Boşandıktan tam on beş yıl sonra, eski kayınvalidemi ofisimin arkasındaki çöpte karıştırırken buldum
Geçmişin Olmaz Deyip de Çıka Gelen Hali
Eski kayınvalidemi, ofisimin arka kapısındaki çöp konteynerinde karıştırırken gördüğümde hayatım film gibi gözümün önünden geçti. On beş yıl önce, boşanırken bana sahip çıkan yine oydu. O gün başına neler geldiğini sorunca anlattığı hikâye, kalbimi lime lime ettiği gibi, istemeden de olsa beni harekete geçmeye mecbur bıraktı.
Şu anda 39 yaşındayım ve biri geçen ay bana Geçmiş bir gün gelip yine canını acıtır mı? diye sorsa kahkaha atardım. Sanırım sandım ki, o defterler çoktan kapanmış, tozlu bir arşivde güvenle kilitli duruyor; bana dokunmaz. Yanılmışım.
On beş yıl kadar önce, kocam Ekinle yollarımızı ayırmıştık. Gençtik, o yaşa özgü bir özgüven var ya, tam ondan bizde bolca vardı. Elimizde rüzgâr esen bir banka hesabımız ve çamaşır suyu gibi keskin alışveriş tartışmalarımız vardı. Sonra, Ekinin beni aldattığını yakaladım.
Tek seferlik bir hata ya da bir geçici dalgınlık değildi. Affedilmez bir döngüydu. Yalanlarını ve sakladıklarını birleştirince, ihanetten çok budala yerine konmuş gibi hissettim sanki herkes biliyor, bir ben habersizim. Boşanmak istediğimi söyledim, o ise omuz silkerek, bana Napayım? dedi.
Herkes elimde mendil, dramalara hazır bekle diye uyarıyordu. Annem-babam, gözdağı ya da merhamet dilenmemle karşılaşmamı bekliyordu. Hiç kimse, Asumanın vereceği tepkiyi tahmin edememişti.
Ne yapacağımı bilemediğim için Asuman Teyzeye gitmiştim. Her zaman bana sıcacık yaklaşan sabit bir yıldızdı hayatımda, özellikle de Ekin sinir bozduğunda. Bu yüzden ona gerçeği kendi ağzımdan aktarmak istedim. Yüzüme gülümsemesiyle ve mutfaktan yükselen yeni pişmiş yemek kokusuyla açmıştı kapıyı, ama ben daha antredeyken bombayı patlattım:
Ekini terk ediyorum. Beni aldattı, dedim.
Yüz hatları bir anda çöktü. Sallantılı dizlerle sandalyeye oturdu, ardından içini çeke çeke ağladı. Ben oğlumu böyle yetiştirmedim, diye mırıldanıp durdu. İhanete uğrayan ben olmama rağmen, bir anda onu teselli eden ben oldum.
Mahkemede Asuman Teyze benim yanımda yer aldı, kendi oğlunun değil. Düşünebiliyor musunuz? Kendi kanını bırakıp bana destek oldu. Her şey bittiğinde, adliye merdivenlerinde bana sıkı sıkı sarılıp, Sen daha iyisini hak ediyorsun, dedi. Onu son görüşüm, ta ki üç hafta önceye kadar buydu.
Ofisin Arkasında Yepyeni Bir Karşılaşma
Şehrin göbeğindeki bir dağıtım firmasında çalışıyorum. O günkü salı tam bir fiyaskoydu: bilgisayar çökmüş, iki kişi istifa etmiş, sabah içtiğim kahveyi de raporların üzerine dökmüşüm. Biraz hava almak için arka kapıdan dışarı çıktım. O sırada, kocaman gri bir paltoya sarınmış yaşlı bir kadının konteynerde bir şeyler aradığını gördüm.
Elleri titreyerek ezilmiş bir sandviçi çöpten aldı. Önce kim olduğunu çıkaramadım ama yüzünü kaldırınca zayıflıktan yanakları çökmüş, gözleri sönük o an anladım. Midem kazındı.
Asuman Teyze? diye kısık bir sesle sordum.
Yüzü utançtan pancar gibi oldu, aceleyle toparlanmaya kalkınca neredeyse yere kapaklanıyordu. Kaçmaya çalıştı ama gitmemesi için rica ettim. Söyleyeceklerini adeta boğazına düğümlemiş şekilde, sanki günah çıkarıyormuş gibi anlattı her şeyi.
Boşanma sonrası, Ekine son bir şans vermiş: Ya adam ol, ya bir daha konuşmam. Ekin ise annesine Kötü annesin deyip yıllarca ortadan kaybolmuş. Sonra bir gece, yanında iki yaşındaki oğlu Emirle kapısında belirmiş. Çocuğun annesi ortadan yok olmuş, ne yapacağını bilmiyormuş. Asuman Teyze torununa kıyamayıp kapıyı açmış.
Bir hafta sonra, Ekin gene kayıplara karışmış, oğlunu arada bırakıp gitmiş. Asuman Teyze iki işte birden çalışıp, mobilyalarını ve bileziklerini satarak Emiri büyütmeye uğraşmış; sonunda evini de kaybetmiş.
Artık arabada yatıyoruz, dedi sesi iyice kısılarak. Okulun yanında park ediyorum ki Emir sabahları derse yetişebilsin.
Devam etmesine izin vermedim. Emiri de al, gel, dedim. Çocuk, tedirgin gözlerle etrafı süzen, alışkın bir kaçak gibiydi. İkisini de evime aldım. Pazarlık yok, bahane yok. O gece temiz yataklarda uyudular, Emir sanki bütün yıl hiç uyumamış gibi yatağa yığılıp kaldı.
Günler sonra öğrendim ki, Emirin yasal velayeti bile Asuman Teyzede değilmiş. Hemen birlikte adliyeye gidip önlemleri aldık, ki oldu da Ekin tekrar zuhur ederse Emir, tek bildiği anneden uzak kalmasın.
Haftalar geçti. Emir okula gidiyor, Asuman Teyze mutfağımı şenlendiriyor, kendini buluyor. Bir akşam, bulaşıkları yıkarken gözyaşlarına boğuldu:
Bize yardım etmemelisin, Ekin sana neler neler yaptı, dedi utana sıkıla. Ben de, Asuman Teyze, mesele Ekin değil ki. Sen bana hep iyi davrandın. Beraber olabildiğim için seviniyorum, dedim.
Arada ağlaya ağlaya bana, Ben nerede yanlış yaptım? Ya Emir de babası gibi olursa? diye soruyor. Bilmiyorum cevabını. Sadece sımsıkı sarılıyorum.
Vesayet işlemleri bittiğinde, Emirin buzdolabına astığı resimlere ve kapıdaki minik ayakkabılara baktım. Geçmişten gelen hayaletler kafamda kol gezmese de, bu sefer en güzel haliyle geldi. Resmi olarak aile miyiz bilmiyorum ama buna en yakın şey bu. Şimdilik iyiyiz ve bu yeter.




