Gelinlik Hayaliyle Yola Çıktı, Hizmetçi Oldu: Altmış Üç Yaşında Evlilik Kararı Alan Alvina’nın Yeni …

Hizmete Dönüşen Hayat

Neriman evlenmeye karar verdiğinde oğlu ve gelini Nihan bu habere oldukça şaşırmıştı ve nasıl tepki vereceklerini bilmiyorlardı.

Emin misiniz, bu yaşta hayatınızı kökten değiştirmeye hazır mısınız? diye sordu Nihan, eşine bakarak.

Anne, niye böyle ani kararlar alıyorsun? diye endişelendi Serkan. Yıllardır yalnız yaşadın, hayatını benim için adadın. Şimdi ise evlenmek… bence anlamsız bir şey.

Genç olduğunuz için böyle düşünüyorsunuz, dedi Neriman sakinlikle. Altmış üç yaşındayım, daha ne kadar ömrüm kaldı kimse bilmez. Ama kalan zamanımı sevdiğim biriyle paylaşmak en doğal hakkım.

O zaman acele etmeyin nikâhla, demeye çalıştı Serkan. O Kemali birkaç aydır tanıyorsun, hemen hayatını değiştirmek doğru mu?

Bizim yaşımızda zaman kaybetmeye gerek yok, diye karşılık verdi Neriman. Ne bilmem gerekirse bilirim: Kemal benden iki yaş büyük, kızı ve damadıyla üç odalı bir dairede yaşıyor, iyi emekli maaşı alıyor, ayrıca bir bahçesi var.

Peki nerede yaşayacaksınız? Biz zaten zor sığışıyoruz, bir kişi daha gelirse burada yer kalmaz, diyordu Serkan anlamaya çalışarak.

Merak etmeyin, Kemal bizim eve gelmeyecek, ben onun evine taşınacağım. Evleri büyük, kızıyla gayet iyi anlaşıyoruz, herkes yaşını bilen insan, kavga çıkmaz, diye anlattı Neriman.

Serkan gerildi, Nihan ise onu annesinin kararını kabullenmeye çalıştı.

Belki biz fazla benciliz, diye düşünüyordu Nihan. Tabii, annenin bize yardımı konforlu, Arzuyla çok ilgileniyor. Ama yeni bir hayat kurmak istemesi de hakkı. Önüne böyle bir fırsat çıkınca engellemek anlamsız.

Bari birlikte yaşasalar, neden resmi nikâh? dediklerinde Serkan hâlâ anlam veremiyordu. Gelinlik, düğün… hiç gerek yok.

Bir zamanın insanı onlar, nikâhla kendilerini daha rahat hissediyor olabilirler, dedi Nihan mantık arayarak.

Sonunda Neriman tesadüfen tanıştığı Kemalle nikâhlanıp onun evine taşındı. İlk günler her şey güzel gitti, herkes onu kabul etti, eşi de iyi davrandı; Neriman de hayatının son demlerinde mutluluğu bulduğu için her güne şükretti. Fakat kısa sürede yeni hayatın getirdikleri ortaya çıkmaya başladı.

Akşam için kuzu kavurma yapar mısınız? diye sordu Kemalin kızı Zühre. Ben de yapardım ama iş çok yoğun, sizde zaman bol.

Neriman imayı anladı ve tamamen mutfak, alışveriş, temizlik, çamaşır ve hatta bahçeyle ilgilenmeye başladı.

Artık evliyiz, bahçe de ortak alanımız, dedi Kemal bir gün. Kızımla damadımın vakti yok, torun ufak, bütün işleri beraber hallederiz.

Neriman, büyük ve kalabalık bir aileye katılmaktan hoşnuttu. Herkesin işleri paylaştığı, dayanışmanın olduğu bir hayat İlk eşi böyle olmamıştı; o tembel ve uyanıktı, Serkan on yaşındayken de evi bırakıp gitmişti. O zamandan bu yana yirmi yıl geçmişti, haber alınmamıştı. Şimdiki hayat girdiği ailede ise işler ve yorgunluk keyifliydi, yük gibi gelmiyordu.

Anneciğim, bahçede sen ne yapacaksın? diyordu Serkan. Her gelişte tansiyonun fırlıyordur, gerek var mı?

Ben seviyorum, Kemalle bol bol sebze, meyve yetiştiririz; size de bolca göndeririz, diyordu Neriman neşeyle.

Fakat Serkan şüpheliydi, zira aylar geçse de kimse onları misafirliğe çağırmamıştı; Serkanla Nihan birkaç kez Kemali çağırmıştı, o da hep vakti olmadığını, gücünün yetmediğini söyleyip gelmemişti. Zamanla misafire gitmeyi bıraktılar, bu yeni aileyle fazla yakınlaşamayacaklarını kabullendiler. Tek istekleri, annesinin mutlu ve sağlıklı olmasıydı.

