Her şey bir anda değişmişti. O günü hatırladıkça içimde hâlâ bir burukluk hissederim. Yıllar öncesiydi; küçük ailemizle, eşim, kızım ve ben, onun babasının doğum gününü kutluyorduk. Sıcak, samimi bir ortamda güzel vakit geçirdik. Kayınpederim müthiş keyifliydi, eski günlerden, çocukluğundan, gençliğinden komik anılar anlatıyordu. Yemekten sonra, kızımla birlikte onu evine kadar geçirmek istedik. Eşim, bacağını ağrıttığı için uzun mesafe yürüyemiyordu, hem de epeyce rakı içmişti. Eve döndüğümüzde büyük ihtimalle uyuyacağını tahmin etmiştim. Ve gerçekten de, mutfak masasında, açık laptopun başında uyuyakalmış bulduk onu. Kızım hemen kendi odasına geçti, ben de kendime bir kahve yapmak üzere mutfağa yöneldim.
Tam o sırada, gözüm bilgisayar ekranına ilişti. Eşim, bir sosyal medya hesabında açık kalmıştı. Belli ki bir mesajı silmek istemiş, ama muhtemelen gücü yetmemişti. Merakıma yenik düşüp yaklaştım. Mesajların birinde Seni seviyorum kelimelerini görünce, gözlerim karardı. Bu sözleri eski bir arkadaşına yazmıştı. Bacaklarım titreyerek salona, kanepenin ucuna çöktüm.
Babamın o meşhur uyarıları geldi birden aklıma. Hep bu evliliğe karşı çıkmış, bu adamla mutlu olmayacağımı söylemişti. Tam yirmi sekiz yıl boyunca ona aksini ispat ettiğimi sanmıştım. Eşimle nice badireleri aşmıştık beraber. Hastalığında başından bir an ayrılmamıştım, işten emekli olmasını istediklerinde ona omuz vermiş, tekrar ayağa kalması için elimden geleni yapmıştım. Çalışmak onun hayatıydı, işsiz kalmak zor gelmişti. Atlatmasına yardımcı olmuştum. Defalarca bana minnettar olduğunu, sevgimi ve ilgimi ne kadar takdir ettiğini söylemişti. Meğerse yalanmış. İçimdeki son gücü toplayıp ayağa kalktım. Ne yapacağımı bilemedim. Kızımla konuşmak geldi aklıma.
Odasında kitabına dalmıştı, ama yüzümdeki ifadenin tuhaflığı hemen fark etti. O anda yanağımdan süzülen gözyaşlarının farkında bile değildim. Başımıza gelenleri anlattım. Kızım hemen odadan fırlayıp babasının yanına gitti. İçim ürpermişti. Mesajları silmişti ama önce hepsinin fotoğrafını çekmeyi akıl etmişti. Babamın bana, bir erkeğin başka bir kadına böyle hisler beslemesinin affedilemez olduğunu öğrettiği çocukluk günlerim geldi aklıma. Onların yazışmalarını okumak dayanılacak gibi değildi. Yaklaşık bir aydır görüşüyorlardı. Muhtemelen her şey yeni işine başladığından beri başlamıştı. Kafam karmakarışıktı.
Kızım o esnada o kadına mesaj attı: Gerçekten seviyorsan, buyur senin olsun. diye. Sonra yine ekran fotosu çekti. Kadın, mesajı alır almaz hesabından çıktı gitti. Kızım, babasına tüm mesajların ekran görüntülerini gönderdi ve “Biraz adam ol, ailenle yüzleş, git,” diye ekledi. Sonra yanıma gelip sımsıkı sarıldı. “Sen güçlüsün anne, bu işin de üstesinden geleceğiz, ben hep yanındayım,” dedi.
Gerçekten zor bir bekleyişti. Eşim ne yapacak, nasıl tepki verecek, bilmiyordum. O esnada, kızımla birlikte odada sessizce otururken, eşimin telefonu çaldı. Tabi yine o kadındı arayan. Eşim telefonu açtı, belli ki evde olmadığımızı düşünüyordu. Görüşmeleri bir dakikayı bile bulmadı. Sonra kalktı, odasına gidip üzerini değiştirmeye başladı. Yanımızdan geçerken bir an duraksadı. Ben yüzüne bakamayacağım için pencereden dışarı baktım. Kızım, ona tuhaf bir gülümsemeyle el salladı. Ondan sonra, sadece bazı eşyalarını almaya geldiğinde gördüm onu.
Hâlâ inanamıyorum; bir aile, bir ömür, koca yirmi sekiz yıl, bir anda böyle yok olabiliyormuş. Sevgiyle, fedakârlıkla kurduğun ev nasıl da bir anda yıkılıverirmiş Erkeklere güvenmek mümkün mü acaba bu saatten sonra? Kırılan kalbimin enkazında geriye sadece uzun yılların anıları ve sonu hüzünle biten bir evlilik, bir boşanma kaldı.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



