Yolda arabayla geçerken, kızım ve torunumun üstü başı perişan halde dilendiğini gördüm: Kızım, sana verdiğim ev ve paralar nerede?
Meğer kocasıyla kayınvalidesi her şeyini elinden alıp, çocuğuyla birlikte sokağa atmış. Ben de gerekeni yaptım ve öyle bir karşılık verdim ki, herkes donakaldı
O gün İstanbulun kalabalık caddelerinden birinde, ışıklarda bekliyordum. Hastaneden geliyordum, başım ağrıyor, aklım karışıktı. Tek istediğim eve gidip kimseyle konuşmamaktı.
Bir anda bakışlarım yoldan geçen bir kadına takıldı. Bebek taşıyıcısıyla göğsüne sıkı sıkı sarılmış, elini açmış halde arabalardan para bekliyordu. Kimse dikkat etmiyor, herkes yanından geçip gidiyordu.
Ama içimde buz gibi bir ürperti hissettim. O kızım Esmaydı.
Önce inanamadım. Zayıflamış, saçları dağılmış, ayakları çıplak, yanındaki çocuk kucağında – ama o bakış Mahcup, korkmuş, beni görmemek ister gibi.
Camı indirdim.
Esmam
Bir anda irkildi, hızla başını kaldırdı, hemen elini yüzüne kapadı.
Baba, ne olur Git buradan.
Ama ben çoktan arabadan inmiştim.
Hadi, gel hemen arabaya bin.
Arkamdaki arabalar kornaya bastı ama umursamadım. Yalnızca Esmayı ve sapsarı, sıcaktan ağlayan torunumu görüyordum.
Arabaya bindik. Klimayı açtım, önce birkaç saniye sustum, sonra dayanamadım:
Esma, verdiğim daire nerede? Araba ve gönderdiğim paralar nerede? Sen nasıl sokakta kaldın? Kocan nerede?
Önce konuşmadı. Sonra yanağından yaşlar aktı.
Baba, her şeyimi aldılar Kocam ve kayınvalidem. Evi, arabayı, paramı hepsini zorla aldılar. Bizi kapının önüne koydular. Direnirsem çocuğumu elimden alacaklarını söylediler.
Arabanın kenarına çekip durdum. Yüzüme bakmadı, sanki kızacağımı sanıyor gibiydi. Belki Sana söylemiştim diyeceğimi düşündü.
Sessizce elini tuttum. Eli buz gibiydi, neredeyse kemikleri sayılıyordu.
Ağlama kızım. Ben şimdi onlara ne yapacağımı biliyorum.
Ve sonra yaptığım şey Herkesi şoke etti. Devamı ise anlatacaklarımda
Kızımı eve götürmek yerine, doğruca karakola gittim.
O şaşırdı, korktu:
Baba, ne olur yapma Onlar, hiçbir şey kanıtlayamazsın dediler.
Gözlerinin içine bakıp kararlılıkla cevap verdim:
Kanıtlarız. Çünkü o ev bana ait.
Polisle beraber hep birlikte, yıllarca önce hediye ettiğim eve, kapı önüne atıldıkları o yere gittik.
Kapıyı damadım açtı. Polisi görünce bembeyaz kesildi. Kayınvalide avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı: Burası bizim evimiz!, Her şey yasal!, Ben anneyim, hakkım var! diye.
Hiç konuşmadan belgeleri çıkardım.
Bu insanlar benim evime izinsiz girmiş durumda. Kızıma gönderdiğim parayı zimmetlerine geçirdiler, üzerine arabayı da zorla aldılar.
Evde bir anda sessizlik oldu.
Polisler birkaç soru sordu, sonra daha fazlasını öğrenmek istedi. On dakika sonra damadımın ellerine kelepçe taktılar. Kayınvalidesi sinirden deliye dönüp duvarlara tutunmaya çalıştı ama onu da alıp götürdüler.
Onları oracıkta gözaltına aldılar.
Ev, araba ve birikimlerinin tamamı resmi belgelerle kızımın üstüne geçti.
Esmaya baktım. Yıllardır ilk kez çocuğuna sarılıp huzurla gülümseyebiliyordu.
Sonrası da şöyle gelişti: Tanıdıklarım aracılığıyla dosyanın üstünün kapanmasını engelledim. Tehdit, gasp ve çocuğuyla bir kadını kapı önüne koymayı aile meselesi deyip geçmelerine izin vermedim.
Onların hak ettikleri cezayı çekmesi için elimden geleni yapacağım.




