Hayat Devam Ediyor: “Gitti gitti, kimseye faydası yoktu zaten!” – Pavlus’u annesiyle dedesi büyüttü,…

Hayat devam ediyor Seher. Gitmişse gitmiştir. İyi biri olsaydı bari, ama işte, ne diyelim… Çocuğumuzu birlikte büyütürüz, merak etme!

Mert, annesi ve dedesi tarafından büyütüldü. Babaannesini ise silik hatırlıyordu. Mert beş yaşındayken hayatını kaybetmişti. Aklında sadece babaannesinin miss gibi poğaça kokuları kalmıştı…

Babasıysa hayatında hiç olmamıştı. Mert daha doğmadan kaçıp gitmişti. Annesi Zeyneple birlikte köye geldiklerinde nişan, nikâh planları yapılmıştı. Ama o adam bir sabah ansızın kaçıp kaybolmuştu…

Peşine düşmediler. Zeynep çok ağladı; çünkü artık hamileydi…

Ağlamakla bir şey çözülmez! demişti babaannesi. Hayat devam ediyor. Gitmişse gitmiştir. İyi biri değilmiş, beterin beteri… Çocuğumuzu birlikte büyütürüz, takma kafanı!

Mert, hiçbir şeyi eksik olmadan büyüdü fakat şımartılmadı. Derslerinde başarı gösterdi.

Dede torununu disiplinle büyüttü. Ona büyüklere saygıyı, elindekinin değerini bilmeyi öğretti. Mert, hangi işe elini atsa başarırdı.

Otuz yaşına geldiğinde, herkesin hayranlıkla baktığı biriydi. Yalnız, yakışıklı, başarılı bir iş hayatı, yüksek maaşı, üç odalı geniş bir dairesi vardı… Her şey Mertin elindeydi.

Kızlardan yana eli boş değildi; fakat aceleci davranmazdı. Haftasonları ne olursa olsun, köye, annesinin yanına giderdi. Dedesi vefat edince annesi iyice yalnız kalmıştı; sürekli halsizdi artık.

Ev işlerini hâlâ yapıyordu; ama her geçen gün zorlanıyordu.

Mert, annesini yanına taşınmaya ikna etse de Zeynep razı olmadı.

Ne işim var orada oğlum?! dedi kadın. Zaten senden torun da göremiyorum. Bırak, burada usul usul yaşayayım…

Yazı burada geçir. Sonra seni bir termal otele yerleştiririm, ardından yanıma alırım. Dinlen biraz, toparlanırsın. Belki dönüşte ben de seninle köye gelirim!

Senin işin var oğlum! dedi Zeynep şaşkınlıkla. Ne yapacaksın köyde?!

Köyde de hayat var anne… dedi Mert gülerek.

O sıralar Mert, iki kızla görüşüyordu. Hangisini seçeceğini kendisi de bilmiyordu.

Birincisi, köylü, mütevazı ve çalışkan bir kızdı: Elif. Sıcakkanlı, becerikli, yuva kurmaya hevesliydi.

İkincisi ise Melisti. Şehirli, alımlı, gösterişli. Dışarıdan bakınca insan ev işiyle ne işi olur derdi ama sürekli gülümsediğiyle hayat doluydu.

Mert, ikisini de henüz evine davet etmemişti. Daima dışarıda görüşüyorlardı. Ama artık karar zamanıydı; her ikisine de net bir yol çizmeliydi. Yine de cesaretini toplayamıyordu.

Önce annesiyle tanıştırmaya karar verdi. Zeynep yeni termal tatilinden dönmüştü, biraz toparlanmıştı.

Önce Elif geldi. Çok beklemek gerekmedi, heyecanla kabul etti daveti. Hayali gerçek oluyor sanıyordu; annesiyle tanışıyorsa kesin evlilik teklifi alacak diye düşünüyordu.

Ev gerçekten çok ferah Mert, dedi Elif daireyi incelerken.

Evet, ferah. Annem de seviyor. Ama biraz hasta.

Şey, annem burada mı kalıyor hep? Yoksa şimdi misafir mi sadece? Rahatsız bir hali mi var?

Evet.

Açık konuşayım; ben hastaya bakamam…

Zaten öyle bir şey istemiyorum! dedi Mert şaşkınlıkla. Gerekirse ben bakarım.

Ama yani…

Yani ne?

