Kayınvalidelerin hep kötü olduğuna, her şeye karıştıklarına, huzuru kaçırdıklarına dair çok şey duydum. Fakat gerçekten ben öyle biri değilim. Hiçbir zaman sınırı aşmadım. Oğlumun evine her zaman saygı duydum kararlarına karışmam, görüş belirtmem, bana sorulmadıkça fikrimi söylemem ve asla haber vermeden evlerine girmem.
Ama bir gün evde bir kaza geçirdim temizlik yaparken kaydım ve kolumu kırdım. Yalnız yaşıyorum, oğlum da ısrar etti, iyileşene kadar onların evinde kalmamı istedi. Yemek yapma, temizlik ve ağır işleri düşünme, dedi, bana yük olmasın diye.
Başta her şey yolunda gibiydi. Sessiz kalmaya gayret ettim, tek elimle elimden geldiğince yardım ettim, kendi odamda oturdum ya da televizyonda bir şeyler izledim, kimseye engel olmamaya çalıştım. O kadar minnettardım ki. Gerçekten çok minnettardım.
Ama bir gün o anı hâlâ unutamıyorum.
Yemek masasında oturuyordum, tuzluğu göremedim. Hafifçe, hiç ses çıkarmadan mutfağa yöneldim alışkanlıktır, kulak kabartmak için değil, hep böyle yürürüm. O sırada gelinimin öfkeli ve alçak bir sesle konuştuğunu duydum. Sesi çok yükseltmeden, içinde belli bir memnuniyetsizlikle konuşuyordu.
Oğluma, Artık engel oluyor, diyordu.
Evet, tam olarak o kelimeyi kullandı engel.
Ne zaman evden gideceğimi bilemediğinden, kız kardeşim olduğunu ve oraya da gidebileceğimden, evde yer olmadığından, kendi anları olamadığından, benim orada oluşumun her şeyi zorlaştırdığından bahsediyordu.
Oğlum ise neredeyse hiç konuşmadı. Sadece kısık sesle şu cümleyi tekrar etti:
Anne iyileşiyor. Onu yalnız bırakmam.
Ama gelinim ısrarcıydı:
Senin annenle aynı evde yaşamak için evlenmedim, dedi.
Bu evliliğimiz için sağlıklı değil.
Herkesin bir evi var, burada kalamaz.
Daha fazlasını duymak istemedim.
Sessizlik içinde kendi odama döndüm, boğazımda bir düğümle, beklemediğim bir acıyla geçtim yatağa.
Hiç bu kadar istenmediğimi hissetmemiştim.
Oğlumu ortada bırakmak, onu bir seçim yapmak zorunda bırakmak istemedim. Oğlum iyi biridir düşünceli, ilgili, beni asla yalnız bırakmadı. Bu yüzden sustum. O gece de sustum, ertesi gün de sustum.
Sadece banyoda ağladım, kimse sesimi duymasın diye.
Üç gün boyunca düşündükten sonra kararımı verdim. Oğlumun yanına gidip sakince, kendi evime dönmek istediğimi söyledim. Komşumun yemek ve temizlikte bana yardımcı olabileceğini belirttim, kolum iyileşene kadar.
Oğlum kalmam için ısrar etti. Hiçbir şekilde engel değilsin, burada olmanı istiyoruz, seni yalnız bırakmak istemem, dedi.
Ama ben tekrar ettim; evimde kendimi daha iyi hissedeceğimi söyledim.
Ona hiçbir zaman gerçeği anlatmadım aralarındaki bağı zedelemek istemedim.
Onun vicdanını sızlatmasını ya da arada kalmasını arzu etmedim.
O şekilde ayrıldım.
Oğlum beni taksiye kadar geçirdi, alnımdan öptü ve bana şunu söyledi:
Bir şey olursa aramanı istiyorum, lütfen.
Hepsini içime attım.
Bugüne kadar o konuşmayı duyduğumu hiç bilmedi.
Hâlâ içim yanıyor Ama bu yükü onun sırtına taşımaktansa, tek başıma taşımayı tercih ettim.
Doğru olanı mı yaptım, ona gerçeği söylememekle?




