Vaktiyle yaşanan olayları şimdi geriye dönüp düşündükçe, insanın hatıralarıyla yüzleşmesi kolay olmuyor. Eski eşimle olan ilişkim nihayetinde mahkemede son buldu. Kimin hatalı olduğu, kimin olmadığı tartışmasını bir kenara bıraktım; çünkü evlilikte suç hep iki tarafa da aittir diye düşünürüm.
Ama şunu söylemeliyim ki, ikinci eşim kendine bir sevgili bulmuştu. O sevgili, yıllar önce İstanbula gelmiş, sonra Kadıköyde küçük bir kafe açmış olan varlıklı bir işadamıydı. Başlangıçta ilişkilerini gizlemeye çalıştılar fakat zamanla artık saklamaya gerek duymadılar, alenen görüşüyorlardı.
Bir gün eşim bana gelip, boşanma davası açmaya karar verdiğini ve evimizin yarısını istemek için mahkemeye başvuracağını söyledi. Kendisini benim huzursuz ve endişeli olmamı bekledi ancak o dairenin alınması için bir kuruş bile katkısı olmadı. Ev tamamen kendi helâl kazancımla alınmıştı ve eski eşim sadece iki yıl orada yaşamıştı. Şimdi kalkıp hakkı olduğunu iddia ediyordu.
O an soğukkanlılığımı korudum. Hiçbir şekilde onu vazgeçirmeye çalışmadım. Sadece mahkemede davayı kaybetmesini ve harç ödemek zorunda kalmasını bekledim. Zaten benzer bir olay ilk eşimde de yaşanmıştı. Dava tam üç yıl sürmüştü ve bir türlü uzlaşamadığımız için her karşılaşmamızda mahkeme salonunda kavga kopuyordu.
Fakat ilk eşim sonunda istediğini elde etti; bana miras kalan babadan kalma evimin yarısını hukuka uygun biçimde aldı. İyi bir avukat bulmuştu ve o bizden daireyi alıp gitti.
Ama ikinci eşimde tecrübe kazandığım için daha akıllıca davrandım. Evlilikten önce, kendi ellerimle tamir edip güzelleştirdiğim bir dairem vardı ancak tapu kardeşimin üzerineydi. Kardeşim, bana şüphe duymadan güvenebileceğim yegâne kişiydi. Boşanma vakti geldiğinde ise, üzerimde resmi olarak hiçbir şey yoktu. İlk evliliğimde aldığım dersle, artık hiç kimse beni kandıramazdı.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