Hiç. Sadece… Ayrı yaşamak daha rahat olurdu. Sonuçta, annen köyde yaşıyor diye düşünmüştüm. Orada evi varmış. Onun için de daha iyi olur. Hem biz de rahat oluruz.

Annem benim yanımda olacak, bu konu kapanmıştır.

Vay canına! Ben seni daha olgun sanmıştım, sen annesinin kuzusuymuşsun! Fikrini değiştirirsen ara!

Elif kapıyı hızla çarpıp çıktı; çayını bile içmemişti.

İşte… diye düşündü Mert. Bu hemen gitti. Melis herhalde daha da hızlı gider. Yine yalnız kalacağım…

Melisle konuşmaya karar verdi. Ona baştan annesinin durumu açıkladı.

Ne olursa olsun, annem hep benim yanımda olacak! dedi kararlı şekilde.

Anlamadım, dedi Melis şaşkın. Neden bunu söylüyorsun? Tabi ki annen de bizimle olur. Ama…

Eğer evlenirsek, nasıl bakarsın, annen de hep bizimle olacak?

Olur tabi! Yoksa bana evlenme mi teklif ediyorsun?

Mert gülümsedi.

Belki. Hadi annemle tanış, şimdi.

Ay, acaba bana ısınır mı? Böyle hazırlıksız Şimdi mi?

Merak etme, sever seni. Neden korkuyorsun?

Bilmem Korkuyorum işte

Melisle annesi anında ısındılar birbirlerine. Hatta çoğu zaman birlikte dolaşıp Mertin işten gelişini beklediler. Sonra hep birlikte köye gittiler. Şaşırtıcı ama şehirli Melis de köyü sevmişti. Annesi köyde kalmaya karar verdi.

Yaz, artık kendimi iyi hissediyorum, dedi annesi mutlulukla.

Aylar geçti, düğünlerini yaptılar.

Eh, artık torun da göreceğim sonunda! dedi Zeynep.

Ve öyle oldu. Önce bir kız torun, sonra da bir erkek torun dünyaya geldi.

Mert ve Melis, çocuklarıyla birlikte şehirde yaşıyorlardı. Çocuklar büyüdü, üniversiteye hazırlanmaya başladılar. Zeynep son zamanlarda onlarla birlikte şehirde kalsa da birlikte tatile köye gidiyorlardı. Ama Zeynepin yüreği köyde kalıyordu.

Melis, hakkını helal et. Belki zamanı değildir ama… Köydeki evime gitmek istiyorum. Gidebilir miyiz? dedi bir gün gelinine.

Tabii ki gideriz! Merti bekleyelim, işten gelsin hemen çıkarız.

Tamam. Yalnız beklemeyelim, hemen gidelim. Çok özledim

Köy yine sessizdi. Yıllar geçtikçe daha çok tenhalaşıyordu.

Artık döndüm köyüme, dedi Zeynep aniden. Evi de satın, çok para vermezler ama olsun; yıkılıp gitmesin.

Anne, ne diyorsun sen?! dedi Mert şaşkınlıkla. Dönüyoruz hemen!

Evet evet, dedi Melis de. Neler söylüyorsun?

Peki, tamam. Çayı koyar mısın kızım? Çok canım istedi.

Çaydan sonra Zeynep odasına çekildi; biraz uzanmak istediğini söyledi…

Mert ve Melis bir süre daha mutfakta oturdu.

Anne, artık çıkmamız lazım! diye seslendi Mert.

Ama cevap gelmedi.

Mert odaya girdiğinde dondu kaldı Annesini kaybetmişti…

Zeynepi köy mezarlığına defnettiler.

Sanki gitmeden hissetmiş gibiydi Son bir defa köyüne dönmek istedi diyordu Melis gözyaşlarıyla. Onu öz annem gibi sevdim

Biliyorum Melis, çok iyi anladım. Peki ya köydeki ev?

Satmaya kıyamam…

Evet, geçmişten kalan bir parça. Şimdilik kalsın

Öyle de karar verdiler. O ev orada dursun, çocuklarını, torunlarını da getirirler yine bir gün

Yeni hikâyelerden haberdar olmak için takipte kalın! Siz de duygularınızı ve düşüncelerinizi yorumlara yazıp, hikâyeye destek olun.

Rate article
Lifequest
Hayat Devam Ediyor: “Gitti gitti, kimseye faydası yoktu zaten!” – Pavlus’u annesiyle dedesi büyüttü,…