Eşim, beş yıllık evliliğimizin ardından başka bir adam için beni terk etti ve başta kendimi mağdur gibi hissetsem de, zamanla ben de en iyi eş olmadığımı fark ettim. Çocuğumuz yoktu. İlişkimizin neredeyse ikinci yılında apar topar evlendik. Başlarda her şey çok güzeldi – birlikte hayaller kuruyor, gezilere çıkıyor, sözler veriyorduk. Ama farkında olmadan rutin hayatımız her şeyi tüketti.

Yıllar önceydi, hatırladığımda içimde hâlâ bir sızı hissederim. Beş yıllık evliliğimizin ardından eşim beni başka bir erkek için terk etti ve başlangıçta tamamen mağdur olduğumu düşünmek istedim. O zamanlar anlamasam da zaman geçtikçe ben de pek iyi bir eş olmadığımı fark ettim. Çocuğumuz olmamıştı. İki yıl kadar kısa bir ilişkiden sonra alelacele evlenmiştik. İlk zamanlar her şey çok güzeldi; her gün yeni hayaller kuruyor, dışarı çıkıyor, birbirimize sözler veriyorduk. Ama farkına bile varmadan sıradanlık, hayatımızı yavaş yavaş kemiriyordu.

O dönemde kendimi iyi bir koca sanıyordum; sabahları erkenden kalkıyor, işe gidiyor, para kazanıp eve getiriyordum ya tamam sanıyordum. Eve hep yorgun, bazen de sinirli dönüyordum. Genellikle koltukta telefonla oyalanmayı ya da televizyonun karşısında pineklemeyi, sohbet etmeye tercih ediyordum. O beni dışarı çağırdığında, Başka zaman, Çok yorgunum, Her şey pahalı gibi bahaneler uyduruyordum. Yavaş yavaş ona olan ilgim, sevgim azaldı. Güzel sözler söylemeyi bıraktım. Artık ona bir kadın gibi bakmıyor, evdeki herhangi bir eşya gibi görüyordum.

Bana sık sık serzenişte bulunuyordu. Beraber yaşadığım biri gibiyim, eşin değil, derdi. Ona abarttığını, herkesin evlendikten sonra böyle olduğunu söylerdim. Evde kavga eksik olmazdı, kapılar çarpılır, günlerce konuşmazdık. Hep susmayı, asıl meseleleri düzeltmek yerine geçiştirmeyi seçerdim. O ağladıkça ben daha da içine kapanırdım.

Hayatımızın akışı, onun yeni bir işe başlamasıyla değişmeye başladı. Daha çok kendine bakmaya, makyaj yapmaya, özenle giyinmeye başladı. Sevinmek yerine, kıskanç ve soğuk davrandım. İşten daha geç gelir oldu. Telefonda sürekli gülümseyerek bir şeylere bakardı. Bir akşam dayanamayıp sordum: Birinden hoşlandın mı? Bana şöyle dedi: Tekrar hayatta olduğumu hissetmek hoşuma gidiyor. O cümle hâlâ kulaklarımda yankılanır.

Bir süre her şeyi yoluna koymaya çalıştık. Birkaç kez dışarıda yemek yedik, değişeceğimize dair sözler verdik ama ben aynı adam olarak kaldım. Hep uzak, soğuk, onun hep yanımda kalacağını sanan bir adam. Ve bir gün bana geldi, Artık yapamıyorum, dedi. Biraz zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Kabul ettim ama içimde, onu yitirdiğimi hissediyordum.

Bir gün, tanıdık biri mesaj attı, onu başka bir adamla görmüş. Hiç aramadan, bir kafeye gittim. Camdan bakınca onu yanındaki adamla gülerek konuşurken, elini tutarken gördüm. Dışarıda öylece dikildim, izledim. Kafeden çıkınca önüme geçtim. Gözlerime bakıp sadece Evet, başka biriyle görüşüyorum, dedi.

O gece, hayatımın en ağır konuşmasını yaptık. Ona dök içini dedim, ben de ağladım, Beni mahvettin, dedim. Bana, aldattığından daha fazla acıtan bir şey söyledi: Aylar önce seni terk ettim, sen fark etmedin bile. Kendi içimde değişmeni beklemekten yoruldum, evliliğimizde hep yalnız hissettim, dedi.

Bir hafta geçmeden eşyalarını topladı. Seyrederken ne diyeceğimi bilemedim. Bir şey yapabilir miyim? diye sordum. Artık çok geç, dedi. Kapıyı kapattı, işte o zaman anladım; onu sadece bir başka adama kaptırmamıştım, asıl kendi hatalarıma kaybetmiştim.

Aylarca cehennem azabı çektim. Suçluluk, öfke, kıskançlık, utanç İkisini birlikte fotoğraflarda gördükçe içime hastalık gibi bir şey oturdu. Sonra kendimle yüzleştim; gururum, soğukluğum, umursamazlığım. Bugün eşimin yaptığını mazur görmüyorum ama kendime de yalan söylemiyorum.

Artık yalnız yaşıyorum. Yemek yapmayı, ev toplamayı, hislerimden konuşmayı öğreniyorum. Terapiye gidiyorum. Hayatımda bir daha aşkı sadece faturaları ödemekle ölçen biri olmayı istemiyorum.

Rate article
Lifequest
Eşim, beş yıllık evliliğimizin ardından başka bir adam için beni terk etti ve başta kendimi mağdur gibi hissetsem de, zamanla ben de en iyi eş olmadığımı fark ettim. Çocuğumuz yoktu. İlişkimizin neredeyse ikinci yılında apar topar evlendik. Başlarda her şey çok güzeldi – birlikte hayaller kuruyor, gezilere çıkıyor, sözler veriyorduk. Ama farkında olmadan rutin hayatımız her şeyi tüketti.