Karlı orman yolunda arabamla ilerlerken aniden bir kurt sürüsü yolu kesti, içlerinden biri kaputuma …

Kışın, orman yolunda arabama binmiş, her zamanki gibi şehirlerarası yolda ilerliyordum. İstanbuldan Ankaraya doğru gidiyordum. Kar her yeri örtmüş, çam ağaçlarının dalları bembeyaz olmuştu. Trafik neredeyse yoktu, bu yüzden içim rahattı. Radyoda hafif bir Türk Sanat Müziği çalıyor, ben de aklımda işimle ilgili planlar yapıyordum.

Birden önümdeki arabanın fren lambaları yandı. Ani bir şekilde durdu. İçgüdüsel olarak fren pedalına sonuna kadar bastım. Neredeyse öndeki arabaya çarpacaktım. Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu.

Ne oluyor burada diye mırıldandım ve dikkatle ileriye baktım.

Tam o anda önümüzde neden durduğunu anladım.

Yolun ortasında kurtlar vardı. Sadece bir tane değil, iki tane de değil, tam bir sürü. Ormandan ağır ağır, sanki bir yere yetişmeleri gerekmiyormuş gibi emniyetli bir tavırla yola çıkıyorlardı. Gri gölgeler bembeyaz karların üstünde. Farların ışığında gözleri parlıyordu.

Kıpırdayamadım, bir an donup kaldım. Kurtlar arabaların üstüne doğru yaklaşıyorlardı.

En öndeki kurt benim aracımın önüne geldi, camdan bana gözlerini dikti. Gözleri öyle derindi ki sanki içimi okudu. Ben de gözlerimi ondan alamadım, sanki zaman durmuş gibi birkaç uzun saniye bakıştık.

Geri vitese takıp kaçmak istedim. Dikiz aynasından baktığımda durumu daha da kötü gördüm. Arkamız, yanlarımız, ağaçların arası Her yerde kurtlar vardı, arabamın etrafını tamamen sarmışlardı.

Nefesim hızlandı, ellerim titremeye başladı. Direksiyonu sıkıca tutmuşum, parmaklarımın beyazladığını fark ettim. O sırada bir kurt aniden ileri atıldı. Sıçradı.

Bir gürültüyle kaputumun üstünde belirdi. Pençeleriyle metali tırmalıyor, kafasını cama yaklaştırıp boğuk, insana ürperten bir ses çıkarıyordu.

Çığlık attım.

Kışın, orman yolunda arabama binmiş, giderken birden yolu bir sürü kurt kesti. İçlerinden biri bir anda kaputuma atladı. Artık hayatta kalamayacağımı düşündüğüm anda, hiç beklenmedik bir şey oldu

Camın hemen kırılıp kurtların içeri dalacağını sandım, Her şey bitti diye geçti aklımdan. Bir an umut yoktu içimde.

Ama tam o anda bambaşka bir şey oldu.

Birden ormandan tuhaf bir ses geldi. Düşük, derin ve tok bir ses. Ne havlama ne de uluma, adeta bir çağrıydı. Arabamın içindeyken bile o sesi iliklerimde hissettim. Kaputumda duran kurt dondu kaldı. Kulakları oynadı. Ani bir hareketle başını kaldırıp ormana baktı. Ağaçların arasından sürü başı, yani alfa kurt yavaşça çıktı.

Diğerlerinden büyüktü. Huzurlu, otoriter adımlarla ilerliyordu. Sanki çevreye korku ya da öfke saçmıyordu, sadece kararlı ve güçlüydü. Yolun ortasında durdu ve dikkatle sürüsüne baktı.

Bir bakışıyla her şey değişti.

Kaputumun üstündeki kurt ani bir hareketle indi. Hiç hırlamadı, saldırmadı. Diğer kurtlar da usulca geri çekilmeye başladı. Alfa tekrar kısa bir ses çıkardı.

O anda anladım ki; bu bir saldırı değil, bir komuttu.

Kışın, orman yolunda arabamla giderken aniden karşımı kurt sürüsü kesti, biri kaputuma atladı ve neredeyse bitti sanmıştım ki beklenmedik bir şey oldu

Sanki şöyle diyordu: Hayır, insanlar av değildir, arabalar düşman değildir. Sürü, alfaya tartışmasız itaat etti.

Kurtlar birer birer çekilip ormana döndü. Hiçbirinin gözünde öfke yoktu. Son olarak alfaları ilerledi. Tam ağaçların arasına girmeden önce, bir an durdu, bana döndü. Göz göze geldik.

Bakışlarında öfke yoktu, sadece o buz gibi sükunet ve tarif edemediğim başka bir şey vardı. Ne yaptığını bilen bir bilgelik sanki.

Sonra gözden kayboldu. Yol sessizliğe gömüldü.

Koltuğumda hareketsiz oturup birkaç dakika öylece kaldım. Ellerim hala titriyordu. Eğer o kurt olmasaydı, her şey darmadağın olabilirdi, bunu şimdi çok iyi anlıyorumArabalar tek tek motorlarını çalıştırdı, yavaşça ilerlemeye başladık. Karın içindeki teker izleri yeni baştan açılıyor, az önceki sessizlik yavaşça bozuluyordu. Ben ise hâlâ ruhum titreyerek aynadan arkama bakıyordum: Orman, karanlığı ve gizemiyle bütün kurtlarını yutmuştu sanki.

İçimde garip bir huzur vardı. Korkunun yerini tuhaf bir hayranlık almıştı. Sanki o an, doğadan aldığım gizli bir davetiye gibiydi; hayatın hem tehlikeye hem merhamete aynı anda sahip olabileceğini gösteren bir işaret.

Yavaşça gaza bastım, yoluma devam ettim. Yılın en soğuk gününde, insanla hayvan, ormanla yol, korku ile saygı arasında ince bir çizgide durmuş, o çizgiden sağ salim geçmiş olmanın hafifliğiyle

O günden sonra her kar yağdığında, karlı çam ağaçlarına bakınca o derin bakışları hatırladım. Ve bilirim ki, bazen yolumuzu kesenler, bize kaybolduğumuzu değil, hala bir yolumuz olduğunu gösterirler.

Rate article
Lifequest
Karlı orman yolunda arabamla ilerlerken aniden bir kurt sürüsü yolu kesti, içlerinden biri kaputuma …