Annem asla babama ihanet etmedi.
Evliliklerinde hiçbir zaman üçüncü bir kişi olmadı.
Ama yaşaması zor bir insandı.
Her şeyden sürekli yakınırdı.
Hiçbir şey ona yeterince iyi gelmiyordu.
Babam işten yorgun döndüğünde yardım etmediği için ona bağırırdı.
Yardım ettiğinde ise yanlış yaptığını söylerdi.
Alışveriş yapıp eve bir şeyler getirse, Bunlar istediğim gibi değil, derdi.
Ona sadık kaldığında bile Gerçekten erkek gibi davranmıyorsun, diye ima ederdi.
Sessiz akşamları, sofradaki gerginliği, gürültüyle kapanan kapıları hâlâ hatırlıyorum.
Babam uzun süre dayanmak için çabaladı.
Daha fazla kazanmak için iş değiştirdiğini, arkadaşlarıyla dışarı çıkmayı bıraktığını, eve direkt geldiğini görüyordum.
Ama annem her zaman bir kusur buluyordu.
Kıyafetlerini kontrol eder, kiminle konuştuğunu sorgular, saat kaçta çıktın, neden beş dakika geciktin, diye dırdır ederdi.
Fiziksel şiddet yoktu, uç noktada kavga yoktu ama sürekli, ağır, insanı yoran bir ortam vardı.
O evde yaşamak, yeni bir patlama yaşanmasın diye tabanlarda yürümek gibiydi.
Babamın evi terk ettiği gece başka biri yüzünden değildi.
Uzun bir tartışmadan sonraydı.
Odamdaki yatağımda yatarken onun Artık dayanamayacağım.
Kendimi hiçbir zaman yeterli hissetmiyorum, dediğini duydum.
Annemin cevabı ise, Eğer gidersen, korkaksın, oldu.
Babam sesini yükseltmedi.
Sadece eşyalarını topladı ve çıktı.
Pencereden koşup baktım, arkasına bile bakmadan ağır adımlarla gidişini izledim.
Sonrasında annem kendi hikayesini anlattı.
Herkese babamın onu yüzüstü bırakıp terk ettiğini, yalnız bıraktığını, adam gibi adam olmadığını söyledi.
Ona inandım.
Yıllarca babama kızgındım.
Nadiren ziyaret ettim, soğuk konuşuyordum.
Babam annem hakkında hiç kötü konuşmadı; kendini savunmadı.
Sadece bana Seni seviyorum ve duygularına saygı duyuyorum derdi.
Zamanla annemin aynı davranışları bana da gösterdiğini fark etmeye başladım.
Ne yapsam ona yetmiyordu.
Okusam yeterli değildi.
Çalışsam doğru iş değildi.
Dinlensem tembel olurdum.
O zaman acı bir gerçeği kabul etmek zorunda kaldım: Babam annemi aldattığı için değil, duygusal tükenmişlikten gitmişti.
Yakın zamanda babamla açık açık konuşma fırsatı buldum.
Ona neden gittiğini doğrudan sordum.
Bana Kendimi kaybediyordum…
Gerçekten değersiz olduğuma inanmaya başlamıştım, dedi.
O gün çok ağladım.
Çünkü onu bilmeden yargılamış, tüm gerçeği anlamadan kızmıştım.
Bugün hâlâ annemle babam ayrı.
Annem aynı memnuniyetsiz, kırgın, herkesle sorunlu.
Babam kendi başına, huzurlu, sakin bir hayat sürüyor.
Ben ise içimde tuhaf bir suçluluk ve rahatlama taşıyorum.
Onu önce anlayamadığım için suçlu hissediyorum.
Ama artık biliyorum: Annemin söylediği her kötü şey ben değilim.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



