Eski eşim evin yarısı için bana dava açmak istedi, ama onun asla tahmin edemeyeceği şekilde her şeyi önceden planlamıştım

Eski eşimle olan ilişkim, sisli bir sabah vakti, İstanbuldaki bir mahkeme salonunda başlayıp bitti. Kim suçlu, kim değilbunu konuşmaya gerek yoktu aslında. Bir evlilikte her zaman iki kişinin de payı olur çünkü.
Olan olmuştu: İkinci eşim, adeta Beyoğlu’nun arka sokaklarında rastlanan bir rüyadaki gibi, bir sevgili bulmuştu kendine. Adamın adı Demirdi, yıllar önce yurtdışından gelip Kadıköyde bir kafe açmıştı; parası boldu, konuşması kendinden emindi. Önceleri gizli saklı buluşuyorlardı, ama zamanla, sabah Eminönü vapurundaki martılar gibi hiç çekinmeden yan yana görülmeye başladılar.
Bir akşam, rüzgârın camlarda tuhaf bir melodi çaldığı bir anda, eşim çıkageldi; gözleri dalgın, dudakları inatçı. Boşanmak için dava açıyorum, dedi. “Evimizin yarısını da istiyorum.” Bununla beni korkutup telaşlandıracağını düşünüyordu belli ki. Ama bu ev, tamamen kendi alın terimle, geceleri Galata’nın gölgesinde çalışarak kazandığım parayla alınmıştı. Liralarımı biriktire biriktire, ter damlalarımı duvarlarına hapsetmişim. Onun tek katkısı, iki yıl boyunca bu evde gölgesini gezdirmiş olmasıydı. Şimdi ise, cesaretini toplayıp hak iddia ediyordu!
Sakin karşıladım. Mahkeme salonlarının eski dostu olduğumdan olacak, ne ikna etmeye çalıştım, ne kavga ettim. Sadece, kaybedip dava masraflarını ödeyince ne yapacağını merak ediyordum. Çünkü ilk eşimle yaşadığım o eski dava kabusunu hâlâ unutamamıştım. O üç yıl süren bir kâbustu; her mahkeme günü, Beşiktaşta bir fırtına kopardı aramızda.
İlk eşim sonunda hiç ummadığım bir şekilde işini bildiçok yetenekli bir avukat bulmuştu kendine. Olan mal mülkümün yarısını aldı, Babamdan kalan eski Kadıköy dairesi bile elinden gitti. O zaman anladım ki, hayatta en büyük dersler ders kitaplarında değil, rüya gibi mahkeme koridorlarında öğreniliyormuş.
İkinci evliliğimde daha akıllıca davrandım ama. Zaten evlenmeden önce, duvarlarını kendi boyadığım bir evim vardı; ama tapuda abimin adı yazıyordu. Abim Adnan bana güven veren tek insandı. Evlilik de bittiğinde, mahkeme günü geldi çattığında, üzerimde hiç mal varlığı yoktu; baştan sona bir huzur sarhoşluğuyla izledim her şeyi. Çünkü artık hiçbir kadın, bana karabasan gibi çöküp, hayallerimin evini elimden alamazdı.
Rüya mı, gerçek mi, hâlâ emin değilim; ama bildiğim tek şeyBeyoğlu sokaklarında yankılanan adımlarım artık çok daha hafif.

Rate article
Lifequest
Eski eşim evin yarısı için bana dava açmak istedi, ama onun asla tahmin edemeyeceği şekilde her şeyi önceden planlamıştım