
Ve gitti. Yokluğu, varlığından daha gürültülü oldu.
Temuçin sormaya başladı: Anne, Yalçın Amca nerede? Niye gelmiyor? Hatice oğlunu sarıp sarmalarken içinden geçirdi: Çünkü ben akılsızım. Hayatımda hiçbir şey istememiş, sadece vermek isteyen insana sırtımı çevirdim.
Yalçın iki hafta sonra geri döndü. Kapıyı akşam geç saatte çaldı. Üzerinden yoğun bir sonbahar yağmuru ve rakı kokusu geliyordu. Gözleri bulanık ama kararlıydı.
Girebilir miyim? Bir dakika. Söyleyip gideceğim.
İçeri aldı.
Yalçın mutfağın kapısında, hâlâ ıslak montuyla bir iskemleye oturdu.
Söylememem gerekirdi, titrek bir sesle başladı, ama artık içimde tutamıyorum. Haklıydın. Aptallık ettim. Ama… ben ona söz verdim.
Hatice, duvara yaslanmış biçimde durdu.
Ne sözü? dedi kısık bir sesle.
Yalçın’ın gözlerinde öyle bir acı vardı ki Hatice’nin canı yandı.
O biliyordu Hatice… Emin değildi belki ama… hissediyordu. Beyninde bir bomba vardı. Anevrizma. Doktorlar her an patlayabilir demişti; bir yıl, taş çatlasın iki… Murat sana söylemedi; korkutmak istemedi. Ama bana anlattı. Ölümünden bir ay önce.
Haticenin dünyası, zaten temelsizleşmişken, artık tamamen yıkıldı. Yavaşça yere kaydı, kapının eşiğinde oturdu. Kalbi boğazında atıyordu.
Ne… ne dedi? diye fısıldadı.
Yalçın, senden başkasına güvenemem, dedi. Bir şey olursa aileme göz kulak ol. Temuçin daha küçük, Hatice dışarıdan sert görünür ama içinde kırılgan; sakın ona bunu yaşatma. Yalçın, Haticenin sana alışmasını sağla. Tek kalmasın. Sen her zaman iyi davrandın ona. Bu… doğru olur dedi.
Yalçın sustu.
Hepsi bu mu? neredeyse nefessiz sordu Hatice.
Bir de, yüzünü silerken devam etti Yalçın, Önce nefret edecek senden. Çünkü ona beni hatırlatacaksın… Ama dayan, dedi. Vakti gelince alışacak. Ondan sonra nasip
Güçlükle doğruldu.
O kadar işte. Ben denedim. Kendimce. Belki olur diye… Ama sen bana öyle bir baktın ki… anladım. Yapamayız. Ben senin için hep, Muratın arkadaşı Yalçın olacağım. Sözümü tutamadım. Beni affet.
Kapı koluna uzandı.
İşte o an, Hatice, o dehşet verici, dayanılmaz gerçeği kabullendi. Muratın, ölümü bile göze alırken onları düşünmesini; Yalçının ise iki senedir inanılmaz bir sabırla teminat olmak istemesini, sonunda yüreğinin en derininde hissetti.
Yalçın, dedi sessizce.
Yalçın arkaya döndü. Gözlerinde umut yoktu; sadece yorgunluk vardı.
Bozulan musluğu tamir ettin, Murat onu iki yıldır ertelemişti.
Evet.
Temuçini yazlık eve götürdün. Ben o gün banyoda sessizce ağlıyordum hatırlıyor musun?
Olabilir…
Annemin doğum gününü hatırladın, ben unutmuştum.
Başını eğdi.
Tüm bunlar, yalnızca Murat istediği için mi?
Yalçın derin bir nefes aldı:
İlk başta öyleydi. Sonra… başka türlü yapamaz oldum.
Hatice yerden doğruldu. Yanına yaklaştı. O eski garip montuna, yorgun yüzüne ilk defa başka bir gözle baktı. İki yıl sonra ilk kez Muratın gölgesini değil, Yalçını gördü. Artık sadece Muratın arkadaşı değil, ona Muratın ailesini sevmek düşen kişiyi.
Kal, dedi kararlı bir sesle. Bir çay iç. Üşümüşsündür.
Yalçın, duyduklarına inanamayan gözlerle baktı ona.
Arkadaş olarak, diye ekledi Hatice. Sözlerinde ilk kez soğukluk değil, içten bir sıcaklık vardı. Muratın en iyi arkadaşı olarak. Şimdilik… şimdilik böyle.
Yalçın eski bildik o muzip tebessümüyle gülümsedi.
Çay mı? Şimdi, bir de bira olsaydı iyiydi.
Hatice güldü. Uzun zamandır ilk kez. Ve hissetti; daha doğrusu anladı ki, artık titreyen bir elde olsa bile uzatılan yardım elini itmeyecekti. O el ne kadar tuhaf bir deri eldiven taksa da…