İlk başlarda Neriman için her şey güzel ve zevkliydi. Fakat işler arttıkça zorlanmaya başladı. Kemal bahçeye gelir gelmez ya belini tutar ya kalbini gösterir, Neriman ona bakım yaparken tek başına otun dalını taşır, yaprak toplar, çöp uygular…

Gene mi mercimek çorbası? dedi Kemalin damadı Metin burun kıvırarak. Dün de yedik, başka bir şey olacaktı sandım.

Alışverişe fırsatım olmadı, tüm perdeleri yıkadım, yerine astım, yoruldum ve başım döndü, diye açıkladı Neriman.

Ben sevmiyorum mercimek çorbası, diye tabağını itti damat.

Yarın Neriman Hanım hepimize şölen hazırlar, diye araya girdi Kemal.

Gerçekten Neriman ertesi gün mutfakta gün boyu uğraşıp, bir çırpıda tüm yemekleri sundu ve akşam hepsi yarım saatte bitti. Ardından mutfağı topladı, bu durum rutine dönüştü. Fakat Zühre ve Metinin memnuniyetsizlikleri sıklaştı, Kemal de onların tarafını tutup Nerimanı suçlamaya başladı.

Ben de genç değilim, bir başıma niye tüm işleri yapayım? dedi bir gün dayanamayıp.

Sen bu evin hanımısın, düzeni sağlayacaksın, hatırlattı Kemal.

Ama haklarım da olmalı, sadece yük düşmemeli, diyerek gözyaşı döktü Neriman.

İçini çekip yine de herkesin huzuru için uğraştı, başından eksik olmadı. Ama bir gün sabrı taştı. O gün Zühre ve Metin arkadaşlarına gitmek istemiş, torunlarını Nerimana bırakacaklardı.

Bırakın küçük kızı ya dedesiyle kalsın veya sizinle gelsin, ben bugün Arzuya misafirliğe gideceğim, dedi Neriman.

Hepimiz sana mı ayak uyduracağız? diye öfkelendi Zühre.

Uydurmak zorunda değilsiniz, sizin için mecbur da değilim, dedi Neriman. Arzunun doğum günü var, size önceden söylemiştim. Kimse umursamadı, üstüne beni de evde tutmaya çalışıyorsunuz.

Olmaz öyle şey! Kemal öfkeyle kızardı. Zührenin planı bozuluyor, senin torunun daha çok ufak, yarın kutlasan ne olacak?

Ne olacaksa şimdi, üçünüz beraber çocuklarıma gidebiliriz veya sen torununa bakarsın, ben dönünceye kadar, dedi kararlı şekilde Neriman.

Zaten bu evlilikten hayır gelmeyecekti, dedi öfkeyle Zühre. Yemekleri sıradan, temizlik baştan savma, yalnızca kendini düşünüyor.

Aylarca neler yaptım, bunu mu hak ettim? diye kocasına döndü Neriman. Doğru dürüst söyle: eş mi aradın, yoksa tüm arzuların için hizmetçi mi?

Haksızsın, beni suçlu çıkarmaya çalışma, dedi Kemal. Boş yere mesele yapma.

Cevap istiyorum, bunu hak ediyorum, ısrar etti Neriman.

Madem öyle konuşuyorsun, nasıl biliyorsan öyle yap. Ama bu evde sorumluluklar es geçilmez, dedi gururla Kemal.

O zaman ben işi bırakıyorum, dedi Neriman ve eşyalarını toplamaya başladı.

Yuvaya geri alır mısınız? torununa hediyesiyle ve çantasını sürükleyerek geldi. Gittim, döndüm; ne anlatmak istesem yok, lütfen sadece alın! Kabul eder misiniz?

Elbette, koştular yanına Serkan ve Nihan. Odanız huzur içinde sizi bekliyor, dönüşünüzden çok mutluyuz.

Gerçekten mi, sebepsiz mi seviniyorsunuz? onay almak için sordu.

Yakınlar neden sevinmez ki? dedi Nihan.

İşte o an Neriman emin oldu: O artık evlatlarının evinde bir hizmetçi değil, aile üyesiydi. Evet, ev işlerinde katkı sağlıyordu, Arzuyu sevgiyle büyütüyordu; ama ne Serkan ne Nihan onu kullandı, ezmedi. Burada gerçekten anne, babaanne, kayınvalide ve aileden bir insandı, hizmetçi değil. Neriman sonunda kendi evine dönüp, boşanma davası açtı ve yaşadıklarını geçmişte bırakmaya karar verdi.

Hayat bazen insana zor seçimler sunar; sevgi ve fedakârlık güzeldir ama bir insan, haklarını ve sınırlarını korumayı da öğrenmeli. Herkes kendi değerini bilmeli; aksi hâlde başkalarının istekleriyle hayatını tüketebilir. Neriman, gerçek mutluluğun paylaşmakta ve değer görmekte olduğunu anladı.

Rate article
Lifequest
Gelinlik Hayaliyle Yola Çıktı, Hizmetçi Oldu: Altmış Üç Yaşında Evlilik Kararı Alan Alvina’nın Yeni …