Günlüğümden bir sayfa,
Bazen düşünüyorum, bir insan sevilip seçilmediğinde ne hisseder diye. Üç yıldır Okanla gizli saklı bir hayatın içindeyim. Üç yıldır aynı sözler, aynı vaatler arasında sıkışıp kaldım. Sadece eşi evde olmadığında, ya da aralarında soğukluk olduğunda, ilişkimiz gerçek oluyor gibi hissediyorum.
Okanı tanıdığımda evli olduğunu bilmiyordum. Yalnızca birkaç ay sonra, onların hâlâ karı-koca gibi yaşadıklarını öğrendim. Ama ne yazık ki o zamana kadar duygusal olarak çoktan bağlanmıştım.
İlişkimizin başından beri her şey kural ve koşullarla çevriliydi. Buluşmalarımız belliydi: Hep belirli gün ve saatler, İstanbulun tenha yerlerinde, kimsenin bizi tanımayacağı kafeler, parklar… Yanımda hiç kalamazdı. Birlikte seyahate gitmek hayaldi. Sosyal medyada tek bir fotoğraf bile paylaşamazdım. Akşam ona mesaj atıp da cevap alamazsam sebebini bilirdim zaten. Hafta sonu kaybolursa, yine aynı neden.
Onun gerçek hayatı başka bir yerdeydi. Ben hep, onun boş bıraktığı zaman aralıklarına hayatımı sığdırdım.
Defalarca oturup sakinlikle sordum: Eşini bırakacak mısın? Cevabı hep aynı: Evet, ama şimdi değil. Hep bir bahanesi vardı; doğru zaman henüz gelmemişti, uğraşılması gereken işler çoktu, eşi ona bağlıydı… Birine zarar vermek istemediğini söylerdi. Bunları o kadar çok duydum ki artık kelimeleri duyunca içim daralıyor, nefret ediyorum. Her defasında yeni bir umut, yeni bir tarih.
Hep ben uyum sağladım. Programımı ona göre değiştirdim. Planlardan vazgeçtim. Artık fazla soru sormamayı öğrendim ki huzur kaçmasın. Eşiyle tatile giderse susarım, evlilik yıl dönümlerini kutladıklarında içimden yokmuş gibi davranırım. Kavga edip bana geldiğinde onu avutmak yine benim görevim oldu.
Ben hep dinleyen oldum.
Anlayan oldum.
Bekleyen oldum.
Ama hiçbir zaman seçilen olmadım.
Bazen gerçekten gideceğime inanıyordum. Bir defasında avukata gittiğini söylemişti, tekrar umutlandım, ev aradım, yeni bir nefes aradım. Yine de hep bir şey çıktı: iş güç, aile, para… Henüz zamanı değil.
Ve ben hep orada, olduğum yerde donmuş kaldım. Hikaye ilerlemedi.
Benim hayatım ise devam ediyor. Arkadaşlarım nişanlanıyor, evleniyor, taşınıyor, hayat kuruyor. Ben ise bazen yalnızım diyorum, bazen de ilişki etiketsiz diye gülüp geçiyorum. Aslında kimseye gerçeği anlatamadım; çünkü nasıl anlatılır bilmiyorum. O cümleleri duymamak, o bakışlarla karşılaşmamak için… Ama yine de ayrılmadım. Çünkü onu gerçekten seviyor muydum, yoksa sadece sevdiğimi mi sanıyordum, bazen artık ben de emin değilim.
En çok canımı yakan şey eşini terk etmemesi değildi.
En çok canımı yakan, hiçbir zaman benim arkamda durmamasıydı.
Eşi şüphelense hemen geri çekilirdi.
Eğer evde bir gerginlik varsa ben ortadan kaybolurdum.
Her zaman, beni görmekle onu mutlu etmek arasında kalsa, tercihi hiç değişmedi.
Seçim değildim, yedek durumdaydım. Beklememden başka bir şey beklenmiyordu.
Hâlâ onunlayım ama ben artık eski ben değilim.
İstiyorum ama yoruldum.
Anlamaya çalışmaktan, beklemekten, birkaç saatlik sevgiyle yetinmekten bezdim.
Gerçekten bir yol ayrımına geldim. Kendim için bir karar vermem gerektiğini artık biliyorum.
Bu gibi hikayeleri başkaları da yaşıyor mu, gerçekten çok merak ediyorum.
Birileri bu halimi görse, karşımda olsa, bana ne derdi acaba?
Siz olsanız, bana ne tavsiye ederdiniz?




