Saatlerce garın önünde oğlunu bekleyen yaşlı kadın, ama oğlu bir türlü ortalarda yoktu!

Ayten Hanım, küçük köyünden İstanbuldaki tren garına ağır adımlarla geldi. Yanında iki büyük torba vardı. Yakınlarını sık sık göremediği için, son birikimlerini harcamış; hepsine sevindirecek hediyeler almıştı. Hiçbir zaman eli boş gitmezdi, fakat bu sefer kendini bile şaşırtmıştı. Her bir çanta neredeyse on kilo geliyordu. Yorucu yolculuğa rağmen, içini ısıtan tek düşünce oğlunun onu karşılayacak olmasıydı. Fakat perona vardığında bakındı, oğlunun gölgesi bile yoktu. Yorgunluktan bitap düşmüş halde torbaları yere koydu, cep telefonunu çıkarıp oğlunu aradı.
Telefon uzun süre çaldı, onuncu zilde oğlunun uykulu ve şaşkın sesi karşılık verdi.
Anneciğim, çok özür dilerim. Bugün geleceğini tamamen unutmuşum. Eşimle birlikte onun ailesinin yanına, Kocaeline gitmeye karar verdik, bir hafta kadar orada olacağız. Yani boşuna gelmiş oldun. Lütfen eve geri dön. Doğrusu, bu planı son anda yaptık, seni uyarmayı unuttum. Hakkını helal et.
Ayten Hanımın gözleri bir anda doldu, ama sessizce cevap verdi: Peki, oğlum.
Çantalarını tekrar taşımak için gücü kalmadığından, onları gardaki ihtiyaç sahiplerine verdi. Hayal kırıklığının acısını oğluna dile getirmedi. Oğlu, annesinin yüreğini ne kadar kırdığının farkına bile varmadı. Hayatını oğlunu büyütmeye adamış olan kadın, yaşlanınca aranmaz, görülmez olmuştu. Bir ay sonra gelini arayıp bir düğün için hafta sonu torunlarına bakmasını rica ettiğinde, Ayten Hanım kibarca reddetti. Çünkü artık sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanmaktan yorulmuştu.
İnsan, sevdiklerinin kıymetini zamanında bilmeli, yalnızca işi düşünce değil, her daim onlara değer vermeli. Unutulmamalı ki, gönül kırıklıkları bazen yıllarca tamir edilemez.

Rate article
Lifequest
Saatlerce garın önünde oğlunu bekleyen yaşlı kadın, ama oğlu bir türlü ortalarda yoktu!