O günden bu yana iki yıl geçmişti. Bugün onu yeniden gördüm. Karşımdan gelen zarif bir kadın görür görmez yüreğim yerinden fırlayacak gibi oldu. Bir zamanlar eşim olan Elifti bu kadın; yıllar önce herkesin başını döndüren, güzelliğiyle insanı büyüleyen Elif.
Evlendiğimizden sonra eşimi adeta tanıyamaz olmuştum. Ev haliyle dolaşır, saçları hep yağlı toplu olurdu; üstünde de bol, eski tişörtler. Zerafetini ortaya çıkaran elbiseler giymez oldu, eskiden severek aldığı iç çamaşırlarından hiç eser kalmamıştı.
Evlenmemizden sonra eve üzerinde ancak poşet torba olabilecek kadar büyük, salaş kıyafetlerle gelmeye başladı. Kendisine bakmayı tamamen bırakmış gibiydi. Manikür nedir unutmuş, makyaj yapmaktan vazgeçmişti. Spor yapmayı da bırakınca, hamilelikten kalan göbeği gitmemiş, bacaklarındaki selülit de artmıştı.
Beraber yaşadığımız iki yıl boyunca Elifin bambaşka birine dönüştüğünü fark ettim. Gün geçtikçe daha çok kilo aldı, giydikleri ise giderek daha bol ve şekilsiz oldu. Bir gün karşıma geçip aynaya bakıp bakmadığını sorunca çok kırılmış ve saatlerce gurur yapıp benimle konuşmamıştı.
Bir noktadan sonra, aslında evlendiğim kadına âşık olduğumu ama şimdi karşımda bambaşka biriyle yaşadığımı fark ettim. Eski Elif, o enerji dolu, hayat dolu, çekici kadındı. Arkadaşlarım hep kıskanır, bana Bunca güzel birini nasıl tavladın? diye takılırlardı. Şimdiki halinde ise kadınlığı, cazibesi bana hiçbir şey hissettirmiyordu, bakınca sadece hüzün duyuyordum.
Son gördüğümde üzerinde kocaman, gri, süt lekeli bir tişört, dizleri çıkmış bol şort vardı; bacaklarındaki selülitler görünüyordu. Saçlarını apar topar topuz yapmıştı ama tel tel ayrılmış, dağınıktı. Yüzü sürekli yorgun ve üzgün; göz altlarında derin morluklar vardı.
O akşam ona artık onun yanında olamayacağımı, ona karşı aşk değil, ancak acıma ve üzüntü hissettiğimi söyledim. Ona yüklediğim sevgisizliğin farkında bile değildim.
İki yıl geçti üzerinden, bugün tekrar karşılaştık. Gayet şık bir elbise giymiş, saçları omuzlarında dalga dalgaydı, yüzünde hafif bir gülümseme. Kilo verip bambaşka birine dönüşmüş; adeta bir ördek yavrusuyken yeniden bir kraliçeye evrilmişti. En önemlisi, iki çocuğumuzu büyüten de oydu.
İşte o an, asıl yükün Elifin omuzlarında olduğunu ilk kez gerçekten idrak ettim. O zamana dek sadece kendi tercihi sanıyordum; ama gerçekte kendisine bakmaya ne zamanı, ne de enerjisi kalmıştı. Tüm gücünü evin düzenine, çocukların büyümesine, bana huzurlu bir yuva sunmaya harcıyordu. Ben ise ne kadar yorulduğunu, ne kadarını kendinden verdiğini hiç görmemiştim.
Bazen ikizlerle iki saat yalnız kalınca bile yoruluyordum. O ise tüm gün çocuklarla ilgileniyor, ev temizliyor, yemek yapıyor ve üstüne bana da vakit ayırıyordu. Elbette bu koşuşturmada manikür ya da spor salonu hayal oluyordu. Zaten bedeni, doğumdan sonra toparlanmaya ihtiyacıyla mücadele halindeydi; onun üstüne bir de hemen kendini toparlamak için baskı yapmam ne kadar bencilceymiş.
Bir yere çıkıp ona elbise, takı alma fırsatı da hiç vermiyordum. Halbuki evde güzel kıyafetler giymek pek de rahat değil… Onun kendisini güzel hissetmesine izin dahi vermemişim.
Aradan iki yıl geçip de dışarıdan bakınca, aslında tüm bu sürede Elif, tüm aileyi sırtında taşımıştı; ne bana, ne çocuklara bir kere bile sitem etmeden. Hep güler yüzle karşıladı, evini bana açtı. O ise hep yüküyle baş etmeye çalıştı, ben ise ona yardımcı olmak yerine, ne kadar haklı olduğumu düşünerek bencilliğin dibinde yüzdüm.
Bir hazineyi elimde tutarken değerini bilmediğimi şimdi çok net anlıyorum. Kendi egoma öyle kapılmışım ki, onun ve çocukların hayatındaki mücadeleyi umursamamışım ve sonunda her şeyi berbat etmişim.
Şimdi ona bakıp, onu geri kazanmak istiyorum; ama bana bu kadar acı çektiren adamı affedebilir mi, emin değilim. Yine de denemek, hatamı telafi etmek, en azından çocuklarım için yeniden elinden gelen bir baba olabilmek için elimden geleni yapmak istiyorum; çünkü onların büyüyüşünden bile iki yıl kaybettim
Artık Elifin pek çok talibi var, ama kimseyi yakına yaklaştırmıyor. Sanırım ona en çok acı veren de ben oldum. Şimdi ise, tüm bunları yapmış olmanın utanç ve vicdan azabıyla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum Hayatta her insanın kıymetini zamanında bilmeli, pişmanlıkla yüzleşmek ağır geliyor.




