Günlüğümden bir sayfa,
Bugün yine eski defterler aralandı. Ahmet askere gittiğinde, ona sonsuza dek sadık kalacağıma dair söz vermiştim. Sözümü tuttum; ona dolup taşan duygularımla mektuplar yazdım, zarflara laleler, yavru ceylanlar çizdim, sonuna öpücük diye not edip dudak izimi bastım. Yüreğimdeki sevgim tarifsizdi; o yokken dakikalar saatlere, saatler ise günlere uzardı.
O yüzden Ahmet’in bana bunu yapabileceğine hala inanamıyorum.
İçimden bir ses, olanların gerçek olmadığına, onun beni unutamayacağına inanmak istiyor. Ama mektuplarıma yanıt vermeyi kestiğinde ve ardından üç satırlık bir not ile beni unutmalısın dediğinde, gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldım.
Sonra hiç sevmediğim, ilk karşıma çıkan adamla evlendim. Ne bir aşk, ne bir heyecan. Yaralı kalbimi bir daha açmamaya, içimdeki sevgiyi mühürleyip kimseye göstermemeye karar verdim. Hiç kimseyi Ahmet kadar çok sevemeyeceğimi biliyordum.
Bir gün mutfakta, sabahlığım ve terliklerimle meşgulken kapı çaldı. Açtığımda karşımda olgun, asker üniformalı Ahmet duruyordu.
Evlendiğine inanamadım, gelip kendim görmek istedim. Gördüm ki, gerçekmiş, diye fısıldadı. Gözlerindeki acı o kadar büyüktü ki neredeyse ağlayacak gibiydi, şimdi anlıyorum mektuplarıma neden dönmedin…
Arkasını dönüp gitmeye yeltendi ama kolunu tuttum, bırakmadım.
Bunu nasıl söylersin? Mektubunda, beni unutmalıymışım, diyen sendin dedim, ne kendisini savunmak istiyor, ne de suçlamak istiyordu.
Ve?.. dedi uzun bir sessizlikten sonra Geçen hafta son mektubumu askerden yollar, belki beni beklersin diye umut ettim
Dizlerimin bağı çözüldü, yutkunamadım. Ağlamaktan konuşamadım, sorular beynimde çınladı: Nasıl, neden?
O gün soluğu annemlerle babamın yanında aldım. Belliydi ki benden gizledikleri şeyler vardı. Ahmeti hiçbir zaman sevmediler, çünkü parası yoktu.
Kızım, affet bizi, dedi annem. Daha iyi bir hayatın olsun istedik. Para sıkıntısı yaşamanı istemedik. Biz bu yoksulluğu tattık ve senin aynı acıyı yaşamanı istemedik…
Peki siz yoksulken birbirinizi sevdiniz, evlendiniz! Benim yaşamımı neden mahvettiniz? Bunu bana nasıl yaptınız? diye gözyaşlarıyla anneme içimi döktüm.
İşte, dedi annem ve bir tomar mektubu uzattı bana.
Yan odaya geçip okumaya başladım. Gözlerimden yaşlar süzüldü, kendime hakim olamadım, hıçkıra hıçkıra ağladım. Ahmetin son mektubunda, kurutulmuş bir kardelen vardı ve yanında Seni bulmak için çok aradım, ama buldum ve getirdim yazıyordu.
O akşam, kocamla uzun ve ciddi bir konuşma yaptım. İş dışında hiçbir şey görmeyen, paraya ve dostlarına, kimi zaman da dedikoducu mahalleli kadınların ima ettiği gibi başka kadınlara değer veren bu adamla sessizce yollarımızı ayırdık.
O gece hayatımda ilk kez, karanlık İstanbul sokaklarına korkusuzca yürüdüm. Artık korkum yoktu, çünkü beni gerçekten seven, hiçbir zaman sevgisinden vazgeçmediğim adama gidiyordum.
Zaman geçtikçe küskünlükler de, yanlış anlaşılmalar da silindi. Şimdi Ahmetle birlikte, sarı saçlı iki oğlumuz var. Anne-babalarımız ise torun sevgisiyle yeniden gençleşti. Biliyoruz ki gerçek zenginlik, bir evde dürüst, saf ve karşılıksız sevgi olduğunda yaşanıyorGeceleri Ahmetle yan yana yatarken ellerimi o eski defteri açtığım günkü gibi heyecanla avuçlarında buluyorum. Arada sırada yıldızları izlerken geçmişin pişmanlıklarını değil, bekleyerek, özleyerek, vazgeçmeden büyüttüğümüz sevgimizi konuşuyoruz. Hayatın kırık parçalarından bir yuva kurduk; oğullarımızın gülüşleriyle evimizin duvarlarına umut astık.
Bazen Ahmet bana sorar: O gün seni kaybettiğimi sandığımda hissettiklerini anlatır mısın? Ben de başımı göğsüne yaslayıp fısıldarım: Artık yalnız hatıralarda kaybolan bir genç kız yok; yanındayım, ben buradayım. O an bilirim ki en zor seçimler, en sancılı bekleyişler bile bazen mutluluğun en parlak anahtarını saklar içinde.
Sevgiye sahip çıkınca, hayat da bize ikinci bir şans verir. Ve her sabah Ahmetin gözlerinde, adını hiç unutmadığım o saf aşkı yeniden bulurum. Kendime söz veriyorum: Gelen baharlarda kardelenler açarken, geçmişin üstüne bir perde çekip, bugünü, elimizdekileri hep kalpten kutlayacağız. Çünkü asıl mucize, kaybettikten sonra değil, yeniden bulduğunda vazgeçmemekte gizli.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



