Uzun Süre Sessiz Kaldım; Konuşacak Hiçbir Şeyim Olmadığı İçin Değil, Dişimle Dayaşıp Susarsam Ailede…

Biliyor musun, ben uzun süre sustum. Konuşacak bir şeyim olmadığı için değil; zannediyordum ki, dişimi sıkıp sineye çekerek ailede huzuru koruyabilirim. Süreyya, yani gelinim, ilk günden beri benden hoşlanmamıştı. Başta şaka gibiydi, sonra alışkanlık oldu, en sonunda da günlük rutine dönüştü.

Evlenip eve geldiklerinde ben bir anne olarak ne yapılması gerekiyorsa onu yaptım. Odamı verdim, evi yerleştirdim, eşya aldım, yuvalarını kurdum. Hep Gençler, zamanla alışırlar. Ben sessiz olayım, fazla karışmayayım diye düşündüm. Ama Süreyya yalnızca kenarda durmamı değil, tamamen yok olmamı istiyordu galiba.

Her yardım etmeye çalıştığımda, küçümseyici bir tavırla karşılığını aldım:
Elleme, sen beceremiyorsun zaten!
Bırak ben düzgün yaparım!
Hiç mi öğrenemedin daha?

Sözleri sessizdi ama iğne gibi batıyordu. Bazen oğlumun önünde, bazen misafirlerin yanında, bazen de komşular varken, adeta gururla yerimi göstermeye çalışıyordu bana. Yüzünde bir gülümseme, sesi tatlı ama kelimeleri zehir gibiydi.

Ben hep başımı salladım, sustum, ağlayacakken gülümsedim. En ağır geldiği yer ise Süreyyadan değil oğlumdan oldu; çünkü o hep sessiz kaldı. Duymazdan geliyor gibiydi; bazen omuz silker, bazen telefonuna dalardı. Başbaşa kaldığımızda ise sadece:
Anne, boşver, aldırma. O öyle biri kafana takma.
diyordu.

Kafana takma
Kendi evimde yabancı gibi hissetmeye başladığında, nasıl kafama takmam?
Bazen saatleri sayıyorum, onlar çıkıp gitsinler diye. Sadece kendim olayım, biraz nefes alayım, Süreyyanın sesini duymayayım.

Bana karşı hizmetçi gibi davranmaya başladı, köşede otursun, sesi çıkmasın istiyor sanki.
Neden bardağı buraya bıraktın?
Neden çöpleri atmıyorsun?
Niye durmadan konuşuyorsun?

Ama ben zaten artık pek konuşmuyordum.

Bir gün, sıradan bir çorba yaptım. Özel bir şey değil, sıcak ev yemeği; hani birini sevince yaparsın ya, öylesinden. Süreyya mutfağa girdi, tencereyi açtı, kokladı ve gülerek:
Bu mu yani? Gene senin köy yemekleri! Sağ ol
Sonra bir şey söyledi, hâlâ kulaklarımda çınlıyor:
Gerçekten, sen olmasan her şey çok daha kolay olurdu.

Oğlum da masadaydı ve duydu. Dudağı kenetlendi, yine de sustu.
Ben arkamı döndüm, gözyaşlarımı görmesinler diye. Kendi kendime Ağlama, keyifleri kaçmasın, dedim.

Ama Süreyya bu sefer sesini yükseltti:
Sadece yük oluyorsun! Herkese yük! Hem bana hem ona!
Neden bilmem bu sefer bir şey koptu, belki bende değil, oğlumda.

Oğlum usulca, sessizce ayağa kalktı.
Yeter, dedi.

Süreyya durdu:
Ne yeteri? diye güldü, sanki masummuş gibi. Ben sadece gerçeği söylüyorum.

Oğlum ilk defa öyle bir tonla konuştu ki, şaştım kaldım:
Gerçek şu ki, sen annemi aşağılıyorsun. O iki elle bu evi ayakta tutan kadını, beni büyüten elleri
Süreyya söze girmek istedi, ama oğlum izin vermedi.
Ben çok uzun süre sustum. Erkeklik sandım, sakinlik sandım. Ama hayır, aslında çirkin bir şeye susuyormuşum. Artık bitiyor.

Süreyya bembeyaz oldu.
Sen beni mi seçiyorsun, onu mu?

Oğlum ayakta en güçlü lafı söyledi:
Ben saygıyı seçiyorum. Eğer veremiyorsan, o zaman burada olmanın bir anlamı yok.

Evde bir sessizlik oldu, taş gibi. Adeta havada nefes almak zorlaştı.

Süreyya odalarına gitti, kapıyı çarpıp içeriden bir şeyler söylemeye başladı, ama artık önemi yoktu.
Oğlum bana döndü, gözleri yaşlıydı.
Anne özür dilerim, seni yalnız bıraktım.

Bir anda cevap veremedim, sadece masaya oturdum, ellerim titriyordu.
Oğlum yanıma diz çöktü, ellerimi tuttu, sanki küçükken olduğu gibi.
Sen bunu hak etmiyorsun. Kimse seni aşağılama hakkına sahip değil, sevdiklerim bile.

Ağladım. Bu sefer acıdan değil, rahatlamadan. Çünkü ilk defa biri beni gerçekten gördü.
Bir engel olarak değil,
yaşlı kadın olarak değil,
BİR ANNE olarak. Bir insan olarak.

Evet, uzun süre sustum ama bir gün, oğlum benim için konuştu.
Ve o anda şunu anladım: Bazen sessizlik huzuru değil, başkasının zalimliğini korur.
Sence bir anne huzur için aşağılanmaya göz yummalı mı, yoksa susmak acıyı daha mı çok büyütüyor?

Rate article
Lifequest
Uzun Süre Sessiz Kaldım; Konuşacak Hiçbir Şeyim Olmadığı İçin Değil, Dişimle Dayaşıp Susarsam Ailede…